ictihat

4. Ceza Dairesi 2013/7182 E. , 2013/8157 K.

# 4. Ceza Dairesi 2013/7182 E. , 2013/8157 K. 4. Ceza Dairesi 2013/7182 E. , 2013/8157 K. "İçtihat Metni" Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, kamu davasının reddine dair (İSTANBUL) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 23/06/2011 tarihli ve 2010/4501 esas, 2011/1079 sayılı kararının, Adalet Bakanlığınca yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/01/2013 gün ve 15391 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi: İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre, İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesince, aynı suçtan aynı sanık hakkında İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/5556 esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/7. maddesinde yer alan "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, davanın reddine karar verilir." hükmü gereğince davanın reddine karar verilmiş ise de, sanığın tehdit eylemine ilişkin kamu davasının ilk olarak 10/05/2010 tarihinde İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesine açıldığı, İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesine ise 16/06/2010 tarihinde açıldığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA I-Olay: Sanık ... hakkında tehdit suçundan İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesine açılan kamu davasının yargılaması sırasında, aynı sanık hakkında, aynı müştekiye yönelik tehdit suçundan İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesinde de devam eden yargılamanın bulunması nedeniyle, 23/06/2011 tarihli celsede davanın reddine karar verildiği, tarafların yüzüne karşı verilen bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin, ret kararının yerinde olmadığına yönelik ihbarı nedeniyle, Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Aynı fiil için aynı sanık hakkında açılan birden fazla kamu davası nedeniyle, mahkemece verilen ret kararının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: 5271 sayılı CMK’nın “Duruşmanın sona ermesi ve hüküm” başlıklı 223. maddesinin 1. fıkrasında “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” aynı maddenin 7. fıkrasında ise; “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” hükümlerine yer verilmiştir. İnceleme konusu somut olayda; aynı sanık hakkında, aynı müştekiye yönelik tehdit eylemi nedeniyle, İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesine 10/05/2010 tarihinde kamu davası açıldığı, iddianamenin 25/05/2010 tarihinde kabul edildiği, İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesine ise 16/06/2010 tarihinde kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda sanık hakkında tehdit suçundan ilk olarak, İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış olması nedeniyle, bu mahkemece yargılamaya devam olunması gerekirken, davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarihli ve 2010/8-2 esas, 2010/68 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, karar veya hükmün yasa yararına bozulması sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak 309. maddenin 4. fıkrasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bozma nedenleri; Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlere yönelik ise, (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, “tekriri muhakeme” yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da yapılamayacaktır. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, 1- Tehdit suçundan sanık ... hakkında (İSTANBUL) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 23/06/2011 tarih ve 2010/4501 esas, 2011/1079 sayılı kararının, CMK’nın 309/4-c maddesi uyarınca Kanun Yararına BOZULMASINA, 2- Kararın davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki hükümlere yönelik olması nedeniyle, aynı Kanun maddesinin 4–c bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurmamasına ve yeniden yargılama yapılmamasına, 21.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.