
CMK 109/3-b Uyarınca İmza Yükümlülüğü: İhlal Sonrası Tutuklama Riski ve İnfaz Usulü
Adli kontrol altında imza yükümlülüğünün ihlali, CMK 112 uyarınca hürriyeti bağlayıcı tedbirlerin uygulanmasına sebebiyet veren kritik bir usul hatasıdır. İspat yükü ve haklı mazeret olgusunun Yargıtay içtihatları doğrultusunda belgelendirilmesi, tutuklama riskinin bertaraf edilmesinde belirleyici rol oynar.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 109/3-b bendinde düzenlenen "belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak" yükümlülüğü, adliye pratiğinde en sık başvurulan adli kontrol tedbiridir. Tutuklamanın hukukiliği ve orantılılığı ilkesi uyarınca, şüpheli veya sanığın hürriyetini en az kısıtlayan ancak yargılamanın selametini sağlayan bu tedbir, ihlali halinde ağır hukuki yaptırımları beraberinde getirir. 2026 yargı pratiği ve güncel yüksek mahkeme içtihatları, adli kontrolün sadece bir şekli zorunluluk değil, aynı zamanda savunma hakkının ve tutuksuz yargılanma iradesinin bir tezahürü olduğunu teyit etmektedir.
CMK 109/3-b Kapsamında İmza Yükümlülüğünün Hukuki Niteliği
Adli kontrol tedbirleri, tutuklamanın nedenlerinin varlığına rağmen, kişi hürriyetine daha az müdahale edilerek adli makamların denetimini sağlayan istisnai koruma tedbirleridir. CMK m. 109/1 uyarınca, tutuklama yasağı öngörülen hallerde veya tutuklama nedenlerinin varlığına rağmen adli kontrolün yeterli olacağı kanaatine varıldığında imza yükümlülüğüne hükmedilebilir. Bu yükümlülük, şüphelinin kaçma riskini minimize etmeyi ve yerleşim yerindeki mevcudiyetini denetlemeyi amaçlar.
Yargı mercileri, şüphelinin sosyal durumu, ekonomik şartları ve suçun niteliğine göre imza periyodunu (günlük, haftalık veya aylık) belirleme yetkisine haizdir. Ancak bu yetki kullanılırken ölçülülük ilkesi (oranlılık) göz ardı edilmemelidir. Örneğin, çalışma hürriyetini imkansız kılacak düzeyde, her gün sabah ve akşam imza atılması yönündeki kararların, tedbirin amacını aşarak cezalandırmaya dönüştüğü savunulabilir.
"Adlî kontrol Madde 109... : (1) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. ... (3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir: ... b) Belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109/3-b
Adli Kontrol Kararının Tebliği ve İnfaz Başlangıç Usulü
Adli kontrol kararı verildikten sonra, dosya derhal Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne (DSM) gönderilir. İnfaz süreci, mahkeme kararının şüpheliye tefhimi veya tebliği ile değil, DSM tarafından yapılan usulüne uygun çağrı veya bilgilendirme ile başlar. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 57 uyarınca, şüpheliye gönderilen tebligatta tedbirin türü, ne şekilde yerine getirileceği ve uyulmamasının sonuçları açıkça belirtilmelidir.
Pratikte en sık karşılaşılan sorunlardan biri, şüphelinin mahkeme salonunda kararı duymuş olmasına rağmen, DSM'den çağrı beklerken imza atmaya başlamamasıdır. Ancak Yönetmelik m. 57/1 uyarınca, adli kontrol tedbirinin gereklerinin derhal yerine getirilmesi gerektiği tebligatta açıklanmalıdır. Tebligata rağmen mazereti olmaksızın kasıtlı olarak yükümlülüğe başlanmaması, "ısrar" şartı aranmaksızın ihlal olarak kabul edilebilir.
"Adli kontrol kararı kaydedildikten sonra, infaz işlemlerinin başlatılması için karar doğrudan vaka sorumlusuna gönderilir. Hakkında adli kontrol kararı verilen şüpheli veya sanığa gönderilen tebligatta; adli kontrol tedbirinin türü, tedbirin ne şekilde ve ne zaman yerine getirileceği, uyulması gereken kurallar, tedbirin gereklerinin derhal yerine getirilmesi gerektiği açıklanır."
Kaynak: Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 57/1
Tebligatın Usulsüzlüğü ve Savunma Hakkı
Tebligatın kanuna uygun yapılmaması, imza ihlali nedeniyle verilecek bir tutuklama kararını sakatlayacaktır. Şüphelinin güncel MERNİS adresine veya bildirdiği son adrese tebligat yapılmaması durumunda, yükümlülüğün bilindiği varsayılamaz. 2026 yargı pratiğinde, e-tebligat sisteminin kullanımı yaygınlaşmış olsa da, teknik aksaklıkların ispatlanması halinde "kusur yokluğu" savunması yapılabilmektedir.
Vaka Sorumlusunun Bilgilendirme Yükümlülüğü
Vaka sorumlusu, şüpheliye imza atacağı birimi (polis merkezi veya jandarma karakolu) ve zaman aralığını bildirmekle yükümlüdür. Bu aşamada yapılan hatalar veya yanlış yönlendirmeler, şüphelinin lehine yorumlanmalıdır. İhlal tutanağı tutulmadan önce, şüphelinin DSM sistemine dahil edilip edilmediği titizlikle incelenmelidir.
Belirlenen Yer ve Zaman Diliminde İmza Atma Zorunluluğu
İmza yükümlülüğü, şüphelinin belirli bir coğrafi alanda denetim altında tutulmasını amaçlar. Mahkeme kararı aksini belirtmedikçe, imzalar genellikle ikametgahın bağlı olduğu kolluk biriminde atılır. Şüphelinin geçici olarak başka bir şehre gitmesi durumunda, DSM aracılığıyla "başvuru yerinin değiştirilmesi" veya "geçici muafiyet" talep edilmelidir. Kendi kendine başka bir karakola giderek imza atmak, kural olarak yükümlülüğün yerine getirildiği anlamına gelmez ve ihlal sayılabilir.
Zaman dilimi konusunda ise mahkemeler "Pazartesi ve Perşembe günleri mesai saatleri içerisinde" gibi genel ifadeler kullanabileceği gibi, spesifik saat aralıkları da belirleyebilir. Belirlenen günün resmi tatile denk gelmesi durumunda, yükümlülüğün tatili takip eden ilk mesai günü yerine getirilmesi gerektiği adliye teamüllerindendir.
Haklı Mazeret Kavramı ve İspat Vasıtaları
İmza ihlalinin "kasıtlı" ve "mazeretsiz" olması, yaptırım uygulanabilmesi için zorunlu unsurlardır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatları, mazeretin varlığı halinde ihlalin oluşmayacağını teyit etmektedir. Haklı mazeretler; ağır hastalık, kaza, doğal afet, gözaltı gibi şüphelinin iradesi dışında gelişen ve imza atmasını fiilen imkansız kılan durumlardır.
- Sağlık Mazereti: Sadece beyan yeterli olmayıp, tam teşekküllü devlet hastanesinden veya ilgili birimden alınan, yataklı tedaviyi veya evden çıkamayacak derecedeki istirahati belgeleyen rapor sunulmalıdır.
- İş Durumu: İş seyahatleri veya yoğun çalışma temposu kural olarak "haklı mazeret" sayılmaz; ancak önceden izin alınması veya DSM'ye bildirim yapılması durumu değiştirebilir.
- Mücbir Sebepler: Ulaşımın kesilmesi, sel veya deprem gibi durumlar kamu otoritelerince teyit edilebilir nitelikte olmalıdır.
"...15/07/2015 tarihli bireysel görüşmeye katılmadığından bahisle ikinci bir uyarı yapılmaksızın dosyasının kapatıldığı anlaşılmakla, olayda ısrar şartı gerçekleşmediğinden denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek mahkûmiyet kararı verilmesi... bozmayı gerektirmiştir."
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/17407 - Karar No: 2022/14125
İmza İhlali Halinde Uygulanacak Yargısal Prosedür
İmza yükümlülüğünün bir kez dahi mazeretsiz olarak yerine getirilmemesi, infaz dosyasının DSM tarafından kapatılmasına neden olur. Yönetmelik m. 57/2 uyarınca, ihlal gerçekleştikten sonra DSM şüpheliyi uyarmak zorunda değildir; doğrudan dosyayı Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla ilgili mahkemeye gönderir.
Ancak yargılama aşamasında, mahkemenin bu ihlali nasıl değerlendireceği tartışmalıdır. Yargıtay, imza ihlali nedeniyle "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" (HAGB) kararının geri alınması veya hapis cezasının infazına karar verilmesi süreçlerinde, mutlaka duruşma açılması ve sanığın savunmasının alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Evrak üzerinden yapılan incelemelerle şüphelinin/sanığın aleyhine karar verilmesi, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir.
"5271 sayılı CMK.nun 231/11. madde ve fıkrası gözetilerek duruşma açılıp hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde evrak üzerinden karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan ... BOZULMASINA..."
Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2009/17744 - Karar No: 2011/17230
Denetimli Serbestlik Müdürlüğü Tarafından Yapılan İhlal Bildirimi
DSM, kolluk birimlerinden gelen "imza atmadı" şeklindeki tutanakları esas alarak işlem yapar. Kolluk birimlerindeki imza defterleri veya dijital kayıtlar (Uyap veya parmak izi sistemleri) bu noktada kesin delil niteliğindedir. DSM vaka sorumlusu, şüpheliye ulaşıp "neden gelmedin?" diye sormakla yükümlü değildir; ancak uygulamada genellikle bir uyarı yazısı gönderilmektedir.
İhlal Bildiriminde Süreç Akışı
- Kolluk Bildirimi: İlgili günün sonunda imza atılmadığına dair tutanak tutulur.
- DSM Değerlendirmesi: Vaka sorumlusu mazeret sunulup sunulmadığını kontrol eder.
- Dosyanın Kapatılması: "İnfaz edilemedi" şerhiyle dosya Cumhuriyet Başsavcılığına iade edilir.
- Mahkeme Kararı: İlgili mahkeme, ihlalin mahiyetine göre CMK 112 gereği tutuklama veya ek yükümlülük kararı verir.
CMK 112/1 Uyarınca Tutuklama Kararı Verilme Koşulları
Adli kontrol yükümlülüklerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Buradaki "verebilir" ifadesi, hakime takdir yetkisi tanımaktadır. İhlal küçük bir gecikmeden kaynaklanıyorsa veya ilk kez gerçekleşmişse, mahkeme yükümlülüğü ağırlaştırarak (örneğin imza sayısını artırarak) devam kararı verebilir.
Ancak ağır suçlamalarla yargılanan ve imza ihlalini kaçma hazırlığı olarak değerlendirilen dosyalarda, mahkemelerin eğilimi doğrudan tutuklama yönündedir. Özellikle terör suçları, uyuşturucu ticareti veya nitelikli dolandırıcılık dosyalarında imza ihlali, adli kontrolün "yetersiz kaldığının" kesin kanıtı olarak kabul edilmektedir.
Adli Kontrol ve Tutuklama Karşılaştırma Tablosu
| Parametre | Adli Kontrol (İmza) | Tutuklama |
|---|---|---|
| Hukuki Dayanak | CMK m. 109 | CMK m. 100 |
| Hürriyet Kısıtı | Düşük (Kısmi Hareket Serbestisi) | Tam (Kapalı Kurum) |
| İhlal Sonucu | CMK 112 uyarınca Tutuklama Riski | - |
| Cezadan Mahsup | Kural olarak hayır (m. 109/6)* | Evet |
| Süre Sınırı | Soruşturma/Kovuşturma boyunca | Kanuni azami süreler |
*Not: Konutu terk etmemek tedbiri (CMK 109/3-j) istisnadır; her iki gün bir gün olarak mahsup edilir.
Adli Kontrol Tedbirinin Değiştirilmesi veya Kaldırılması Talebi
Şüpheli veya müdafi, soruşturma veya kovuşturmanın her aşamasında adli kontrolün kaldırılmasını veya değiştirilmesini talep edebilir. CMK m. 110/2 uyarınca hakim, Cumhuriyet savcısının istemiyle veya resen; yükümlülükleri kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.
Değişiklik taleplerinde özellikle "işe giriş", "şehir dışı eğitim" veya "sağlık tedavisi" gibi somut gerekçeler sunulmalıdır. Mahkemeler, imza yükümlülüğünün sanığın hayatını idame ettirmesine engel olduğu durumlarda, imza günlerini seyreltme veya sadece belirli bir il sınırını terk etmeme tedbirine dönüştürme eğilimindedir.
"Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 110/2
İmza Aidiyeti ve Sahtecilik İddialarının Teknik Analizi
Adli kontrol defterindeki imzanın şüpheliye ait olup olmadığı tartışma konusu olduğunda, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan "maddi gerçeğin araştırılması" ilkesi devreye girer. Şüpheli, kendisi yerine bir başkasının imza attığını veya imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederse, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 211 ve Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki bilirkişi hükümleri uyarınca inceleme yapılmalıdır.
İmza incelemesinde dikkat edilecek hususlar: 1. Mukayese İmzalar: Şüphelinin resmi kurumlardaki (tapu, banka, emniyet) ıslak imzaları celp edilmelidir. 2. İsticvap: Hakim, imzayı inkar eden tarafı duruşmada dinleyerek huzurda imza örneği almalıdır. 3. Bilirkişi Raporu: "Kuvvetle muhtemel" ibaresi içeren raporlar, ceza yargılamasında "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği tek başına mahkumiyet veya ihlal kararına esas alınamaz.
"Mahkemece yapılan imza incelenmesinde tanzim tarihinden önceki imza ve yazı örnekleri toplanmamış olup ... bilirkişi tarafından dosyaya celbedilen imza örneklerinin rapor tanzimine yeterli görülmediğinin belirtilmesi durumunda ... yeniden imza atması mahkemeden talep edilebilir."
Kaynak: Ankara BAM 22. Hukuk Dairesi - Esas No: 2018/826 - Karar No: 2019/571
Belgeyi Gör: T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
İmza İmzalamayan Katibin Karara Etkisi
Adli kontrol süreci bir bütündür ve yargılamanın her aşamasında usul kurallarına riayet edilmelidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, kararın veya duruşma tutanağının zabıt katibi tarafından imzalanmamasını dahi mutlak bir bozma nedeni olarak kabul etmektedir. Bu durum, adli kontrol ihlali sonrası verilen kararların da şekli şartlara uygun olması gerektiğini göstermektedir. Şayet adli kontrol kararının dayandığı asıl hüküm usulen sakat ise, bu hükme dayalı "denetimli serbestlik ihlali" kararları da hukuken tartışmalı hale gelecektir.
"Gerekçeli kararın zabıt katibi tarafından imzalanmaması suretiyle CMK.nun 232/7. madde ve fıkrasına aykırılık yapılması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan ... BOZULMASINA..."
Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2009/11806 - Karar No: 2011/11998
Adli Kontrol Altında Geçen Sürenin Cezadan Mahsubu Meselesi
CMK m. 109/6 uyarınca, adli kontrol altında geçen süre kural olarak cezadan mahsup edilmez. Bu durum, adli kontrolün bir "infaz" değil, "tedbir" olması ilkesine dayanır. Ancak bu kuralın iki önemli istisnası mevcuttur: 1. CMK 109/3-e: Şüphelinin veya sanığın özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatırılması hali. 2. CMK 109/3-j: "Konutunu terk etmemek" (ev hapsi) yükümlülüğü. Bu yükümlülük altında geçen her iki gün, hapis cezasının mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
İmza yükümlülüğü (m. 109/3-b) ise bu mahsup imkanından yararlanamaz. Bu durum, uzun süren yargılamalarda sanık aleyhine bir "hürriyet kısıtlaması" oluştursa da mevcut yasal düzenleme bu yöndedir.
Uygulama Notu: Adliye Pratiğinde İhlal Sonrası İzlenecek Yol Haritası
Bir imza ihlali ile karşılaşıldığında, profesyonel hukukçuların ve şüphelilerin izlemesi gereken aksiyon planı şöyledir:
- Derhal Mazeret Bildirimi: İhlalin yapıldığı günden itibaren 5 gün içinde DSM'ye resmi bir dilekçe ve ekinde geçerli mazeret belgesi (sağlık raporu vb.) sunulmalıdır.
- Karakol Kayıtlarının Kontrolü: İmzaya gidildiği halde kolluk görevlisinin sisteme girmemesi veya defteri imzalatmayı unutması gibi durumlar için karakolun kamera kayıtlarının muhafazası talep edilmelidir.
- Mahkemeye Beyan: Dosya mahkemeye iade edildiğinde, tutuklama sevkine gerek kalmaksızın, ihlalin kasıtlı olmadığını ve tedbirin devamını talep eden bir savunma dilekçesi verilmelidir.
- Ek Yükümlülük Talebi: Mahkemenin tutuklama eğiliminde olduğu durumlarda; yurtdışı çıkış yasağına ek olarak güvence miktarı (kefalet) yatırılması veya elektronik kelepçe takılması gibi daha ağır ama hürriyeti bağlamayan seçenekler sunulmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. İmza atmak için karakola gittim ancak görevli yerinde yoktu, bu durumda ne yapmalıyım? Kolluk görevlisinin yerinde olmaması mazeret sayılmaz. Karakoldaki nöbetçi amire veya diğer memurlara müracaat edilerek durum tutanak altına alınmalı veya en azından karakolun önünden saat ve tarih içeren bir video/fotoğraf çekilerek mazeret delillendirilmelidir. En güvenli yol, durumu aynı gün Cumhuriyet Savcılığına bir dilekçe ile bildirmektir.
2. Adli kontrol kararı varken ikamet adresimi değiştirebilir miyim? Adli kontrol kararı belirli bir yerleşim yeri üzerinden verildiği için adres değişikliği ancak hakim veya mahkeme onayı ile mümkündür. Onay alınmadan yapılan adres değişikliği, imzaların aksamasına ve "yükümlülüğe aykırılık" nedeniyle tutuklamaya sebebiyet verebilir.
3. İmza yükümlülüğü ne kadar süre devam eder? CMK'da imza yükümlülüğü için spesifik bir azami süre öngörülmemiştir. Ancak tutukluluk sürelerindeki azami sınırlar (CMK m. 102) ve ölçülülük ilkesi kıyasen uygulanır. Soruşturma aşamasında 4 aylık aralıklarla adli kontrolün devamının gerekip gerekmediği hususunda sulh ceza hakimi tarafından karar verilmesi zorunludur.
4. Başkasının yerine imza atılması durumunda hangi suçlar oluşur? Bu durum, Türk Ceza Kanunu m. 204 (Resmi belgede sahtecilik) ve m. 206 (Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan) suçlarını oluşturabilir. Ayrıca asıl şüpheli hakkında adli kontrolün ihlali nedeniyle derhal tutuklama kararı verilir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
- Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2009/11806 - Karar No: 2011/11998.
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/17407 - Karar No: 2022/14125.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2009/17744 - Karar No: 2011/17230.
- Ankara BAM 22. Hukuk Dairesi - Esas No: 2018/826 - Karar No: 2019/571.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2014/781 - Karar No: 2017/503.
Yasal Uyarı: Bu makale, CMK 109/3-b kapsamındaki adli kontrol ve imza yükümlülüklerine ilişkin genel bilgilendirme amacıyla Editör tarafından hazırlanmıştır. Hukuki süreçler somut olayın özelliklerine, delil durumuna ve yargı merciinin takdirine göre değişkenlik gösterebilir. Hak kaybına uğramamak adına süreçlerin bir hukuk profesyoneli eşliğinde takip edilmesi tavsiye edilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.