ictihat

12. Ceza Dairesi 2024/3419 E. , 2024/5520 K.

# 12. Ceza Dairesi 2024/3419 E. , 2024/5520 K. 12. Ceza Dairesi 2024/3419 E. , 2024/5520 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI :2022/300 E., 2022/580 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yargıtay 12. Ceza Dairesinin,13.06.2024 tarihli ve 2023/5359 Esas, 2024/3264 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.09.2024 tarihli ve KD-2023/75333 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı CMK'nın 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, dava zamanaşımının gerçekleştiği bir durumda Yargıtay özel dairesince hükmün esastan incelenerek beraat kararının onanmasının mümkün olmadığı, bu itibarla, onama ilamının kaldırılması ve sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusundaki nedenle sınırlı olarak yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, 2023/6-7 Esas, 2023/481 Karar nolu ilamında da belirtildiği üzere; Dairemizce yapılan temyiz incelemesinden önce atılı suça ilişkin dava zamanaşımı gerçekleşmiş ise de "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlleri ile sınırlı tutulmasının söz konusu düzenlemenin konuluş amacına ters düşeceği, CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, dosyanın mevcut durumunu ifade ettiği, başka bir anlatımla, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, aleyhine olan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği, ayrıca çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle zamanaşımının gündeme geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, düşme kararı verilmesinin söz konusu gecikmenin sonucunun sanığa yükletilmesi anlamına geleceği, diğer taraftan beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki lekelenmeme hakkının da ihlali niteliğinde olacağı, zira yargılamanın geldiği aşama itibarıyla beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda tereddüte yol açacağı, son olarak da sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuk davaları üzerindeki etkisine dair, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarihli ve 1437-15 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı CMK'nın 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 13.06.2024 tarihli ve 2023/5359 Esas, 2024/3264 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava zamanaşımı süresinin dolmasının ilk ve en önemli sonucu, 5237 sayılı TCK’nın 66. maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere kamu davasının düşmesidir. Davanın düşmesi devletin suç nedeniyle ortaya çıkan cezalandırma yetkisinin ortadan kalkmasından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle devlet yargılama hakkından vazgeçmektedir. Davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkin sorun diğer tüm sorunlardan önce ele alınmalı ve karara bağlanmalıdır. Zira davanın zamanaşımına uğradığına hükmedilmesi halinde, başka hiçbir işlem yapılmaksızın düşme kararı verilmesi zorunludur. Zamanaşımının uygulanması sanığa herhangi bir külfet getirmediğinden, diğer düşme nedenlerine göre öncelikle uygulanacaktır. Dava zamanaşımı 5237 sayılı TCK’nın 72. maddesi uyarınca re'sen uygulanır ve bundan şüpheli, sanık ... hükümlü vazgeçemezler. Kanuna böyle bir hüküm konulmasının nedeni, zamanaşımının suçlunun değil, kamunun yararı için kabul edilmiş olmasıdır. Buna göre açılan kamu davasında davanın aşamalarına göre mahkeme ya da Yargıtay re’sen ve diğer iddialardan önce davanın düştüğüne karar vermelidir. Yargıtay önceki uygulamalarında dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle verilen düşme hükmünü temyiz eden sanıkların bu talebini, hükmü temyizde hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. 5271 sayılı CMK’daki düzenleme gereğince, dava zamanaşımının gerçekleştiği hallerde dahi şartları varsa zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesi kararı değil, derhal beraat kararı verilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.11.2010 gün ve 136-229 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında; zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda, derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren hâller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi hâlde yani derhâl beraat kararı gerektiren hâllerde zamanaşımından düşme kararı verilmemesi, derhal beraat kararı verilmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır (CGK-K.2015/424). Bu durumda derhal beraat kararı verilecek halin belirlenmesi ve değerlendirilmesi gerekir. CMK m. 223/9’a göre hükmünün uygulanması ve özellikle “derhal beraat” kavramının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda, doktrinde ve uygulamada iki ayrı görüşün ortaya çıktığı görülmektedir. Birinci görüşe göre; 5271 sayılı CMK m. 223/9′da yer alan “derhal” kavramını, “delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek”, “işin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” veya “kanun değişikliği ile fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması halleri” ile sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ile uygulamak gerektiğinden, dava zamanaşımı süresi dolduğu için dosyanın esasına girmeden, davayı düşürmek gerektiği şeklinde bir görüş bulunmaktadır. İkinci görüşe göre; yargılamanın geldiği aşama itibariyle ilave bir araştırma yapılmasına veya delil toplanmasına gerek kalmadan, verilmiş olan beraat kararı usule ve kanuna uygun bir karar olarak değerlendiriliyorsa, derhal beraat kararı verilmelidir. Yapılacak değerlendirmeye göre; beraat kararı hukuka ve kanuna uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla, örneğin, sanığın mahkumiyetine karar vermek gerekiyorsa veya eksik soruşturma varsa, bu takdirde davanın zamanaşımından düşürülmesi gerekir. Bu değerlendirme sonucu; olayımızda, 2863 sayılı Yasaya aykırılık suçundan sanık hakkında kamu davası açıldığı, davayla ilgili tüm delil ve belgeler toplandığı, uzun bir yargılama süreci sonunda sanık hakkında beraat kararı verildiği görülmektedir. Dosya incelendiğinde suç tarihi, zamanaşımını kesen sebepler dikkate alındığında yasada bu suçlar için öngörülen olağan ve olağanüstü zaman aşımı sürelerinin dairemiz incelemesi sırasında dolduğu anlaşılmaktadır. Dairemiz zamanaşımı sürelerinin dolduğunu da dikkate alarak yaptığı incelemede, sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen beraat kararının onanmasına hükmetmiştir. Sanık hakkındaki beraat kararını onarken de derhal beraat kararı verilecek hal olarak değerlendirmiştir. Kanun koyucu hangi hallerin derhal beraat kararı verilecek haller olduğunu belirlememiştir. Bu konuyu uygulayıcılara ve doktrine bırakmıştır. Dairemiz değerlendirme yaparken delil değerlendirmesine girmiş ve sanıklar hakkında beraat hükmünü onamıştır. Öncelikle dosya içeriği itibariyle delil değerlendirmesi yapılarak beraat kararının onanmasına hükmedilmesi yukarıda zikredilen derhal beraat kararı verilmesini içeren iki görüşe de uygun düşmemektedir. Çünkü dosyada sanık hakkında tüm deliller toplanmış deliller değerlendirilerek beraat hükmüne ulaşılmıştır. Dairemizde beraat hükmünü onar iken toplanan delil ve belgeleri değerlendirmek suretiyle bir sonuca varmaktadır. Bu durumda da derhal beraat kararı verilecek halin gerçekleştiği sonucuna varmayı güçleştirmektedir. Bunun yanında dava zaman aşımı gerçekleşmiş bir dava da hakim derhal zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermekle mükelleftir. Kanun koyucu belli bir zaman geçmekle davanın devamında kamu yararı olmadığı sonucuna varmış ve bu yönde bir düzenleme yaparak, beraat mi sanık lehine düşme kararı mı sanık lehine değerlendirmesine girmeksizin kamunun menfaatinin bu yönde olduğu düşüncesiyle davanın düşürülmesini istemiştir. Sürekli olarak sanık için beraat mi lehedir, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermek mi lehedir tartışması yapmak kanun koyucunun kamu düzenini sağlamak ve sonuçları konusundaki iradesini sorgulamak ne sanığın ne de suçtan zarar görenin lehine bir durumdur. Burada korunmak istenen kamunun üstün menfaatidir. Kanun koyucuda bu nedenle belli bir zaman içinde yargılamanın bitirilememesi halinde Türk Milleti adına yargılama yetkisinden vazgeçmektedir. Dava zamanaşımı davanın giriş kapısıdır, bu hal gerçekleşmiş ise başka kurumların incelenmesi için yollar aramak bir takım çıkarımlar yaparak bu kurumun içini boşaltmak davanın taraflarının hiçbirinin lehine sonuçlar doğurmaz. Sürekli birinin yararına olacak diye kanun koyucunun koyduğu ve kabul görmüş kavramlarla oynamak kamunun ortak yararlarına da zarar verecektir. Hep beraatin sanığın daha lehine olduğu kabul edilmektedir. Oysa yasal mevzuat irdelendiğinde bu kabulün hukuki dayanaktan yoksun olduğu anlaşılacaktır. Sanık için beraat kararının mı düşme kararının mı daha lehine olduğu yönünde herhangi bir yasal metin olmadığı gibi bu savı doğrulayacak bir Yargıtay içtihadı da söz konusu değildir. Toplumsal kabuller, varsayımlar (böyle anlaşılır, böyle değerlendirilir gibi) ileri sürülerek çıkarımlar ile sonuca varılması zamanaşımı gibi önemli bir hukuki bir kavramın kullanım alanını sınırlandırmakta ve kavramın içini boşaltmaktadır. Yukarıda izah edilen sebeplerle; görülmekte olan davamızda dava zamanaşımı sanıklar için gerçekleşmiştir ve davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yönünde karar verilmelidir. Bu ilkeye aykırı olarak tüm deliller toplanmasına karşın dosyamızda derhal beraat kararı verilebileceği gerekçesine dayanarak beraat kararı verilen ilk derece mahkemesinin kararının bozulması yerine beraat kararının onanmasına ilişkin dairemiz kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın kabulü yerine itirazın reddine ilişkin çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz. 17.10.2024