ictihat

6. Ceza Dairesi 2017/2934 E. , 2019/5228 K.

# 6. Ceza Dairesi 2017/2934 E. , 2019/5228 K. 6. Ceza Dairesi 2017/2934 E. , 2019/5228 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Asıl Karar mahkumiyet, Yargılamanın iadesi talebinin reddine Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık savunmanının duruşmalı inceleme isteminin incelenmesinde; Kesinleşmiş hükümde suç olduğu saptanan olaya ilişkin yargılamanın iadesini gerektiren hususların belirlenmesi ve uygulanmasıyla sınırlı olan yargılamanın iadesi yargılamasında, duruşmalı temyiz incelemesi yapma olanağı bulunmadığından; sanık savunmanının duruşmalı inceleme isteminin REDDİNE, II-Sanık ... hakkında yargılamanın iadesi talebinin reddine dair hükmün incelenmesinde; Yargılamanın yenilenmesi; yargılama sonunda ortaya çıkan kesin hükümde yanılgıların bulunduğunun sonradan anlaşılması üzerine başvurulan bir yasa yoludur. Kesin hüküm, toplumda hukuki güvenliği kurmak amacını taşımaktadır. Ancak; bu durum hukuki güvenliğin sağlanması için yeterli olmayıp bunun yanında adaletin de gerçekleşmiş olması gerekir. İyi bir kesin hüküm, adalet ve hukuki güvenlik kavramlarını dengede tutabilen bir hükümdür. Ortaya yeni çıkan ve delillerle daha önce ulaşıldığı sanılan adaletin sarsıldığı durumlarda kesin hükmün kaldırılıp, yargılamanın yenilenmesi adlı bir yasa yolunun doğmasına neden olmuştur. Yargılamanın yenilenmesini istenebilmesi için yasada açıklanmış bulunan (CMK 311-314) nedenlerden birinin gerçekleşmiş olması şarttır. Yasada öngörülen yenileme nedenleri; a) Mahkumun lehine ve aleyhine uygulanabilecek olan ortak nedenler, a.a ) Karara temel teşkil eden bir belgenin sahteliğinin anlaşılması (CMK 311/ bend-a, 314/bend-a), b.b) Bir tanığın gerçeğe aykırı beyanda bulunması ya da bilirkişinin gerçeğe aykırı rapor vermesi (kasten ya da ihmal sonucu) (CMK 311/bend b, 314/bend-b), c.c) Kararı vermiş olan yargıçlardan birinin suç işlemesi (CMK 311/bend-c, 314/bend-c), b) Mahkum lehine uygulanabilecek nedenler; a.a) Mahkemenin cezaya ilişkin son kararının bir hukuk mahkemesinin kararına dayanması durumunda, Hukuk Mahkemesi'nin kararının kesinleşmiş olan bir kararla bozulması, (CMK 311/bend-d), b.b) Mahkumun beraatine ya da daha hafif bir suçtan ötürü cezalandırılmasını gerektirecek yeni delil ve olguların ortaya çıkması (CMK 311/bend-e), c.c) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş karar ile tespit edilmiş olması (CMK 311/bend-f ) Bunlar gerek yalnız, gerekse daha önceki yargılamada kullanılan olgu ve delillerle bu sonucu ortaya çıkarabilecek güçte olduklarında, birer yenileme nedeni olarak kabul edileceklerdir. Bunların fiille ilgili olması ve mahkemeye bildirilmediğinden hükümde dikkate alınmamış her türlü vakıa ve delil olmasıdır. Bunların mahkum tarafından önce biliniyor olması, olmaması önemli olmaksızın yeni sayılır. Buradaki yenilik taraf bakımından değil mahkemeye bakımındandır. Önemli ve ciddi bulunması önde önemlidir. İşte bu aşamada; Davanın kabule şayan olup olmadığı önceki son kararı veren mahkeme tarafından incelenecek, olumlu sonuca ulaşılırsa, dava dilekçesi karşı tarafa bildirilip, mahkemece delil toplanmasına geçilecektir. Toplanan ek ve yeni deliller birlikte değerlendirildiğinde daha sağlam bir sonuca ulaşmak mümkün olacaktır. Bu aşamadan sonra, son soruşturmanın yeniden yapılıp yapılmayacağı açıklanacaktır. Birinci derece yargılamadaki ilk soruşturmaya bir faaliyet olan yargılamanın yenilenmesi delil toplama ve sonuç çıkarma sonunda, son soruşturmanın yenilenmesi veya yenilemeye gerek olmadığını niteliğinde karar verilecektir. Mahkeme yargılamanın yenilenmesinde ileri sürülen nedenleri, yargılamayı yeniden yapmaya yeterli bulmazsa son soruşturmanın yenilenmesine gerek olmadığına, aksi halde son soruşturmanın yeniden yapılmasına karar verir. Mahkum ölmemiş ise; yenileme yargılaması duruşmalı yapılacaktır. Birinci derece yargılamasındaki duruşma kuralları kıyasen uygulanacaktır. Ceza Mahkemesi maddi gerçeği araştırmak amacıyla yerel mahkemeler veya olağan kanun yollarında değil olağanüstü kanun yolları ve tali davalarda da geçerlidir. Deliller eksiksiz toplanmalıdır. Duruşma sonunda; yargılama öncesi kararın değiştirilmesine yer olmadığına, önceki kararın “tasdikine”, aykırısı durumunda önceki kararın ortadan kalktığını belirtip mahkeme yeni bir karar vermek durumundadır. Burada yeni delil ve vakıa hüküm veren mahkemeye bildirilmediği için hüküm kurulurken dikkate alınmamış olan her türlü vaka ve delilerdir. Mahkum tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni sayılır. Hükmü veren mahkeme bilmediği için hüküm kurulurken dikkate alınmamış olan her türlü olgu ve delil yeni sayılır. Hüküm veren mahkemenin delillerle doğrudan teması olup, onun tarafından diğer deliller ile birlikte ele alınmadığı sürece temyiz denetiminden geçtiğinden bahsedilemez, zımnen de olsa benimsenemez. Bir anlık aykırı düşünülse bile bu durumda bir hata ile de adalet ve hukuki güvenlik kavramlarının dengede tutulduğu iddia edilemeyecektir. Somut dosyamıza gelince; Sanık ... hakkında 22/04/2014 tarihli iddianame ile müşteki ...’e yönelik yağma suçundan açılan kamu davasına istinaden yapılan yargılama sonucunda İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/01/2015 tarihli ve 2014/56 Esas-2015/16 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nin 149/1-a, 62/1. maddeleri gereğince 11 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, sanık savunmanının temyizi üzerine bahse konu kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 08/12/2015 tarih ve 2015/1665 Esas, 2015/45766 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmasına karar verilip kesinleştiği; sanık ... savunmanının 06/01/2016 tarihli yargılamanın yenilenmesi talebini içeren dilekçesi üzerine, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dosyanın yargılamanın yenilenmesi yönünden ele alınmak suretiyle yapılan yargılama sonucu; olay gün ve saati itibariyle sanığın Şanlıurfa ili, Akçakale ilçesinde, burun kırığı nedeniyle tedavi gördüğü, dolayısı ile olay yeri olan İstanbul ili, Kağıthane ilçesi, Gültepe semtinde bulunmadığını, beyan etmiş ise de, dosya arasında bulunan UYAP kayıtlarındaki sanıkla ilgili mahkeme kararlarından anlaşılacağı üzere sanığın yargılama konusu olayla başka dosyalarda da ilgi ve irtibatının bulunduğu, yargılamanın yenilenmesine gerekçe yapılan hastane kayıtları hususunun yukarıda ayrıntısı belirtilen şekilde temyiz inceleme aşamasında iken tüm belgelerin sunulduğu, Yargıtay temyiz merciince suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde bir isabetsizlik olmadığının açıkça ilamda belirtildiği, dosyaya sunulan belgelerin temyiz inceleme gününden önce dosya içerisinde bulunduğu, mağdurun yaşı nedeniyle sonradan teşhis yapamamasının kesinleşen hükmü ortadan kaldırmayacağı, olayın sıcağı sıcağına, 02/11/2013 tarihinde yapılan fotoğraf teşhis tutanağının açık ve net olduğu böylece yargılanmasının yenilenmesini gerektirir bir delil bulunmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiğinin, sanık ... hakkında hüküm kuruluncaya kadar alınan hiçbir savunmasında olay tarihinde Urfa’da bulunmadığını, hatta hastanede olduğunu beyan etmediği aksine kararın temyiz aşamasında 17/03/2013 ve 23/03/2013 tarihli temyiz dilekçelerinde hastanede yattığından veya burnunun kırılmasından bahsetmeyip Urfa ilinde pvc işinde çalıştığını beyan etmiş, sonrasında avukatının verdiği 10/04/2015, 12/06/2015 tarihli temyiz dilekçelerinde sanığın suç tarihinde hastanede yattığı yönünde savunma yaptığının anlaşılması karşısında; Ceza yargılamasının amacı, usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda somut gerçeğin her türlü kuşkudan uzak bir biçimde kesin olarak saptanmasıdır. Gerek 1412 sayılı CMUK gerekse 5271 sayılı CMK adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle, maddi gerçeğe ulaşmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle hüküm kesinleşinceye kadar, inceleme olanağı bulunan kanıtların ele alınıp değerlendirilmesi, diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşmesi için, olaya ışık tutabilecek nitelikteki tüm yasal kanıt ve belgelerin araştırılıp tartışılması, doğruluğunun her türlü kuşkudan uzak bir şekilde ispatı zorunludur. Hal böyle olunca; Sanık ...’ın 23/07/2013 -26/07/2013 tarihleri arasında burun kırığı nedeni ile Akçakale Devlet Hastanesinde yatması ile ilgili olarak hasta dosyasının tamamının ve hastaneye başvuru sırasında sunmuş olduğu fotoğraf içeren kimlik belgesinin dosyaya celp edilmeksizin, dosyada mevcut ıslak imza bulunmayan Epikriz Formunda bulunan 6 adet farklı tarihli ve yara pansumanı ibareli barkodun ne anlama geldiğinin, yatan hastaya yapılan her işlemle ilgili barkod düzenlenip düzenlenmediğinin hastane yönetiminden sorulup ve/veya resen araştırılmadan, belgede sanığın tedavisini yapan doktor “...’ın” ıslak imzasının ve/veya elektronik imzasının işlenmemiş olması da dikkate alındığında, adı geçen doktorun Akçakale Devlet Hastanesinde çalışıp çalışmadığı, çalışmış ise hangi tarihlerde görev yaptığı belirlenip, gereğinde bu konuda beyanı alınıp, hastanede yatırılarak yatak tedavisi sürdürülen ... ile ilgili dosya ve günlük izleme evraklarının tamamının getirilip, katılan ...’e 02/11/2013 tarihinde yaptırılan fotoğraflı teşhis üzerine tutulan tutanakta mağdurun “Fotoğraf albümündeki 5. sıradaki şüphelilerin fotoğraflarını teşhis ettiği” belirtildiğinden bu teşhiste kullanılan fotoğrafların birer örneği de dosyaya getirtilip, sonucuna göre, delillerin bir bütün halinde tartışılarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ile yetinilip, yazılı şekilde karar verilerek adalet ve hukuki güvenlik kavramlarının dengede tutulmasının engellenmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 25/10/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.