ictihat
4. Ceza Dairesi 2010/30142 E. , 2011/5459 K.
# 4. Ceza Dairesi 2010/30142 E. , 2011/5459 K.
4. Ceza Dairesi 2010/30142 E. , 2011/5459 K.
"İçtihat Metni"
Görevi kötüye kullanma suçundan şüpheliler ..., Çankaya Belediyesi Personeli ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17.03.2010 tarihli ve 2009/118070 soruşturma, 2010/20197 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair ve işlemden kaldırma kararına karşı yapılan itiraz üzerine, şüpheli ... hakkında müştekiyi kadın sığınma evine kabul etmeme eyleminden dolayı görevi kötüye kullanma suçu yönünden Cumhuriyet savcısı tarafından verilen soruşturma yapılmaksızın işleme konulmamasına dair kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172. maddesi kapsamında kovuşturmaya yer olmadığına dair bir karar olmadığından bu konuda inceleme yapılmasına yer olmadığına, şüpheliler Çankaya Belediyesi Personeli ve ... haklarında görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 06.05.2010 tarihli ve 2010/992 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 09.11.2010 gün ve 68196 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2010 gün ve 289617 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Tüm dosya kapsamına göre, müşteki ... ...'nün 31.07.2009 tarihli dilekçe ile mağdur olduğunu ve bu nedenle güvenli ve şartları müsait bir yerde kalması için Çankaya Belediyesinden yardım talep ettiği, müşteki ile yapılan yüz yüze görüşmelerde olumsuz cevap verildiği ancak müştekinin 07.08.2009 tarihli dilekçe ile mağduriyetinin giderilmeme sebeplerini 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde yazılı olarak talep etmesine rağmen, anılan Kanun'un 11 ve 12. maddeleri ile Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 16,18. ve 20. maddelerinde belirtilen süre ve koşullara riayet edilmeden müştekiye 22.12.2009 tarihinde cevap verildiği anlaşılmakla, şüphelilerin görevi ihmâl ve görevlerini kötüye kullanma suçlarıyla ilgili delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü ile kamu davasının açılmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
1- Şüpheli ...'in yakınan ... ...'yü kadın sığınma evine kabul etmeme eylemine yönelik kanun yararına bozma isteğinin incelenmesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 1.fıkrasında "Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir." hükmü yer almaktadır. Belirtilen maddede düzenlenen olağanüstü yasa yoluna başvurunun ilk koşulu hakim veya mahkeme tarafından verilen kesinleşmiş bir karar veya hüküm olmasıdır.
Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, şüpheli ...'in kadın sığınma evine kabul etmeme eylemi nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen dosyanın işlemden kaldırılması kararına yönelik itiraz hakkında C.Y.Y.'nın 172/1 maddesi kapsamında itiraza tabi bir karar bulunmadığı gerekçesiyle inceleme yapılmasına yer olmadığına karar verdiği görülmektedir. Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi itirazın kabulü veya reddine karar vermediğinden, kanun yararına bozma yasa yolu başvurusuna konu olabilecek nitelikte bir karar veya hüküm bulunması ön koşulunun somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
2 - Yakınan ... ...'nün 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca yaptığı başvuruya yasal süresinde yanıt vermeme eylemlerine ilişkin kanun yararına bozma isteğine gelince;
4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun 29/1 ve anılan Yasanın Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 42/2 maddelerinde "Bu Kanunun ve Yönetmeliğin uygulamasında ihmali, kusuru veya kastı bulunan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında, işledikleri fiillerin genel hükümler çerçevesinde ceza kovuşturması gerektirmesi hususu saklı kalmak kaydıyla, tabi oldukları mevzuatta yer alan disiplin cezaları uygulanır." hükümleri yer almaktadır. Yasa koyucunun bu düzenlemeyle kamu görevlilerinin bu yasanın uygulanması sırasındaki ihmal, kusur veya kasıtlı davranışları nedeniyle hem tabi oldukları mevzuatta yer alan disiplin cezalarıyla cezalandırılmalarını hem de fiilleri suç oluşturuyor ise haklarında ayrıca genel hükümler uyarınca ceza kovuşturması yapılmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. Genel hükümler uyarınca ceza kovuşturması yapılması kavramından kamu görevlisi hakkında Cumhuriyet savcılığınca doğrudan soruşturma yapılabileceği sonucunun çıkarılması olanaklı değildir. Kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle işledikleri suçlarda soruşturma yöntemi kamu görevlisinin sıfatı ve görevinin niteliğine göre belirlenmektedir.
Ülkemizdeki kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle işledikleri suçlar açısından uygulanan soruşturma yöntemi çeşitli özel yasalarda belirtilmiştir. Özel soruşturma yöntemlerini düzenleyen yasalar içinde en çok uygulananı 4483 sayılı olanıdır. Cumhuriyet savcısının görevi nedeniyle suç işlediği ileri sürülen anılan yasa kapsamındaki bir kamu görevlisi hakkında doğrudan soruşturma yapması olanaklı değildir. Yasada belirtilen yetkili merciin vereceği soruşturma izni kararının kesinleşmesi üzerine Cumhuriyet savcısı soruşturmaya başlayacaktır. Yasa koyucu savcılıkça doğrudan soruşturma yapılmasına ilişkin genel ilkeden ayrılmak istediğinde bunu açık bir yasa hükmüyle gerçekleştirmektedir. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun 29/1 ve anılan Yasanın Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 42/2 maddelerinin soruşturma yöntemi açısından bir istisna hükmü niteliğinde olmadığı açıktır. ... Cumhuriyet Başsavcılığının, görevleri nedeniyle suç işledikleri iddia edilen büyükşehir ilçe belediye başkanı şüpheli ..., kadın sığınma evinin bağlı bulunduğu Çankaya Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü sorumlusu şüpheli ... ve diğer belediye görevlileri hakkında, doğrudan soruşturma yetkisi bulunmamaktadır. Cumhuriyet savcısının şüphelilerin yakınanın başvurusuna cevap vermeme eylemleriyle ilgili olarak soruşturma izni verilmesi amacıyla dosyayı yetkili merciye göndermesi gerekmektedir. Kamu görevlilerine özgü soruşturma yöntemi dikkate alınmadan doğrudan yapılan soruşturmada elde edilen kanıtlara göre verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile bu karara yönelik itirazın reddine ilişkin merci kararının hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki; Şüpheliler ..., ... ve diğer belediye görevlilerinin yakınan ... ...'nün 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca yaptığı başvuruya yasal süresinde yanıt vermeme eylemlerine ilişkin düşünce yukarıda belirtilen değişik gerekçeyle yerinde görüldüğünden, görevi kötüye kullanma suçundan şüpheliler ..., ... ve diğer belediye görevlileri hakkında Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.05.2010 gün ve 2010/992 D.İş sayılı kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin aynı yasa maddesinin 4/a fıkrası gereğince yerinde tamamlanmasına 21.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.