ictihat

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ E. 2023/375 K. 2024/275

# T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/375 Esas - 2024/275 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/375 KARAR NO : 2024/275 ... DAVA : Menfi Tespit / Kambiyo Senetlerinden Kaynaklı DAVA TARİHİ : 25/05/2023 KARAR TARİHİ : 25/04/2024 KARAR Y.TARİHİ : 17/05/2024 Mahkememizde görülmekte olan "Menfi Tespit" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin inşaat taahhüt alanında altyapı/üstyapı işleri yapan ve ... uhdesinde ihalesi yapılan projelerde yüklenici firma sıfatı ile faaliyet gösteren bir inşaat firması olduğunu, davalı şirketin ise müvekkili ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmayan, müvekkili şirket eski yetkilisi Mehmet Daşçı ile dostluk ilişkileri bulunan bir firma olduğunu, davalı firmanın, aradaki dostluk ilişkilerine binaen müvekkili şirketten davaya konu edilen ... seri numaralı 3.250.000,00 TL tutarındaki çeki ciro işlemi yaptırarak "Hatır Çeki" olarak düzenletip teslim aldığını, davalı şirketin işbu çekleri müvekkili şirkete ciro işlemi yaptırarak hatır çeki olarak teslim almasına rağmen herhangi bir ticari işi için kullanmadığını, kötüniyetli hareket ederek çekleri bankaya ibraz ettiğini ve akabinde davaya konu icra takibini başlattığını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile menfi tespit davalarının kabulü ile ...esas sayılı dosyası üzerinden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhinde % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, davalının dava konusu çekte iyiniyetli ve meşru hamil olduğunu, davacının, icra takibine konu edilen dava konusu çekleri ciranta konumunda olan dava dışı ...'tan ciro yoluyla teslim aldığını, davacının dava konusu çeklerin “hatır çeki” olduğunu ve dolayısıyla çeklerin bedelsiz olduğu yönündeki iddiasının, geçersizlik def'i değil bir şahsi defi olduğunu, niteliği itibariyle şahsi def'ilerin ancak çek keşidecisinin veya cirantasının, kendi ticari ilişki içerinde bulunduğu kişiye karşı ileri sürülebileceğini, müvekkilinin, davacı ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmuyor olması nedeniyle, çek cirantasına karşı ileri sürülebilecek çekin hatır çeki olduğu yönündeki bedelsizlik iddiasının müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, taraflar arasında ticari ilişki bulunmaması nedeniyle davacının ticari defterlerinin delil olma niteliği bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmuyor olması nedeniyle davacının, dava konusu çeklerin bedelsiz verildiğine yönelik iddiasını ispatlamak amacıyla kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmasını kabul etmediklerini, zira dava ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan davacının, kendi ticari defterlerinde davalı şirket ile ilgili herhangi bir kaydın bulunmamasının, davacının iddiasını ispatlamayacağını, davacının dava konusu çeklerin hatır çeki/bedelsiz olduğuna yönelik iddiasını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğini, davacının işbu davayı dava konusu çeklerde ciranta sıfatı bulunan kişiye karşı açmadığını, doğrudan yetkili hamil olan müvekkiline davayı yönelttiğini, bu nedenle davacının davasının bedelsiz olduğuna yönelik iddiasının bu davanın konusunu oluşturmadığını anca, davacının bedelsizlik iddiası bu davanın konusunu oluşturmamakta ise de, davacının kambiyo takibine konu çeklerin bedelsiz olduğunu/hatır çeki olduğuna yönelik iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini beyanla; davanın reddi ile İİK m. 72/4 uyarınca alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacının tazminata mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Davaya konu edilmiş olan çeklerin davacı yanca ciro edilmiş olduğu vakıasına yönelik her hangi bir çekişme bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Uyuşmazlık; davacı aleyhine girişilen takip dayanağı çeklerin davalıya hatır için verilip verilmediği ile buradan varılacak sonuca göre davacının davalıya kambiyo senedine dayalı takipten ötürü borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5.... borçlunun ... olduğu, 3.250.000,00 TL çek + 4.000.000,00 TL çek + 31.587,33 TL işlemiş faiz + 9.750,00 TL %0,30 komisyon + 27.095,89 TL işlemiş faiz + 12.000,00 TL %0,30 komisyon olmak üzere toplam 7.330.433,22 TL alacağın tahsili amacıyla 11/05/2023 tarihinde icra takibi başlatıldığı görülmüştür. 6. Dava konusu 3.250.000,00 TL bedelli çekin incelenmesinde; dava dışı ...IBAN nolu hesabı üzerine 31.03.2023 tarihinde keşide edilmiş olan, 1424087 nolu, 3.250.000,00 TL'lik çekin, lehtarının davacı ... tarafından, dava dışı davalı şirket ortağı ...'a, adı geçen tarafından da davalı şirkete ciro edildiği, davalı tarafından ... ibraz edilen çekin 3.244.500,00 TL'lik kısmının karşılığının bulunmadığı, bu nedenle karşılıksızdır kaşesinin basıldığı görülmüştür. 7. Dava konusu 4.000.000,00 TL bedelli çekin incelenmesinde; dava dışı ...a, adı geçen tarafından da davalı şirkete ciro edildiği, davalı şirket tarafından ...'na ibraz edilen çeke, "... Esas sayılı 10/04/2023 tarihli kararı ile keşideci şirketin yönetiminin işlemleri komiser onayına tabi tutulduğundan ve çek üzerinde komiser onayı da bulunmadığından 17/04/2023 tarihinde ibraz edilen iş bu çekin işleme alınması mümkün olmamıştır.” şerhinin düşüldüğü görülmüştür. 8. Mahkememizce dosya üzerinde Mali Müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmış olup; bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, davacı ile dava dışı ... arasında da dava konusu çeklerin ciro edilmesi dışında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, dava konusu her iki çekin de davacı ticari defter kayıtlarında bulunmadığı, gerek çekin dava dışı ...'den alınışı sırasında, gerekse dava dışı ...'a ciro edilmesi sırasında yapılması gereken muhasebe kayıtlarının yapılmadığı, davalı şirket kayıtlarında, 3.250.000,00 TL'lik çekin şirket ortağı ...ın, şirkete olan borcuna mahsup edildiği, 4.000.000,00 TL'lik çekin ise şirket ...'ın, şirkete verdiği borç olarak muhasebeleştirildiğinin görüldüğü bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 9. Dava, takibe konu kambiyo senetleri nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 10. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir... 11. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. 12. Diğer bir deyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir... 13. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder ... 14. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). 15. Kambiyo senedinin hukukî niteliğine değinmek gerekirse; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir amaca ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. 16. Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır ... 17. Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde -şart olmamakla birlikte- genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin "hatır" için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz (TBK m. 133/2); kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Bu halde hamil, biri asıl borç ilişkisinden, biri de kambiyo ilişkisinden doğan iki ayrı talep hakkına sahip olmaktadır. Kambiyo münasebetinden, doğan hakkın, herhangi bir nedenden dolayı düşmesi halinde, hamilin asıl borç ilişkisinden dolayı sahip olduğu talep hakkı saklıdır. 18. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. 19. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. 20. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin; kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur. 21. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada "bedelsizliğe dayalı" menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. 22. Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Diğer müracaat borçluları bakımından ise bedelsizlik iddiası ancak ciranta ile ciro edilen arasında sözkonusu olabilecektir. Ayrıca düzenleyen, senet lehtarına karşı senedin bedelsizliğini ispat ettikten sonra, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. 23. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir. 24. Kambiyo senedi düzenlenmesine neden olan hukukî ilişkinin, karşılıklı borç yükleyen sözleşme olması ve bu sözleşmeden doğan borcun ifası için kambiyo senedinin düzenlenmesi hâli ise sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. 25. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin hatır senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin hatır için verildiğinden bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin hatır senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir. 26. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. 27. Öte yandan senedin hatır için verildiğinden bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Çek bakımından TTK 818/1-e atfıyla m. 687). 28. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davacının aleyhine kambiyo senedine/çek dayalı takibe girişildiği, sözkonusu çeklerde (iki adet) davacının lehtar/ciranta, davalının ise hamil olduğu, dava konusu çeklerde davacı lehtar tarafından çekin davalı şirketin yöneticisi olduğu iddia edilen (...) kişiye ciro edildiği, davalıya da çeklerin bu kişi tarafından ciro edildiği, davalının dava konusu edilen her iki çekte de hamil olduğu anlaşılmakla eldeki davanın, icra takibinden sonra açılan ve kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir. 29. Davacı vekili tarafından davaya konu çekilerin davalıya hatır çeki olarak verildiği beyan edilerek bu çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiş olup, kural olarak çek bir ödeme vasıtası olup illetten mücerret olduğundan mevcut bir borcun ifası amacıyla verildiğinin kabulü gerekmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere çekin hatır için verildiği yolundaki iddianın ise yazılı veya kesin delille ispatlanması gerekir. 30. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda, davaya konu çeklerin davacının defterlerinde kaydının bulunmadığını, davalı şirket kayıtlarında ise, 3.250.000,00.-TL'lik çekin şirket ortağı ...'ın, şirkete olan borcuna mahsup edildiği; 4.000.000,00.-TL'lik çekin ise şirket ...'ın, şirkete verdiği borç olarak muhasebeleştirildiğini bildirdiği görülmüştür. 31. Davacı yan dava konusu çeklerin hatır çeki olduğu ve bedelsizlik iddiasına dayanmış ise de, ispat yükü kendisinde olup sunmuş olduğu kesin deliller ile ileri sürdüğü bu iddiasını ispat edememiştir. 32. Mahkememizce davacı yana davalıya yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılmış, davacı yan yemin teklif etmeyeceklerini 25.04.2024 tarihli celsede beyan etmiştir. 33. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu çeklerin açıkça hatır çeki olarak verildiği iddiasının kesin delillerle ispat edemediği, yine çeklerin TTK m. 687 hükmü uyarınca davalı hamilin borçlunun bile bile zararına hareket ettiğinin de ispat edilemediği, bu nedenle davacının davasının reddine karar verilmesi gerekmiştir. 34. Ayrıca davacının davayı açmasında kötü niyeti ispat edilemediğinden davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. VI-HÜKÜM 1-Davanın REDDİNE, 2-Köteniyet Tazminatı Talebinin REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.-TL harcın, peşin alınan 125.185,48.-TL haçtan düşümü sonrası fazla alınan 124.757,88.-TL harcın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde yatırana iadesine, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 4-Yargılama sırasında yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 5-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE, Vekalet Ücreti 6-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 377.304,33.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... istinaf yasa yolu açık olmak üzere 25/04/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/04/2024 ... NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"