ictihat
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
# T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/532
KARAR NO : 2024/860
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 07/08/2023
KARAR TARİHİ : 25/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı ... arasında ... tarih ve ... nolu Genel Kredi Sözleşmesi düzenlendiğini, Antalya ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye tarihli temliknamesi ile; dava dışı ...nin ...den ... numaralı, ... tarihli fatura ile bulunan alacağının ... TL'lik kısmının davacı şirketin borçlarına mahsup edilmek üzere ...'ye temlik edildiğini, söz konusu temliknameye davalı ...nin ... tarih ve ''...-...-...'' sayılı yazısı ile cevap verilerek; temliknamenin kayıtlara alındığı, söz konusu alacak üzerinde herhangi bir takyidat bulunmadığı ve takas veya hiçbir def'i ileri sürmeksizin temlik işlemine muvafakat vererek ...'nin ... Şubesine ...-... tarihleri arasında 12 eşit taksit halinde ... TL'nin ödeneceği beyan edildiğini, ... tarafından sadece ... tarihinde ... TL ve ... tarihinde ... TL ödeme yapıldığı ve başkaca bir ödeme yapılmadığı, bunun üzerine ... tarafından Antalya ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek, ödenmemiş bakiye taksit miktarı bildirilerek ödeme yapılmasının ihtar edildiğini, borcun süresinde ödenmemiş olması nedeniyle söz konusu borcun davacı tarafından ödenmek mecburiyetinde kalındığını, davacı tarafından ... TL ana bakiye ve ... TL faiz borcu olmak üzere ...'ye toplamda ... TL ödendiğini, TBK md.196'da borcun dış üstelenilmesinin düzenlendiğini, borcun naklinin, borcu üstlenen veya alacaklı tarafından yapılan bir öneri ile kurulabileceğini, Antalya ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu temliknamesinde, temlik konusu alacağın bahsi geçen kredi sözleşmesine istinaden tahsil edileceğinin kararlaştırıldığını, davalı ... tarafından verilen cevap yazısında da, açık şekilde bu işlem kabul edilerek ödemenin yapılacağının beyan edildiğini, hatta bu işlemler kapsamında davalı ... tarafından kısmi ödemeler yapılmış ve devam eden süreçte ödeme yapılmaması üzerine banka tarafından keşide edilen Antalya ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile de borcu ödemesinin davalı ...ye ihtar edildiğini, davacı tarafından yapılan ödemelerin davalı ... tarafından davacıya ödenmesi hususu, Antalya ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalıya bildirildiğini, ancak davalı tarafından keşide edilen ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde hukuki işlemler kabul edilse de, borç kabul edilmediğini, bunun üzerine, ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyası ile takibe girişildiğini ve itiraz üzerine önce arabulucuya başvurulmuş sonrasında sonuç alınamaması üzerine huzurdaki davanın açıldığını ileri sürerek, ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazların iptaline ve takibin devamına, davalı borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... ile dava dışı ... arasında "..." ... sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşmedeki işlerin anılan şirket tarafından yapımı akabinde ... tarihli, ... numaralı ...-TL bedelli fatura tanzim edilerek davalı ...'ye tebliğ edildiğini, dava dışı ..., ... tarihli ve ... numaralı fatura sebebiyle davalı ...'den alacaklı olduğunu, akabinde alacaklı olan dava dışı ..., bu faturadan kaynaklı alacağının ...-TL bedelli kısmını, Antalya ... Noterliği'nin ... yevmiye ve ... tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile dava dışı ... Şubesi'ne devrettiğini, Noter onayıyla yapılan bu alacağın temliki sözleşmesi nedeniyle de, dava dışı ... alacaklı olmaktan çıkmış, dava dışı ... Şubesi, davalı ...den alacaklı olduğunu, söz konusu temlik, alacaklı haline gelen ... Şubesi tarafından, davalı ...'ye sunulmuş ve faturadan kaynaklı alacağın ödemesinin ne şekilde yapılabileceğinin sorulduğunu, davalıda, ... Şubesi'ne hitaben ... tarihinde yazdığı yazı ile; ... tarihli ve ... numaralı faturadan kaynaklı alacağın ...-TL bedelli kısmının 12 eşit taksit halinde ödenebileceğini ifade ettiğini, söz konusu alacak bedeli davalı ... mali durumu sebebiyle, öngörülen şekilde tam olarak ödenemediğini, aradan geçen zaman içerisinde temlik alacaklısı banka tarafından davalıya herhangi bir icra takibi uygulanmadığını, sonrasında da temlik alacaklısı ... Şubesi tarafından gönderilen Antalya ... Noterliği'nin ... yevmiye ve ... tarihli yazı ile özetle; "Temlik alacağının, davalı ile yapılan kredi sözleşmesine teminat olarak alındığı ve/fakat kredi borcunun kredi borçlusu davalı tarafından ödendiği, dolayısıyla temlike konu alacağın teminat olmaktan çıkarıldığı, Antalya ... Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı temlik sözleşmesinin dikkate alınmamasını, temliknameye istinaden beklenen bir tutar olmadığını ve temliknamenin işlemden kaldırılmasını" talep edildiğini, ... Şubesi'nin anılan temliknameyi feshetmesi ve işlemden kaldırması sonucu bahse konu fatura alacaklısı yeniden dava dışı ... olduğunu, akabinde de anılan şirket tarafından davalı ...'ye icra takibi başlatıldığını, icra takibinin kesinleştiğini ve haciz işlemlerine başlandığını, bu arada davacının söz konusu fatura alacağının ... tarafından kendilerinin asıl borçlu olduğu kredisine teminat amacıyla verildiğini, kredi borcunu da ödediklerini ifade ederek davalı ...'ye karşı ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla rücuen tahsil isteminde bulunduğunu, davalı ... tarafından; davalı ile hiçbir alacak-verecek veya akdi ilişkiye girilmediği, bahse konu fatura alacağının hiçbir zaman tarafı olunmadığını, kendilerinin asıl borçlu olduğu krediyi ödemelerinin yasanın gereği olduğu, bahse konu kredi sözleşmesi içeriğinden (sözleşme bedeli, ödeme vadesi, faiz vb.) bihaber olunduğu, dolayısıyla kredi borcunun ödenmesine dair bir taahhüdün hiçbir zaman verilmediği, kaldı ki bu şekilde bir borç taahhüdünde bulunabilmek için ... Sayılı ... Kanunu ... maddesi gereği ... ... kararını olması gerektiği ve böyle bir ... kararı olmadığı, dolayısıyla asıl borçlusu bulunulmayan bir borç sebebiyle rücüen tahsil isteminde bulunulamayacağı, ...nin tek borcunun ... tarihli ve ... faturadan kaynaklandığı, bu faturanın yasal alacaklısı kimse ödemenin de o kişiye yapılabileceği gerekçeleriyle icra takibine itiraz ettiğini, davacının da dilekçesinde zikrettiği üzere borcun üstlenilmesi 6098 Sayılı 196 maddesinde düzenlendiğini "Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur." Dendiğini, açık yasa hükmüne göre borcun üstlenilmesi ile asıl borçlu borcundan kurtulur ve borçlu olmaktan çıkar onun yerine borcu üstlenen üçüncü kişi borçlu olur. Yani borcun üstlenilmesi asıl borçluyu borçlu olmaktan çıkarır, onun yerine üçüncü kişi asıl borçlu olur. davalının ne kredi borcu alacaklısı ... ile ne de kredi sözleşmesinde davacının yerine geçtiğini, davalının tek bir borcu bulunduğunu, o da ... tarihli ve ... faturadan kaynaklı borç olduğunu, davalının bu fatura dışında herhangi bir borcu ya da borç doğuran akdi bir ilişkisi bulunmadığını, söz konusu fatura alacaklısı dava dışı ... bu alacağını, dava dışı ...'ye temlik ettiğini, bu temlikle bankanın alacaklı olduğunu, davalının ... tarihli ve ... faturadan kaynaklı borcu ne şekilde ödeyebileceğini, fatura alacaklısı ...'ye yazılı olarak belirtmesi temlikin teminat olarak verildiği kredi borcunun üstlenildiği anlamına gelmeyeceğini, davalı ... ile davacının veya kredi sözleşmesi alacaklısı bankanın birlikte imza attığı bir sözleşme bulunmadığını, davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığını, davacı, davalı ...nin dava dışı bir kişiye bildirmiş olduğu ödeme planından olmaz sonuçlar çıkarmaya, haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, icra takibi yoluna başvurmuş, süresinde yapmış oldukları itiraz akabinde de Mahkememizden ihtiyati haciz talep ederek kötüniyetli ve haksız girişimlerine devam ettiğini, huzurdaki dava ile de bu kötüniyetli girişimini ısrarla devam ettirdiğini, bu sebeplerle zikredilen yasa hükmü gereği davacının icra dosya bedelinin % 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı davanın reddi ile ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasındaki alacak bedelinin % 20'sinden aşağı olmamak üzere takdir edilecek tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır.
...dan gelen yazı cevabı ile fatura örneklerinin Mahkememiz dosyasına gönderildiği görülmüştür.
... tarafından gönderilen yazı cevabı ile Genel Kredi Sözleşmesi aslının gönderildiği, ... tarih ve ... yevmiye nolu temlik sözleşmesi kapsamında ...den sadece ... tarihinde ... TL ve ... tarihinde ... TL toplamda ... TL ödeme yapıldığının bildirildiği ve ...den gönderilen EFT'lerin göründüğü hesap özeti ekstrelerin gönderildiği görülmüştür.
... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP sistemi ile celp edilerek dosyamız arasına alındığı görünmüştür.
...Noterliğinden ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile ihtarnamenin tebliğine ilişkin örneklerinin celp edilerek dosyamız arasına alındığı görülmüştür.
...'den temlik sözleşmesi, Genel Kredi Sözleşmesi ve Kredi ödeme ekstresinin celp edilerek dosyamız arasına alındığı, verilen cevapta kredinin kapanmış olup anılan şirketin borcunun bulunmadığını, temlik belgesi dışında herhangi bir yazışmanın olmadığının bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılamada; dava dosyası resen seçilen bir bankacı ve bir borçlar mevzuatında uzman nitelikli bilirkişi ve bir icra mevzuatında uzman bilirkişiye tevdi ile rapor alınmıştır. Alınan ... tarihli raporda; ".. davacı şirketin temlik sözleşmesinden doğan borcun nakli
kapsamında alacaklı olduğunun kabulü halinde takip tarihi itibariyle alacağı:
... Asıl alacak
... Ödeme tarihlerinden itibaren işletilen %11,75 faizi olmak üzere toplam ... TL bulunmaktadır.
Ancak, temlik sözleşmesinin dava dışı ...nin davalı ...den olan fatura alacağından ... TL. kısmının dava dışı ... şubesine davacı ...nin kredi borcuna mahsup edilmek üzere temlikine ilişkin olduğu, esasen temlik sözleşmesinin dava dışı şirkete dava dışı banka tarafından açılan kredinin teminatını teşkil ettiği, davalı ... tarafından ... TL. olarak yapılan kısmi ödemenin davacı şirketin kredi borcuna mahsup edildiği, davalı ...nin başkaca ödeme yapmaması üzerine davacı şirket tarafından kredinin ödendiği ve dava dışı bankanın kredinin kapatılmasını takiben banka tarafından davalı ...ye gönderilen ... tarihli yazıda, temlik alacaklarının davacı firmanın teminatı olmaktan çıkarıldığı, temlik sözleşmesinin dikkate alınmaması ve temliknameye istinaden beklenilen bir tutarın olmadığı ve işlemden kaldırılmasının bildirildiği, bu durumda davalı ...nin davacı şirkete karşı temlik sözleşmesinden doğan bir sorumluluğunun bulunmadığı," sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı temlik eden dava dışı 3. Kişi ile temellük eden banka arasında düzenlenen temlik sözleşmesine dayalı olarak ödenen kredi borcunun davalıdan tahsilinin gerektiğini iddia etmiştir.
... ile davacı şirket arasında düzenlenen ... tarihli ... TL bedelli genel kredi sözleşmesinde dava dışı ...'nin ... TL üzerinden müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu, diğer kefillerin yine 3 kişiler ... ile ... oldukları görülmüştür.
Davalı ...nin kredi sözleşmesinde kefaletinin bulunmadığı görülmüştür.
Dava dilekçesi ekindeki Antalya ... Noterliğinin ... tarih, ... yevmiye nolu temlik sözleşmesi ... maddesinde, dava dışı ...'nin ... İle ... arasında imzalanmış bulunan ... tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden ...'nin doğmuş ve doğacak her türlü borçlarına tahsilinde mahsup edilmek üzere ... nezdinde fatura alacağı satışı işinden doğmuş faturalar ile ilgili ... TL alacağının tamamını bütün hakları ile birlikte ...'ye kayıtsız ve şartsız ve gayri kabili rücu olmak üzere BK'nun 183 vd. Maddeleri gereği devir ve temlik ettiği, 3. Maddesinde, temlik konusu alacak temlik borçlusu muhatap tarafından temellük edene ödeninceye kadar borçtan sorumlu olmaya devam edeceğini, temliğe rağmen temlik yapılanın alacağının tamamı için temlik edene karşı haciz ve iflas yoluyla takipte ... olduğunu, temlik edilen alacağın temlik borçlusu tarafından ödenmemesi halinde temlik edene başvurulmasına kabul beyan ve taahhüt ettiği hususunun düzenlendiği görülmüştür.
Kredi borcunun ödenmemesi üzerine asıl borçlu tarafından kredi borcunun ödendiği ve dava dışı banka ile şirket arasında yapılan temlik sözleşmesi gereği kredi borcunun ...den tahsilinin talep edildiği görülmüştür.
Borcun davalı tarafından üstlenildiğine ilişkin davacının iddiası yönünden öncelikle borcun üstlenilmesinin hukuki niteliğini incelemek gerekmiştir. Bu kapsamda, borcun üstlenilmesi hususundaki temel prensipler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24/02/2022 tarih, 2020/11-649 Esas, 2022/197 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Borcun üstlenilmesi somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 173 ilâ 181. maddeleri arasında “borcun nakli” başlığı altında düzenlenmiş ve tarafların durumuna göre iki ayrı ilişki içinde ele alınmıştır. Borcun üstlenilmesinde, borçlu, alacaklı ve borcu üstlenen üçüncü kişi yer almaktadır. Buna göre borçlu ile borcu üstlenmek isteyen üçüncü kişi arasındaki ilişkide “borcun iç üstlenilmesi” söz konusu iken, borcu üstlenen üçüncü kişi ile alacaklı arasındaki ilişkide ise “borcun dış üstlenilmesi” söz konusudur. Gerçekten de borcun üstlenilmesinde; borcu üstlenen, kendisinin daha önce dâhil olmadığı ve bu anlamda tamamen dışında olduğu bir borç ilişkisinde, borcu aynen muhafaza ederek borçlunun konumuna geçmesi hâli söz konusudur. Dolayısıyla borcun üstlenilmesi, belirli bir borç için borçlunun değişmesini konu edinmektedir.
Borcun iç üstlenilmesi, üçüncü kişinin, borçlu ile yaptığı sözleşme ile onu alacaklıya karşı olan borcundan kurtarmayı taahhüt etmesini ifade eder. Böyle bir taahhüt borçlunun alacaklıya karşı olan ifa yükümü üzerinde hiçbir etki yapmaz; üçüncü kişi ile alacaklı arasında herhangi bir hukukî bağ kurmaya yetmez. Bu husus 818 sayılı BK’nın 173/1 maddesinde “Bir borçluya karşı yapılan, borcun nakli taahhüdü, müteahhidi ya borcu tediye etmek yahut alacaklının rızasını istihsal ederek borcu üzerine almak suretiyle borçlunun beraetini tahsile mecbur eder” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla borcun iç üstlenilmesi borç ilişkisinin pasif süjesinde bir değişikliğe yol açmaz, sadece borçlu ile üçüncü kişi arasında bir hukukî ilişkiden ibaret kalır (Tekinay, Selahattin Sulhi/Akman Sermet/ Burcuoğlu Haluk/ Altop Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 269).
Borcun dış üstlenilmesi ise alacaklı ile üçüncü kişi arasında yapılan bir sözleşme olup bununla borçlu borcundan kurtulur ve onun yerine borcu üstlenen üçüncü kişi borçlu olarak geçer. Borcun dış üstlenilmesi 818 sayılı BK’nın 174/1 maddesinde “Evvelki borçlunun yerine yenisinin kaim olması ve borçtan beraeti borcun nakli müteahhidi ile alacaklı arasında yapılacak akit ile vukubulur” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla borcun dış üstlenmesi, alacaklı ile borcu üstlenen arasında söz konusu olmakta ve borç ilişkisi varlığını sürdürdüğü hâlde borç, eski borçludan yeni borçluya (borcu üstlenene) geçmektedir. Bu itibarla borcun dış üstlenilmesi, gerçek anlamda borcun üstlenilmesini ifade etmektedir.
Borcun üstlenilmesi alacaklı ile borcu üstlenen arasında yapılan bir sözleşme olup borçlunun bu sözleşmeye katılması gerekmediği gibi buna muvafakat etmesi de gerekmez. Hatta alacaklı ve borcu üstlenen, borçlunun muhalefetine rağmen böyle bir sözleşmeyi yapabilirler. Zira üçüncü kişi yararına borçtan kurtarma her zaman mümkündür. Öte yandan borcun üstlenilmesi sözleşmesinin kurulması ve geçerliliği hiçbir özel şekle tabi değildir. Taraflar diledikleri şekilde, sözlü, yazılı veya resmî şekilde bu sözleşmeyi yapabilirler.
Her türlü borç, kural olarak borcun üstlenilmesi sözleşmesinin konusunu oluşturabilir. Bu kapsamda gelecekte doğması muhtemel borçlar, şarta bağlı borçlar, nizalı borçlar, seçimlik borçlar, kısmi borçlar, müteselsil borçluluktaki borçlar, zamanaşımına uğramış borçlar da borcun üstlenilmesine konu olabilir. Dolayısıyla asıl borçlunun belirli bir sürede borcunu ödememesi hâlinde bu tarihten itibaren geçerli olmak üzere şarta bağlı olarak da borcun üstlenilmesi mümkündür.
Borcu üstlenilmesinde eski borçlunun şahsına bağlı olmayan ve ona karşı doğmuş bulunan her türlü fer’î hak borcu üstlenene karşı da ileri sürülebilir. Bu kapsamda eski borçlunun bizzat kurmuş olduğu teminatlar, eski borçlu zamanında işlemiş ve muaccel hâle gelmiş olan faiz, cezai şart ve sözleşmenin ihlâlinden doğan tazminat talepleri ile işleyecek faizler borcu üstlenen hakkında da geçerli olur. Bununla birlikte kefillerin sorumlulukları ile üçüncü kişilerin borca teminat olarak kurmuş oldukları rehin dolayısıyla sorumlulukları, ancak bunların borcun yüklenilmesine muvafakat etmeleri hâlinde devam eder (818 sayılı BK m. 176/2).
Borcun üstlenilmesi ile borcun içeriği değişmez ve borcu üstlenen eski borçlunun yerine geçerek borçlu sıfatını kazanır. Borcun içeriğinin aynen devam etmesinin sonucu olarak borç ilişkisinden kaynaklanan def'îler de borcu üstlenene geçer (818 sayılı BK m. 177/1). Borç ilişkisinden kaynaklanan def’îler, üstlenilen borcun doğumuna, geçerliliğine, ortadan kalkmasına ya da sona ermesine ilişkin def’îlerdir. Borcun üslenilmesi sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça borcu üstlenen eski borçluya ait kişisel def’îleri alacaklıya karşı ileri süremez (818 sayılı BK m. 177/2).
Hemen belirtilmelidir ki, borcun üstlenilmesi sözleşmesi, alacaklı ile borcu üstlenen üçüncü kişi arasında yapılması nedeniyle kefalet sözleşmesine ve üçüncü kişinin fiilini taahhüde benzese de bu iki sözleşmeden çok temel farklıları bulunmaktadır. Kefalet sözleşmesinde kefil; esas borca bağlı, fer’î ve tali bir borç üstlenir. Fer’î olmak, kefaletin ayırıcı karakteridir. Borcun üstlenilmesinde ise üstlenen, asıl borçluyu borcundan kurtaracak şekilde borcu üstlenmekte ve borcun asli borçlusu hâline gelmektedir. Bu anlamda, borcun üstlenilmesi, borçlunun borcuna kefil olmaktan tamamen farklıdır. Zira kefalet, asıl borçluyu borcundan kurtarmaz. Öte yandan üçüncü kişinin fiilini taahhütte, borçlu alacaklıya kendi edimini değil, bir üçüncü kişinin fiilini taahhüt etmekte, üçüncü kişinin fiilini ifa etmemesinin riskini üstlenmektedir (818 sayılı BK m. 110). Dolayısıyla üçüncü kişinin fiilini taahhüt eden, üçüncü kişi tarafından fiilin gerçekleştirilmemesi nedeniyle doğan zararı gidermekle yükümlü olup ayrı bir borç söz konusudur. Oysa borcun üstlenilmesinde borcu üstlenen, asıl borçlunun yerine geçerek borçlunun edimini ifa ile yükümlüdür..." şeklinde belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen emsal içtihat doğrultusunda, dava konusu somut olayda, alacaklı banka ile borçlu davalı ... arasında borcun yüklenilmesine dair bir sözleşme bulunmamaktadır.
Alacağın temlikine ilişkin dava dışı şirketle banka arasında temlik sözleşmesinin düzenlendiği görülmüştür.
Alacaklı banka ile davacı arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde dava dışı şirketin kredi sözleşmesine kefaletinin fer' i nitelikte olduğu, dava dışı şirketin kefil olmakla asıl borçlunun borcunu üstlenmediği, asıl borçlunun kredi kullanmasına kefilliği ile kolaylık sağladığı, bu kolaylığın da borcun ödenmemesi halinde davalı ... olan alacağını taahhüt ederek sağladığı anlaşılmıştır.
Kredi borcunun ödenmemesi üzerine banka tarafından kefilin alacağının bulunduğu ... temlik sözleşmesi kapsamında borcun ödenmesi için ihtarat yapılması, bu ihtarata rağmen ödeme yapılmaması üzerine asıl borçlu tarafından borç ödendikten sonra davalı ...'ye rücu edilmiş olmasında, asıl borçlunun borçlu sıfatının ortadan kalkmadığı, borcun üstlenilmesine ilişkin yasal koşulların somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla davacının borcunu ödedikten sonra davalı ...'den bu kapsamda talepte bulunmasının yasal olmadığı, davalı ...'nin borcu üstlenerek eski borçlunun borcunu ortadan kaldırmadığı dikkate alınarak davanın reddine, koşulları ve yasal unsurları oluşmayan davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin de reddine dair açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Koşulları ve yasal unsurları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin REDDİNE,
3-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harcın peşin olarak alınan ... TL harçtan mahsubu ile ... TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya İADESİNE,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden ... TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davalı tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
8-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/12/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır