ictihat

12. Ceza Dairesi 2023/5950 E. , 2024/2453 K.

# 12. Ceza Dairesi 2023/5950 E. , 2024/2453 K. 12. Ceza Dairesi 2023/5950 E. , 2024/2453 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/233 E., 2020/833 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının İstemi Üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili Kararın Kanun Yararına Bozulması Büyükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2020 tarihli ve 2020/233 Esas, 2020/833 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 179/3, maddesi atfı ile 179/2, 62/1, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri gereğince 2.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan ise 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b, 62/1, 52/2-4, 53/6 maddeleri gereğince 3.740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin 15.06.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. fıkrası uyarınca, 24.07.2023 tarihli ve 94660652-105-34-22966-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90891 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90891 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1- Olay tarihinde sanığın 188 promil alkollü şekilde idaresindeki otomobille, gece vakti, yerleşim yeri dışında, aydınlatmanın bulunduğu bölünmüş asfalt kaplama karayolunda seyrederken, olay mahalline geldiğinde, aracının ön kısımlarıyla, gidiş yönüne göre sağda park halinde bulunan çaptığı otomobilin savrulmasıyla önden geçmekte olan yayaya çarpması sonucu sanığın tam kusuruyla yayanın vücudunda ikinci dereceden kırık oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olaya ilişkin, trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda sanığın her iki suçtan mahkûmiyetine karar verildiği, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun yerleşmiş raporlarında 1,00 ve üzerindeki promil olarak saptanan alkol düzeyinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettirdiğini ve vücuttaki alkol oranının her saat ortalama 15 promil düştüğünün belirtildiği, kazadan yaklaşık yarım saat sonra saat 02.56'da yapılan ölçümde 188 promil alkollü olduğunun tespit edilen ve dolayısıyla olay günü kaza anında 1,00 promilin üstünde alkollü olduğu anlaşılan sanık hakkında taksirle yaralama suçundan hüküm kurulurken eylemini bilinçli taksir ile gerçekleştirdiği ve cezasında 5237 sayılı Kanun'un 22. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca artırım yapılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 01/03/2016 tarihli ve 2015/4097 esas, 2016/3289 karar sayılı ilâmında “…..Türk Ceza Kanunu'nun "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı 179/3. maddesinde alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise bir kişinin yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması halinde Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu- tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde, taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, ancak kovuşturma şartı olan şikâyetin gerçekleşmemesi ya da şikâyetten vazgeçme nedeni ile taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın Türk Ceza Kanunu’nun 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının gerektiği…” şeklinde belirtildiği üzere, sanığın 1.88 promil alkollü iken araç kullandığı sırada bir araca çarpması sonucu bir kişinin 2. derecede kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralanmasına sebep olduğu somut olaya ilişkin yapılan yargılama sonucunda, taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 89/1, 89/2-b, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.740,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, aynı eylem nedeniyle ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan mahkûmiyet kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5237 sayılı TCK'nın "Taksir" başlıklı 22/3.fıkrasında; “... (3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. ...'' Şeklinde düzenleme mevcuttur. 2. Olay tarihinde sanığın 188 promil alkollü şekilde idaresindeki otomobille, gece vakti, yerleşim yeri dışında, aydınlatmanın bulunduğu bölünmüş asfalt kaplama karayolunda seyrederken, olay mahalline geldiğinde, aracının ön kısımlarıyla, gidiş yönüne göre sağda park halinde bulunan çaptığı otomobilin savrulmasıyla önden geçmekte olan yayaya çarpması sonucu sanığın tam kusuruyla yayanın vücudunda ikinci dereceden kırık oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olaya ilişkin, trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda sanığın her iki suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir. 3. Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun yerleşmiş raporlarında 1,00 ve üzerindeki promil olarak saptanan alkol düzeyinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettirdiğini ve vücuttaki alkol oranının her saat ortalama 15 promil düştüğünün belirtildiği, kazadan yaklaşık yarım saat sonra saat 02.56'da yapılan ölçümde 188 promil alkollü olduğunun tespit edilen ve dolayısıyla olay günü kaza anında 1,00 promilin üstünde alkollü olduğu anlaşılan sanık hakkında taksirle yaralama suçundan hüküm kurulurken eylemini bilinçli taksir ile gerçekleştirdiği ve cezasında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. fıkrası uyarınca artırım yapılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. 4. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda her iki suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, 5237 sayılı TCK'nın "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı 179/3. fıkrasında, kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etme hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise bir kişinin yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması ve her iki suçun birlikte işlenmesi halinde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, ancak kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi, şikayetten vazgeçilmesi veya uzlaşma nedeni ile taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması gerekmektedir. 5. Yukarıda anlatılanların ışığında somut olayda, yalnızca taksirle yaralama suçundan hüküm kurulması yerine trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan da hüküm kurulması ve 1,00 promil üstü alkollü şekilde araç kullanarak kazaya sebebiyet veren sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Büyükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2020 tarihli ve 2020/233 Esas, 2020/833 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3.fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 309/4-c maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek ve yeniden yargılamayı gerektirmemek üzere, gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.05.2024 tarihinde karar verildi.