
7499 Sayılı Kanun Sonrası Ceza Muhakemesinde İstinaf Başvuru Süreleri ve Usulü
Ceza muhakemesinde istinaf başvuru süresi, 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak belirlenmiştir. Tebliğ ile başlayan bu yeni süre rejimi, süre tutum dilekçesi uygulamasını dönüştürmüş ve hak kayıplarının önlenmesi için tebliğ usullerinin denetimini kritik hale getirmiştir.
7499 Sayılı Kanun Sonrası İstinaf Süresi ve Başlangıç Takvimi
Ceza muhakemesi hukukunda istinaf kanun yoluna başvuru süresi, 02.03.2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile köklü bir değişikliğe uğramıştır. Bu düzenleme ile daha önce yedi gün olan ve kural olarak hükmün tefhiminden (açıklanmasından) itibaren işlemeye başlayan süre, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta olarak yeniden düzenlenmiştir. 2026 yılı itibarıyla adliye pratiğinde bu süre, hafta hesabı üzerinden yapılmakta olup, tebliğin gerçekleştiği günü takip eden ikinci haftanın aynı günü mesai saati bitiminde (UYAP üzerinden 23:59’da) sona ermektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 273/1 hükmü, süre başlangıcını doğrudan gerekçeli kararın tebliğine bağlayarak, uygulamada "süre tutum" olarak bilinen ve gerekçeli karardan önce verilen dilekçelerin hukuki niteliğini değiştirmiştir. Artık süre, kararın duruşmada yüzünüze karşı okunmasıyla değil, gerekçeli kararın elektronik tebligat veya fiziki tebligat yoluyla muhatabına ulaştığı tarihte başlamaktadır.
"İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 273/1 (7499 sayılı Kanun değişikliği ile)
İstinaf Başvurusunda Tebliğ ve Tefhim Karmaşasının Giderilmesi
Eski yasal düzende sürelerin tefhimle başlaması, gerekçesi açıklanmayan hükümlere karşı "süre tutum" dilekçesi verilmesini zorunlu kılıyordu. Ancak 7499 sayılı Kanun bu karmaşayı sona erdirmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararları, sürelerin başlangıcına dair geçmişteki hukuki belirsizlikleri analiz etmektedir. Güncel pratikte, mahkemece yapılan yasa yolu bildiriminde "tefhimden itibaren" ibaresinin kullanılması bir maddi hata olup, sanığın bu şekilde yanıltılması hak kaybına yol açmaz.
Uygulama Notu: Eğer ilk derece mahkemesi kararı, süreyi yanlış gösterir veya başlangıcı tefhim olarak belirtirse, bu durum sanık aleyhine süre aşımı olarak değerlendirilemez. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatları, yasa yolu bildirimindeki eksikliğin veya hatanın, süresinde yapılmayan başvuruyu geçerli kılması gerektiğini vurgulamaktadır.
"Başka bir suçtan hükümlü bulunan sanığın hüküm yüzüne karşı verilmiş ise de, yasa yolu bildiriminde 5271 sayılı CMK'nin 263. maddesine göre bulunduğu cezaevi aracılığıyla kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi suretiyle yanıltılması nedeniyle sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldığından..."
Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/40745 - Karar No: 2021/13351
İstinaf Edilemeyecek Kesin Hükümler ve Parasal Sınırlar
Her hükme karşı istinaf yoluna başvurulması mümkün değildir. CMK m. 272/3 uyarınca, miktarı ne olursa olsun adli para cezasına ilişkin bazı hükümler ve üst sınırı hapis cezasını gerektirmeyen mahkumiyetler kesin niteliktedir. Adliye pratiğinde bu sınırların tespiti, başvurunun "süreden" değil "kesinlikten" reddedilmesi sonucunu doğurur.
Özellikle mala zarar verme, hakaret veya basit yaralama gibi suçlarda hükmedilen düşük miktarlı adli para cezaları, istinaf denetimi dışındadır. Ancak bu tür bir kesin karara karşı istinaf başvurusu yapıldığında, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) başvuruyu reddederse, bu red kararına karşı itiraz yolu açık olabilir.
| Hüküm Türü | İstinaf Edilebilirlik Durumu | Yasal Dayanak |
|---|---|---|
| 3.000 TL ve altındaki adli para cezaları | Kesin (İstinaf edilemez) | CMK m. 272/3-a |
| Üst sınırı 500 günü geçmeyen adli para cezaları | Kesin (İstinaf edilemez) | CMK m. 272/3-b |
| Beraat Kararları (Üst sınırı 500 günü geçmeyen suçlarda) | Kesin (İstinaf edilemez) | CMK m. 272/3-c |
| 5 yıl ve altı hapis cezalarının esastan reddi | Temyiz edilemez (BAM'da kesinleşir) | CMK m. 286/2-a |
"Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 272/3-a maddesine göre istinaf kanun yoluna başvurulamayacak olan kesin nitelikteki 1.000,00 TL adlî para cezası ile ilgili olarak... istinaf isteminin reddine dair kararına karşı aynı Kanun'un 279/1.b maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulabileceği anlaşılmakla..."
Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/4981 - Karar No: 2024/7357
Bölge Adliye Mahkemesi Tarafından Yapılacak Ön İnceleme ve Red Kararları
İstinaf başvurusu yapıldığında, BAM Ceza Dairesi öncelikle başvurunun usulüne uygun olup olmadığını inceler. Bu aşamada başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığı, başvuranın buna hakkı olup olmadığı ve hükmün istinaf edilebilir olup olmadığı denetlenir. Eğer başvuru süresinde yapılmamışsa veya kesin bir hükme karşı yapılmışsa, BAM tarafından "istinaf başvurusunun reddine" karar verilir.
Editörün Notu: BAM'ın bu aşamada verdiği usulden red kararları, nihai bir hüküm niteliğinde olmayıp, süresinde itiraza tabidir. Uygulamada stajyer avukatların sıklıkla düştüğü hata, kesinlikten reddedilen bir istinaf kararına karşı temyize gitmeye çalışmaktır. Oysa bu kararlar CMK m. 279/1-b uyarınca itiraz merciine taşınmalıdır.
"Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mala zarar verme suçuna ilişkin olarak 5271 sayılı CMK’nın 272/3-a maddesine göre istinaf yoluna başvurulamayacak olan kesin nitelikteki 1.600 TL adli para cezası ile ilgili olarak verilen istinaf isteminin reddine dair kararına karşı aynı Kanun’un 279/1-b maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulabileceği..."
Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/15298 - Karar No: 2025/26
İstinaf Başvurusunda Gerekçe Gösterme Zorunluluğu ve Savcıların Durumu
CMK m. 273/4 uyarınca sanık, katılan veya suçtan zarar görenlerin istinaf dilekçelerinde başvuru nedenlerini göstermemeleri, incelemenin yapılmasına engel teşkil etmez. Bu grup için "nedensiz" bir istinaf dilekçesi dahi mahkemeyi esastan inceleme yapmaya zorlar. Ancak bu durum Cumhuriyet Savcıları için geçerli değildir.
Cumhuriyet Savcısı, istinaf yoluna başvururken başvuru nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermek zorundadır (CMK m. 273/5). Savcının gerekçe içermeyen başvurusu, usulden red nedeni olabilir. 2026 yılı yargı pratiğinde, savcılık makamının özellikle "kamu düzeni" ve "şahsi cezasızlık sebepleri" gibi hususlarda detaylı bir gerekçelendirme yapması beklenmektedir.
"Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz. Cumhuriyet savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça gösterir."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 273/4-5
BAM Kararlarına Karşı Temyiz Sınırı: Beş Yıl Kuralı ve İstisnalar
İstinaf incelemesi sonucunda verilen her karar Yargıtay denetimine (temyiz) tabi değildir. CMK m. 286/2-a uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar temyiz edilemez. Bu kararlar BAM aşamasında kesinleşir.
Ancak bu kuralın istisnası CMK m. 286/3'te yer alan suç tipleridir. Örneğin; hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya terör örgütü propagandası gibi suçlarda ceza miktarı beş yılın altında olsa dahi temyiz yolu açıktır. Pratik uygulamada, hükmün türü ve suçun vasfı temyiz kabiliyetini doğrudan etkiler.
"Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından..."
Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/4981 - Karar No: 2024/7357
İstinaf Aşamasında Duruşma Açma Zorunluluğu ve Suç Vasfı Değişikliği
Bölge Adliye Mahkemeleri, kural olarak dosya üzerinden inceleme yapsa da, CMK m. 280 uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verebilirler. Yargıtay içtihatlarında tartışılan en kritik konulardan biri, BAM'ın duruşma açmaksızın suç vasfını değiştirip yeni bir mahkumiyet kurup kuramayacağıdır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2024 tarihli bir kararında, karşı oy gerekçesinde de vurgulandığı üzere; istinaf mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin kabul ettiği suç vasfını sanık aleyhine veya temelden değiştirecek şekilde duruşma açmadan karar vermesi, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. İstinafın bir "ikinci derece yargılama" merci olması, maddi vakıa denetimi yaparken duruşma açma ilkesine sadık kalmasını gerektirir.
"İstinaf kanun yolunda ilk hükümdeki hukuka aykırılıklar kural olarak duruşma açılarak ve yargılama yapılarak düzeltilir. Duruşma açılmaksızın ilk hükümdeki hukuka aykırılıkların giderilmesi ise istisnaen mümkündür... bölge adliye mahkemesinin duruşma açmaksızın suç vasfını değiştirerek yeniden hüküm kurmasının usul ve kanuna aykırı olduğu..."
Kaynak: Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/6 - Karar No: 2024/8041
Olağanüstü Zamanaşımı Denetimi ve İstinafın Etkisi
İstinaf süreci devam ederken dava zamanaşımı süreleri işlemeye devam eder. Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 66 ve 67 uyarınca belirlenen olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmesi durumunda, BAM'ın "düşme" kararı vermesi gerekir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, suç tarihi ile istinaf inceleme tarihi arasında olağanüstü zamanaşımı dolmuşsa, mahkumiyet hükmünün kaldırılarak davanın düşürülmesi gerektiğini belirtmektedir.
Uygulama Notu: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilen dosyalarda, denetim süresi içinde zamanaşımı durur. İstinaf dilekçesi yazılırken, durma sürelerinin doğru hesaplanması ve zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi, davanın esasına girilmeden sonuçlanmasını sağlayabilir.
"Sanık hakkında kurulan hükmün 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi gereğince... dava zamanaşımının durduğu dikkate alınarak yargılamaya konu suç tarihi ile istinaf inceleme tarihi arasında... 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlendiğinden..."
Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/2282 - Karar No: 2023/9327
İstinaf Mahkemesinin Bozma Yetkisi ve CMK 280/1-e Maddesinin Tahdidi
Bölge Adliye Mahkemeleri, her hukuka aykırılık durumunda dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderemez (bozma kararı veremez). CMK m. 280/1-e uyarınca bozma nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Bu maddede belirtilen "kesin hukuka aykırılık halleri" dışında BAM, aykırılığı kendisi duruşma açarak veya düzelterek gidermek zorundadır.
Eğer BAM, kanunda sınırlı olarak sayılan haller dışında bir nedenden ötürü bozma kararı verirse, bu karar "yok hükmünde" kabul edilebilir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, yetersiz gerekçe veya seçenek yaptırıma çevirmeme gibi nedenlerle verilen bozma kararlarının hukuki değerden yoksun olduğunu ve ilk derece mahkemesinin bu karara direnme yetkisinin bulunmadığını belirtmiştir.
"Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı..."
Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/7591 - Karar No: 2024/9561
Tutuklu Sanıklar İçin Cezaevi Aracılığıyla Başvuru Usulü
Tutuklu bulunan sanıklar için istinaf başvurusu, CMK m. 263 uyarınca özel bir usule tabidir. Sanık, bulunduğu ceza infaz kurumu müdürlüğüne vereceği bir dilekçe veya zabıt katibine yapacağı beyanla istinaf yoluna başvurabilir. Bu durumda dilekçenin kuruma verildiği tarih, istinaf başvuru tarihi olarak kabul edilir.
Pratik bir risk olarak; cezaevi idaresinin dilekçeyi mahkemesine geç göndermesi sanığın aleyhine yorumlanamaz. Ancak sanığa yapılan yasa yolu bildiriminde bu özel usulün belirtilmemesi, sanığın yanıltılması anlamına gelir ve bu durum eski hale getirme veya süresinde kabul nedeni sayılır.
"Tutuklu sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır... İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 273/1
İstinaf Başvurusunda Vekalet Ücreti ve Kazanılmış Haklar
İstinaf mahkemesinde duruşma açılması ve sanığın beraat etmesi durumunda vekalet ücretine ilişkin tartışmalar mevcuttur. Genel kural, beraat eden sanık lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesidir. Ancak asıl tartışma, hem ilk derece hem de istinaf aşaması için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin bir kararında, duruşmalı istinaf incelemesi neticesinde beraat eden sanık lehine sadece istinaf aşaması için vekalet ücretine hükmedilmiştir. Yargıtay'daki karşı oy gerekçeleri ise, ilk derece mahkemesinin hatalı mahkumiyet kurması nedeniyle sanığın istinafa zorlandığı, dolayısıyla her iki aşama için de ayrı ayrı ücrete hükmedilmesi gerektiğini savunmaktadır.
"Sanık hakkında duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesinde kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedildiğinden tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde mahkemenin kabul, uygulama ve gerekçesi yerinde görülmüştür."
Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/13905 - Karar No: 2024/10605
İstinaf Denetiminde Hukuka Aykırılığın Düzeltilmesi ve Karar Türleri
BAM, dosyayı incelediğinde üç temel karar verebilir: İstinaf başvurusunun esastan reddi, hukuka aykırılığın düzeltilerek esastan reddi veya hükmün kaldırılmasıyla yeniden hüküm kurulması. CMK m. 303'te sayılan hallerin varlığı durumunda (örneğin sadece kanun maddesinin yanlış yazılması veya yargılama giderlerindeki hata), mahkeme duruşma açmadan kararı düzeltebilir.
Ancak, hükmün esasına etkili olan bir delil değerlendirmesi hatası veya suç vasfı değişikliği söz konusuysa, "düzeltilerek esastan red" kararı verilmesi hukuka aykırıdır. Bu durumda mahkeme, ya bozma kararı vermeli (istisnai hallerde) ya da duruşma açarak yeniden yargılama yapmalıdır.
"Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir: ... Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun Madde numarası yanlış yazılmış ise..."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 303/1-c
Sıkça Sorulan Sorular
İstinaf süresi 2026 yılında kaç gündür?
7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası istinaf süresi 7 gün değil, iki haftadır. Bu süre, gerekçeli kararın tebliği ile başlar. Hafta hesabı yapıldığı için süre, tebliğin yapıldığı günün ikinci haftasındaki aynı gün sona erer.
Gerekçeli karar tebliğ edilmeden önce dilekçe verilirse süre yanar mı?
Hayır. Gerekçeli karar tebliğ edilmeden önce verilen dilekçeler geçerli bir istinaf başvurusu olarak kabul edilir. Ancak sürenin resmi başlangıcı tebliğ tarihidir. Tebliğden önce dilekçe verilmişse, tebliğle birlikte yeni bir iki haftalık süre başlamaz; başvuru yapılmış sayılır.
Adli para cezaları istinaf edilebilir mi?
Hükmedilen adli para cezası 3.000 TL ve altında ise hüküm kesindir ve istinaf edilemez. 3.000 TL üzerindeki adli para cezaları ile hapis cezasından çevrilen adli para cezaları istinaf denetimine tabidir.
İstinaf dilekçesinde neden göstermek şart mı?
Sanık ve katılan için şart değildir; ancak Cumhuriyet Savcısı istinaf nedenlerini gerekçeli olarak dilekçesinde belirtmek zorundadır. Sanık müdafilerinin, BAM'ın odaklanacağı hukuki aykırılıkları netleştirmek adına neden göstermesi pratikte büyük önem taşır.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
- 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/4981, Karar No: 2024/7357.
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/2282, Karar No: 2023/9327.
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/6, Karar No: 2024/8041.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/13905, Karar No: 2024/10605.
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/40745, Karar No: 2021/13351.
Yasal Uyarı: Bu metin, 05.03.2026 tarihi itibarıyla mevcut olan mevzuat ve içtihat verileri ışığında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın kendine özgü koşulları, sürelerin hesaplanması ve stratejik kanun yolu tercihleri uzmanlık gerektirir. Bu içerik hukuki danışmanlık yerine geçmez; hak kayıplarının önlenmesi için profesyonel destek alınması önerilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.