ictihat

15. Ceza Dairesi 2015/11948 E. , 2015/29341 K.

# 15. Ceza Dairesi 2015/11948 E. , 2015/29341 K. 15. Ceza Dairesi 2015/11948 E. , 2015/29341 K. "İçtihat Metni" Dolandırıcılık suçundan sanık ...'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1 -k, 62 ve 52/2 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen hapis cezasının aynı Kanun’un 51. maddesine göre ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresine tabi tutulmasına dair ... Ağır Ceza Mahkemesinin 07/12/2010 tarihli ve 2010/144 esas, 2010/248 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 08/06/2015 gün ve 2015-11701/37810 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/06/2015 gün ve 2015/219148 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Dosya kapsamına göre, sanık ... üzerine kayıtlı bulunan ... plakalı aracın,...'nin sevk ve idaresindeyken 11/10/2009 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığı, aracı kullanan...'nin alkollü olması nedeniyle ... tarafından aracın kullanıldığının görevli polis memurlarına beyan edildiği, bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan bahisle hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de, Sanık ...'nin katılan sigorta şirketine araç pert bedelinin ödenmesi talebiyle yaptığı müracaatıyla ilgili olarak, katılan şirkete ait araç dosyasında bulunduğu anlaşılan 11/10/2009 tarihli trafik kaza tespit tutanağı ve aynı tarihli kaza özeti başlıklı tutanakta,...'nin aracın sürücüsü olarak alkollü araç kullanması nedeniyle kazaya neden olduğu belirtilip, ...'nin aracı kendisi kullandığına dair beyanına itibar edilmediğinin belirtilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, katılan sigorta şirketi tarafından basit bir inceleme ile durumun anlaşılabilir olması nedeniyle, hile unsurunun somut olayda gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Sigorta edenin dolandırılması, TCK’nın 158/1-k maddesi gereğince nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Suçun oluşması için, sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları ya da almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. ... sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur.... sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil, bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir. Sanık Bayram tarafından yapılan başvuru sonucunda, katılan şirket yetkilerince araç dosyası içerisinde bulunan 11.10.2009 tarihli trafik kazası tespit tutanağının incelenmesi sonucunda asıl kazayı yapanın...’nin olduğunun anlaşılacak olması nedeniyle, dolandırıcılık suçunun hile unsurunun oluşmadığı anlaşılmakla; Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görüldüğünden, ... Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 07.12.2010 tarih ve 2010/144-248 sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın dolandırıcılık suçundan BERAATİNE, anılan suçtan tayin edilen cezanın ÇEKTİRİLMEMESİNE, 28.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.