ictihat
8. Hukuk Dairesi 2012/10894 E. , 2013/6147 K.
# 8. Hukuk Dairesi 2012/10894 E. , 2013/6147 K.
8. Hukuk Dairesi 2012/10894 E. , 2013/6147 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının yapılan yargılamasında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen 21.06.2012 gün ve 145/397 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde; vekil edeni ile davalının boşandıklarını, evlilik birliği içinde edinilen 1067 ada 6 parselde kayıtlı 10 nolu bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı olduğunu, edinilmiş mal niteliğinde bulunan taşınmazda vekil edenin ½ oranında payı bulunduğunu açıklayarak bu paya tekabül eden değeri için fazla hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 05.04.2012 tarihinde harcını yatırmak suretiyle sunulan ıslah dilekçesinde, alacak miktarını artırarak 27.500 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
Davalı, taşınmazın bedelinin babası tarafından karşılandığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Islah dilekçesi ile talebin artırılan bölümü yönünden zamanaşımı def’inde bulunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın 28.05.2008 tarihinde davalı tarafından annesine devredildiği, dava tarihinde tasfiye edilecek mal bulunmadığı gerekçe gösterilerek, davanın konusu olmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimi süresi içinde davalı tarafından edinilen 1067 ada 6 parselde kayıtlı 10 nolu bağımsız bölümden kaynaklanan katılma alacağı isteğine ilişkindir. Mahkemece, davalının uhdesinde taşınmazın bulunmadığı ve üçüncü kişiye devredildiği gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.
Taraflar, 03.07.2001 tarihinde evlenmiş,... Mahkemesi'nin 393802/FA RK... Esas numaralı dava dosyasında açılan ve kabulle sonuçlanan davada boşanma kararının 10.09.2008 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Anılan kararın tenfizi sağlanmış tenfize ilişkin hüküm ise 07.01.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mülga 743 sayılı TKM'nin 170.maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejimi, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar 4722 sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden TMK'nun 202. maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.
Dosya arasında bulunan tapu kaydından, dava konusu taşınmazın 03.09.2004 tarihinde davalı tarafından satış suretiyle edinilerek adına tescil edildiği, ardından 28.05.2008 tarihinde davalının annesi Fatma Pınar adına satış yoluyla temlikin sağlandığı anlaşılmaktadır.
Davalı cevap dilekçesinde davacının evlilik süresi içinde hiç çalışmadığını, bu nedenle katkısının bulunmadığını açıklamış, daha sonra sunulan 13.10.2011 tarihli dilekçesi ile taşınmaz için ödenen bedelin babası tarafından karşılandığını bildirmiştir. Dava konusu taşınmaz 03.09.2004 tarihinde alındığına göre, kural olarak TMK'nun 219. maddesi kapsamında edinilmiş mal olduğunun kabulü gerekir. Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir (TMK. m.222/3).
Gerek katkı payı alacağı ve gerekse katılma alacağı davalarında kural olarak ayin yani mülkiyet hakkı istenemez. Bu tür davalarda istenen hak; şahsi nitelikte bulunan alacak hakkı, yani para olmaktadır. Bundan ayrı TMK'nun 229/2. maddesi uyarınca, bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirlerin, edinilmiş mallara değer olarak ekleneceği hükme bağlanmış olup, davacının hakkı bakımından malların elden çıkarılmış bulunması alacak talebini ortadan kaldırmaz. Dava ve istek alacağa yönelik bulunduğuna göre, davalının elinde taşınmazın olmadığı, üçüncü kişiye satıldığı, bu nedenle tasfiye edilecek taşınmazın bulunmaması görüşünden hareketle davanın konusuz kaldığı sonucuna varmak az önce açıklanan ilkeye ve 07.10.1953 tarih ve 1953/8, 1953/7 sayılı YİBK Hukuk Bölümü Kararı kapsamına aykırı düşmektedir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davalı, taşınmazın alımı sırasında bedelinin babası tarafından karşılandığına ilişkin iddiasını ispat edemediği, ıslah ile artırılan bölüm bakımından, süresinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine karşı davacının itiraz ettiği, kaldı ki HGK'nun 17.04.2013 tarih ve 2013/8-375 E., 2013/520 K. sayılı kararı ile katılma alacağı davalarının da 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmiş bu görüş Dairece de benimsenmiştir. Bu durumda edinilmiş mallara katılma alacağı davalarında da TMK.nun 5. maddesi yoluyla 6098 sayılı TBK.nun 146. maddesinde yer alan 10 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerekecektir (mülga BK.m.125.).Ancak 10 yıllık zaman aşımının başlaması konusunda duraksama söz konusudur. Ağırlıklı görüş eşler arasında mal rejiminin sona erdiği tarih olan boşanma davasının açıldığı tarih başlangıç süresi olarak kabul edilmektedir. Ne var ki 6098 sayılı TBK.nun 153/1-2.bendine göre " Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zaman aşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur ". Kanunun bu açık hükmü gözetildiğinde başlangıç tarihi olan boşanma davasının açıldığı tarihte mal rejimi eşler arasında sona ermiş olsa bile zaman aşımı işlemeyeceğinden (duracağından) ve boşanma kararının kesinleştiği tarihe kadar da bu duruma devam edeceğinden ancak boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren TBK.nun 146. maddesinde öngörülen zaman aşımı işlemeye başlayacaktır. Yani zaman aşımının başlangıç tarihi saptanan bu olgu karşısında boşanma kararının kesinleştiği tarih olarak kabul edilmesi uygun olacaktır.
Söz konusu taşınmazın, edinilmiş mal kabul edilmesi gerektiğine göre TMK'nun 202, 219, 229, 231, 232, 235/2 ve 236/1. maddesi gereğince davacının katılma alacağının hesaplanması, taşınmaz 28.05.2008 tarihinde davalı tarafından annesine satılıp devredildiğinden TMK'nun 235/2. fıkrası uyarınca, taşınmazın devir tarihindeki sürüm değerinin uzman bilirkişi tarafından TMK'nun 232. maddesi uyarınca saptanması, saptanacak sürüm değerinin yarısının artık değer olarak davacıya ait olduğunun kabulüne karar verilmesi (TMK. m.236/1) gerekmektedir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 29.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.