ictihat

9. Ceza Dairesi 2013/430 E. , 2013/5462 K.

# 9. Ceza Dairesi 2013/430 E. , 2013/5462 K. 9. Ceza Dairesi 2013/430 E. , 2013/5462 K. "İçtihat Metni" İtiraz Eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz Yazısının Tarihi : 16.01.2013 İtiraz Edilen Daire Kararı : 29.06.2009 tarih ve 2009/7372 - 2009/7543 sayılı onama kararı İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesinin 05.05.2008 tarih, 2005/145-2008/73 sayılı kararı İtirazla İlgili Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 170/1-c, 62 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet Suç : Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun”un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında açılan davanın yargılaması sonunda 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, 62, 53 ve 58/9. maddeleri ile aynı Kanunun 174/1-2, 62, 53. ve 170/1-c, 62, 53. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükmü sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 29.06.2009 tarih ve 2009/7372 - 2009/7543 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16.01.2013 tarihli itiraz dilekçesinde; “İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin dosyasının incelenmesinde; Sanığın işlediği sabit görülen suçun 21.12.1995 günü Esenler Turgut Reis Mahallesinde DYP seçim bürosuna molotof kokteyli atma, sevk maddelerinin 765 sayılı TCK'nın 264/6-son maddeleri (ayrıca 765 sayılı TCK'nın 168/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1), iddianame tarihinin 25.09.1996 olduğu, mahkemenin 26.04.2004 tarih ve 1996/165 Esas-2004/82 Karar sayılı kararı ile hükümlünün 765 sayılı TCK'nın 264/6-8. maddeleri (ayrıca 765 sayılı TCK'nın 168/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri), uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, Yargıtay 9. C.D'nin 06.06.2005 tarih ve 2005/2538 Esas-2488 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05.05.2008 tarih ve 2005/145 Esas-2008/73 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 62/1, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 174/1-2, 62/1. maddeleri ile ve TCK'nın 170/1-c, 62/1. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay 9. C.D'nin 29.06.2009 tarih ve 2009/7372 Esas-2009/7543 Karar sayılı ilamı ile de mahkumiyet kararlarının onandığı anlaşılmaktadır. Bizi ilgilendiren ve Başsavcılığımızca itiraz konusu yapılan husus, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan kurulan hükümle ilgili olarak, inceleme tarihi itibariyle olağanüstü zamanaşımı dolması nedeniyle açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken, atılı suçtan kurulan hükmün onanmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olmasıdır. Sorunun çözümü adına ilgili mevzuatı sıralayacak olursak; 765 sayılı TCK'nın 264. maddesinin 6. ve 8. fıkraları şu şekildedir: "(6) Birinci fıkrada yazılı şeyleri, meskun yerde veya çevresinde yada halkın gelip geçtiği bir yerde ateşleyenler veya patlatanlar yahut bırakanlar, eylemleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde beş yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası ve onbin liradan az olmamak üzere ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Suçun halkın toplu olarak bulunduğu yerlerde veya kamu hizmetlerinin görülmesine ayrılmış binalarda işlenmesi halinde, suç daha ağır bir cezayı gerektirse bile ayrıca bu eylemden dolayı aynı cezaya hükmolunur.... (8) Yukarıdaki iki fıkrada yazılı eylemler, iki veya daha çok kişi tarafından birlikte veya taşıt aracı veya suçun icrasını kolaylaştırıcı başkaca araçlar kullanarak işlenirse cezalar üçte birden yarıya kadar artırılarak hükmolunur." 5237 sayılı TCK'nın 170. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi: "(1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda; ...c) Silahla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan, Kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." (4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar. 5237 sayılı TCK'nın 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi: "Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, Geçmesiyle düşer." 5237 sayılı TCK'nın 67. maddesinin 4. fıkrası: "Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar." 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi: "(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. (2) (Ek fıkra: 02.07.2012-6352 S.K./99.md.) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. (3) (Ek fıkra: 02.07.2012-6352 S.K/99.md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir." şeklindedir. 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/son maddeleri gereğince bu suçun olağan zamanaşımı 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı ise 12 yıldır. Suç tarihi olan 21.12.1995 ile inceleme tarihi olan 29.06.2009 tarihleri arasında olağanüstü zamanaşımı dolmuştur. Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda; Sanığa atılı genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu için 5237 sayılı TCK'nın 170/1-c maddesinde öngörülen cezanın süresi itibariyle anılan Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen zamanaşımının suç ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşıldığından Dairenizce hükmün bozulmasına ve CMUK'un 322. maddesine istinaden sanık hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiğini” belirterek Dairemiz onama kararına karşı itirazda bulunmuştur. İtiraz dilekçesi içeriğine göre, sanık ... hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma ve patlayıcı madde bulundurma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik herhangi bir itirazın olmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 170/1-c maddesi uyarınca mahkumiyete konu olan genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçunun temyiz incelemesi tarihi itibariyle dava zamanaşımının dolup dolmadığı hususuna ilişkindir. İtiraz, 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendiğinde; Dosya kapsamına göre; sanık ...'ın, 21.12.1995 tarihinde bir siyasi parti binasına molotof atma eylemi nedeniyle genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 170/1-c maddesi uyarınca 05.05.2008 tarihli karar ile mahkumiyetine karar verildiği ve anılan mahkumiyet hükmünün Dairemizin itiraza konu 29.06.2009 tarih ve 2009/7372 - 2009/7543 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince anılan Kanunun 170/1-c maddesinde düzenlenen genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçunun olağan zamanaşımı 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı ise 12 yıldır. Buna göre, suç tarihi olan 21.12.1995 ile mahkemenin karar tarihi olan 05.05.2008 tarihleri arasında olağanüstü zamanaşımının dolduğu görülmekle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı kabul edilmiş ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: 1- Dairemizin itiraz edilen “onama” kararının kaldırılmasına, 2- Sanık müdafiinin “genel güvenliği kasten tehlikeye sokma” suçundan kurulan hükme ilişkin temyizinin incelenmesinde; Sanığa atılı 5237 sayılı TCK'nın 170/1-c maddesinde düzenlenen genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçu için öngörülen cezanın süresi itibariyle, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’ya göre daha lehe hükümler içeren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4. maddelerinde belirlenen zamanaşımının, suç tarihi ile karar tarihi arasında gerçekleştiği anlaşılmakla hükmün bu nedenle BOZULMASINA, CMUK'nın 322. maddesi uyarınca sanık hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.