ictihat
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2024/25, K. 2024/116
# Norm Kararı
```html
“Anayasa Mahkemesi'nin yerleşmiş hukuk devleti tanımına göre;
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka
uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı
sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da uyması
gereken temel hukuk ilkeleri ve Anayasa'nın bulunduğu bilincinde olan devlettir
(Anayasa Mahkemesi'nin 17.02.2004 tarih ve E:2001/406, K:2004/20 sayılı
kararı).
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 11. maddesinin 2. fıkrasında,
"Kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz" düzenlemesi bulunmakta olup; 36.
maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı
mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma
hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan
kaçınamaz." hükmüne, 155. maddesinde "Danıştay, idari mahkemelerce
verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve
hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve
son derece mahkemesi olarak bakar..." hükmüne, 152. maddesinde de
"Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya
Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya
taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına
varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri
bırakır. Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia temyiz
merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır. Anayasa Mahkemesi, işin
kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu
süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre
sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar
kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır. Anayasa
Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede
yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya
aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz." hükmüne yer
verilmiştir.
Anayasa'nın 152. maddesi hükmüne göre, bir davaya bakmakta olan
mahkemenin itiraz yoluyla bir kanun/Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün
iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için iptali istenen kuralın
davada uygulanacak nitelikte olması gerekir.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun
"Sınır dışı etme kararı" başlıklı 53. maddesinde;
"(1) Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatı
üzerine veya resen valiliklerce alınır.
(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında sınır dışı etme
kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir.
Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat tarafından temsil
edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu, itiraz usulleri ve
süreleri hakkında bilgilendirilir.
(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme
kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine
başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da
başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde
sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının
rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna
başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı
edilmez."
hükmüne yer verilmiştir.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 53.
maddesinin 3. fıkrasının 4. cümlesinde yer alan hükmün, dava konusu sınır dışı
işlemine yönelik yapılacak hukuki inceleme sonucunda verilecek hükümde
(istinaf/temyiz kanun yolunun açık ya da kapalı olması yönünden) uygulanacak
nitelikte bir kural olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 155. maddesinde; Danıştayın, idari mahkemelerce
verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve
hükümlerin son inceleme mercii olduğu hüküm altına alınmıştır. Söz konusu
anayasal hüküm irdelendiğinde; idari mahkemelerce verilen karar ve hükümlerin
bir son inceleme merciinin mevcut olması gerektiği, bu son inceleme merciinin
esasen Danıştay olduğu, ancak son inceleme merciinin kanunla başka bir idari
yargı mercii olarak belirlenmesine cevaz verildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla
idari mahkemelerce verilen karar ve hükümlere ilişkin bir son inceleme mercii
belirlenmemesi halinin, yani en az iki dereceli olmayan tek dereceli bir
yargılama usulünün Anayasa'nın 2, 36 ve 155. maddelerine aykırı olduğu sonucuna
varılmıştır.
HÜKÜM
Açıklanan nedenlerle; 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası
Koruma Kanunu'nun 53. maddesinin 3. fıkrasının 4. cümlesinde yer alan
"Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir." ifadesinin,
Anayasa'nın 2, 36 ve 155. maddelerine aykırı olduğu kanaatine
varıldığından iptaline karar verilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesi'ne
başvurulmasına, Anayasa Mahkemesi'nin konu hakkında vereceği karara kadar
davanın geri bırakılmasına, dosyanın Anayasa Mahkemesi kaydına alındığı
tarihten itibaren beş ay içinde bir karar verilmezse davanın yürürlükteki
hükümlere göre sonuçlandırılmasına, kararın birer örneğinin taraflara
tebliğine, iş bu kararla birlikte dava dosyası ve içeriği evrakın çıkarılacak
birer onaylı örneğinin Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesine 08/01/2024 tarihinde
oy birliğiyle karar verildi.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2024/25
Karar Sayısı : 2024/116
Karar Tarihi : 30/5/2024
R.G. Tarih – Sayı : 17/9/2024
– 32665
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 16. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/4/2013
tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 53.
maddesinin (3) numaralı fıkrasının dördüncü cümlesinin Anayasa’nın 2., 36. ve
155. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Davacı
tarafından hakkında verilen sınır dışı etme
kararının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı
olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ
İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 53. maddesi şöyledir:
“Sınır dışı etme kararı
MADDE 53 – (1) Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün
talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.
(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında sınır dışı
etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ
edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat tarafından
temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu, itiraz
usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.
(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır
dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare
mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını
veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün
içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir.
Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı
yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı
edilmez.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü
hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin
YILDIRIM, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU,
Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla
1/2/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve
ekleri, Raportör Murat ÖZDEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor,
iptali istenen kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 6458 sayılı
Kanun’un Birinci Kısmı’nın Dördüncü Bölümü’nde yabancıların sınır dışı
edilmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Anılan Kanun’un 52.
maddesine göre yabancılar, sınır dışı etme kararıyla, menşe ülkesine veya
transit gideceği ülkeye ya da üçüncü bir ülkeye sınır dışı edilebilir.
4. Kanun’un 53.
maddesinin (1) numaralı fıkrasında sınır
dışı etme kararının, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün (15/7/2018 tarihli
ve [4] numaralı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile
Diğer Kurum Kuruluşların Teşkilatları Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin
[CBK] On Üçüncü Bölümü’nün başlığında yer alan “Göç İdaresi Genel Müdürlüğü”
ibaresi [85] numaralı CBK’nın 18. maddesiyle “Göç İdaresi Başkanlığı”
olarak değiştirilmiş olduğundan bu Başkanlığın) talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınacağı, (2) numaralı
fıkrasında bu kararın hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya
yasal temsilcisine ya da avukatına gerekçeleriyle birlikte tebliğ edileceği,
hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancının, bir avukat tarafından temsil
edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi kararın sonucu, itiraz usulleri ve
süreleri hakkında bilgilendirileceği belirtilmiştir.
5. Söz konusu maddenin
(3) numaralı fıkrasında ise yabancı veya onun yasal temsilcisinin ya da
avukatının, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi
gün içinde idare mahkemesine başvurabileceği, mahkemeye başvuran kişinin sınır
dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirebileceği, mahkemeye yapılan
başvuruların on beş gün içinde sonuçlandırılacağı ve mahkemenin bu konuda
vermiş olduğu kararın kesin olduğu, yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla,
dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama
sonuçlanıncaya kadar yabancının sınır dışı edilmeyeceği hüküm altına
alınmıştır. İtiraz konusu kural, maddenin (3) numaralı fıkrasının “Mahkemenin
bu konuda vermiş olduğu karar kesindir.” şeklindeki dördüncü cümlesidir.
6. Hakkında sınır dışı
etme kararı verilecek yabancılar ise Kanun’un 54. maddesinde sayılmıştır.
Anılan maddeye göre; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 59.
maddesi kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler, terör
örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü
yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar, Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet
izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar, Türkiye’de
bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar, kamu
düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar, vize
veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar ya da vizesi iptal
edilenler, ikamet izinleri iptal edilenler, ikamet izni bulunup da süresinin
sona ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni
süresini on günden fazla ihlal edenler, çalışma izni olmadan çalıştığı tespit
edilenler, Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini
ihlal edenler ya da bu hükümleri ihlale teşebbüs edenler, hakkında Türkiye’ye
giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler, uluslararası
koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan hariç tutulan, başvurusu
kabul edilemez olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri
çekilmiş sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal
edilenlerden haklarında verilen son karardan sonra bu Kanun’un diğer
hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar, ikamet izni uzatma
başvuruları reddedildiği halde on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar
hakkında sınır dışı etme kararı verilir.
7. İtiraz konusu
kuralla 6458 sayılı Kanun hükmü uyarınca hakkında sınır dışı etme kararı
verilen yabancılar tarafından açılan davalarda verilen kararların kesin olduğu
belirtilerek bu kararlara karşı kanun yolu kapatılmıştır.
B. İtirazın Gerekçesi
8. Başvuru kararında
özetle; Anayasa’nın 155. maddesinde Danıştayın idari mahkemelerce verilen ve
kanunun başka bir idari merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme
mercii olduğunun hüküm altına alındığı, idare mahkemelerince verilen karar ve
hükümlerin Danıştay ya da kanunla belirlenen bir yargı merciince incelenmesi
gerektiği belirtilerek sınır dışı kararlarına karşı kanun yoluna başvuru yolunu
kapatan kuralın Anayasa’nın 2., 36. ve 155. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
9. 30/3/2011
tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 16.,
23. ve 40. maddeleri yönünden incelenmiştir.
10. Anayasa’nın 23. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes yerleşme ve
seyahat hürriyetine sahiptir.” denilmek suretiyle yerleşme ve seyahat
özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Hukuka uygun olarak alınan ikamet izinleri
Anayasa’nın 23. maddesinin koruması altına girer. Bu durumda, hukuka uygun
olarak ikamet izni elde eden yabancının sınır
dışı edilmesi yerleşme özgürlüğüne müdahale teşkil eder. Anılan hüküm uyarınca yerleşme ve seyahat özgürlüğüne
sınır dışı edilme şeklinde sınırlamada bulunulması vatandaşlar yönünden
mutlak olarak yasaklanmıştır. Yabancılar yönünden ise böyle bir yasak
öngörülmemiştir. Bu itibarla yabancıların yerleşme ve seyahat özgürlüğüne sınır
dışı edilme şeklinde sınırlama getirilmesi mümkündür. Bu kapsamda hakkında
sınır dışı kararı verilen yabancının sınır dışı kararı üzerine açtığı davanın
reddedilmesi sonucunda ülkede yerleşme ve seyahat imkânı kalmayacağı
gözetildiğinde kuralın yabancılar bakımından yerleşme ve seyahat özgürlüğüne
sınırlama getirdiği sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle kuralın Anayasa’nın 23.
maddesi kapsamında incelenmesi gerekir (benzer yöndeki değerlendirmeler için
bkz. AYM, E.2020/30, K.2023/12, 25/1/2023, § 186).
11. Anayasa’nın
“Yabancıların durumu” başlıklı 16. maddesi “Temel
hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla
sınırlanabilir.” hükmünü içermektedir. Anılan maddenin gerekçesinde de “Bu
madde, ülkede bulunan yabancıların hak ve hürriyetlerinin, gereken hallerde,
vatandaştan farklı olarak düzenlenip sınırlanabileceğini hüküm altına
almaktadır. Mesela bir yabancının ülkeye giriş yahut ülkede seyahat ve yerleşme
hürriyeti, basın hürriyeti elbetteki vatandaşlarınkinden farklı olacaktır. Bu
farklılık kendisini özellikle siyasî haklar konusunda göstermektedir. Vatandaş
ve yabancı arasında gözetilen bu ayırım milletlerarası hukuka uygun olmalıdır.
Kişi-Devlet ilişkilerine milletlerarası bir unsur karıştığı zaman bu
ilişkilerin düzenlemelerinde milletlerarası hukukun göz önünde tutulması gereği
bilinmektedir.” denilmektedir.
12. Anayasa’nın anılan
maddesinin lafzından ve gerekçesinden Anayasa koyucunun yabancıların temel hak
ve özgürlüklerinin sınırlanmasının bu maddedeki ölçütlere göre yapılmasını
amaçladığı anlaşılmaktadır. Söz konusu madde, bu kapsamda sınırlama için milletlerarası
hukuka uygun olması ve kanunla öngörülmesi şeklinde iki ölçüt
aramaktadır (AYM, E.2020/30, K.2023/12, 25/1/2023, § 188).
13. Kuralla yabancıların
yerleşme ve seyahat özgürlüğünün vatandaşlarınkinden farklı olarak sınırlanması
öngörüldüğünden Anayasa’nın 16. maddesinin dikkate alınması gerekir. Buna göre
sınır dışı etme kararlarına karşı başvuruculara tanınması gereken asgari
güvenceler kanunla düzenlenmeli ve milletlerarası hukuka uygun olmalı, diğer
bir ifadeyle bu standartlar milletlerarası hukukun altında olmamalıdır (AYM,
E.2020/30, K.2023/12, 25/1/2023, § 193).
14. Hangi konudaki
mahkeme kararlarının kesin olduğu hususu açık, net ve tereddüde yer vermeyecek
şekilde düzenlendiğinden, başka bir deyişle belirli ve hukuken öngörülebilir
olduğundan kural kanunilik şartını taşımaktadır.
15. 10/3/2016
tarihli ve 6684 sayılı 11 Nolu Protokol ile
Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 Nolu
Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun ile onaylanması uygun
bulunan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ek 7 No’lu Protokol 2016/8717 sayılı
Bakanlar Kurulu kararıyla onaylanmış ve bu karar 8/4/2016 tarihli ve 29678 ve
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Söz konusu Protokol’ün “Yabancıların
Sınır Dışı Edilmelerine İlişkin Usul Güvenceleri” başlıklı 1. maddesi
uyarınca sınır dışı edilmesine karar verilen yabancıya, bu karara karşı
çıkabilme imkânı tanınması gerekmekle birlikte, bu şekilde yapılan bir başvuru
sonucunda yetkili merci tarafından verilen karara karşı başka bir mercie
başvuruda bulunulabilmesi, başka bir deyişle bu merci tarafından verilen karara
karşı da bir kanun yolu oluşturulması yönünde devletlerin düzenleme yapma
zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu yönüyle itiraz başvurusuna konu kuralın
milletlerarası hukuka aykırı olduğu söylenemez.
16. Anayasa’nın 40.
maddesinde Anayasa ile tanınmış hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin
yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkı
(etkili başvuru hakkı) güvence altına alınmaktadır.
17. Etkili başvuru
hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın
niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir,
etkili, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını
ortadan kaldırmaya elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme
imkânının sağlanmasını güvence altına almaktadır (AYM, E.2018/74, K.2019/92,
24/12/2019, § 31; E.2020/30, K.2023/12, 25/1/2023, § 186; Yusuf Ahmed Abdelazım Elsayad, B. No:
2016/5604, 24/5/2018, § 60).
18. İtiraz konusu
kural, sınır dışı işlemlerine karşı açılan davalarda mahkemelerce verilen
kararın kesin olduğunu hüküm altına almak suretiyle bu kararlara karşı kanun
yolunu kapatmaktadır. Dolayısıyla sınır dışı etme kararına karşı açılan dava neticesinde verilen mahkeme kararına karşı
kanun yolunun kural uyarınca kapalı olması söz konusu sınır dışı etme kararına
karşı yapılacak başvurunun erişilebilirliği ve etkililiği ile
ilgilidir. Bu nedenle kuralın -yerleşme ve seyahat özgürlüğünü sınırlayan
karara karşı öngörülen başvuru yolunun erişilebilirliği ve etkililiği bağlamında-
Anayasa’nın 40. maddesiyle bağlantılı olarak 23. maddesi kapsamında incelenmesi
gerekir.
19. Sınır dışı işlemlerinin
hukuka uygunluk değerlendirmesinin ivedilikle yapılması gerek devlet gerek
sınır dışı edilme işleminin muhatabı olan kişi bakımından önemlidir. Devlet,
sınır dışı edilmesine karar verdiği kişilerin hukuki durumu belli oluncaya
kadar onların ülke içinde bulunmalarına izin vermek, sınır dışı edilecek
kişilerin şahsi durumuna ya da bunların sınır dışı edilmelerine bağlı olarak
kendilerinin güvenliği ve gerektiğinde barınması için veya onlardan kaynaklanan
tehlikelere karşı kamu düzeninin korunması için bazı tedbirleri almak, hatta
bazı hâllerde onları idari gözetim altında tutmak durumundadır. Sınır dışı
işlemlerine karşı başvuruların süratle sonuçlandırılması kişilerin hukuki
durumlarının belirlenmesi bakımından önemlidir. Bu önem idari gözetim altında
bulunan kişiler bakımından daha da artmaktadır (AYM, E.2020/30, K.2023/12,
25/1/2023, § 195).
20. Diğer yandan hakkında
sınır dışı etme kararı alınabilecek ve alınamayacak olanlar 6458 sayılı Kanun’un
54. ve 55. maddelerinde açıkça sayılmıştır. Hakkında sınır dışı etme kararı
verilen kişi, bizzat veya tutacağı bir vekili aracılığıyla dava açma, bağımsız
ve tarafsız mahkemelerde görülecek davada sınır dışı işlemlerine karşı
gerekçeler öne sürebilme ve durumunu yeniden inceletme imkânlarına sahiptir.
Dolayısıyla yerleşme ve seyahat özgürlüğünün korunmasına ilişkin olarak söz
konusu kişilere yeterli güvencelerin sağlandığı ve bu hususta etkili başvuru
yollarının da bulunduğu gözetildiğinde kuralın etkili başvuru hakkı ile
bağlantılı olarak yerleşme ve seyahat özgürlüğüne aykırı bir yönünün
bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
21. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa’nın 16., 23. ve 40. maddelerine aykırı değildir.
Kuralın Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine
de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların
Anayasa’nın 16., 23. ve 40. maddeleri kapsamında ele alınmış olması nedeniyle
Anayasa’nın 2. ve 36. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek
görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 155. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve
Uluslararası Koruma Kanunu’nun 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasının dördüncü
cümlesinin Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 30/5/2024
tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
```