ictihat
10. Hukuk Dairesi 2024/2059 E. , 2025/1373 K.
# 10. Hukuk Dairesi 2024/2059 E. , 2025/1373 K.
10. Hukuk Dairesi 2024/2059 E. , 2025/1373 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/4524 E., 2023/186 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/644 E., 2022/1108 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 05.12.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ve Av. .... ile davacı adına Av.....geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın Dairemiz’e tekrar gelmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 04.08.2016 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000TL maddi ve 100.000TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin istemini 547.526,78 TL olarak arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl görevi plastik enjeksiyon makinesine kalıp bağlamak olan davacının tornavida ile makinedeki artık ve katı plastik maddeyi çıkarmaya çalıştığını, bu esnada sıçrayan parçanın gözüne isabet ettiğini, davacının uzun yıllar davalı firmada çalıştığını, önceki üretimden arta kalan kurumuş plastik maddenin makine ısındıktan sonra kendiliğinden akıp gideceğini bilebilecek durumda olduğunu, talimatlara aykırı olarak tornavida ile makine üzerindeki plastik takozunu kırmaya çalıştığını iş kazasının meydana gelmesinde işçinin kusurunun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya ait işyerinde çalışırken 04.08.2016 tarihinde iş kazasına uğradığı, SGK müfettiş raporunda Ankara SGK İl Müdürlüğü Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezince tanzim edilen 04.09.2018 tarihli sağlık kurulu raporu ile kazalı ...'ın meslekte kazanma gücü kaydı oranının % 31,2 olarak belirlendiği, 01.10.2020 tarihinde kontrol muayenesi gerektiği belirtildiği, davacı tarafın maluliyete itirazı üzerine Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinin 17.06.2020 tarihli raporunda maluliyetin % 36,0 olarak tespit edildiği, davalı tarafın itirazı üzerine raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp İkinci Üst Kurulundan alınan 19.08.2021 tarihli raporda iş kazası nedeniyle davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %36,0 olduğunun bildirildiği görülmekle davacının maluliyet oranının %36,0 olduğunun tespit edildiği, 05.03.2018 tarihli bilirkişi raporundan davacı kazazedenin %30 kusuru bulunduğu, davalı işverenin %70 kusurlu olduğunun anlaşıldığı, aktüerya bilirkişisi tarafından 21.02.2022 tarihli aktüerya hesap raporu dosyaya sunularak davacının maddi tazminatının 547.526,78 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın rapora karşı beyanında aleyhe hususları kabul etmediklerini beyan ederek 09.03.2022 tarihli dilekçeleri ile bu değer üzerinden taleplerini artırdığı, itiraz üzerine yeniden alınan 25.07.2022 tarihli aktüerya ek bilirkişi raporunda davacının maddi tazminat alacağı 583.915,87 TL olarak hesaplanmakla davacının maddi tazminat talebinin talep artırım dilekçesi üzerinden kabulüne karar verildiği, tarafların sosyal ekonomik halleri, iş kazasının meydana geldiği tarih, tarafların kusur durumları ile davacının yaşı meydana gelen kazanın niteliği ve davacının yaşadığı elem ve ızdırabın niteliği ve malüliyet oranı gözetilerek takdiren 65.000,00 TL manevi tazminatın davalı taraftan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 547.526,78 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 65.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Metal Plast. San. Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, keşif yapılmaksızın yetersiz kusur raporuna dayalı karar verildiğini, davalıya atfedilen kusur oranının fazla olduğunu, kazanın davacının kusuru ile meydana geldiğini, TRH-2010 tablosuna göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, 13.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından PMF Yaşam Tablosu dikkate alınarak bir hesaplama yapılmış olup davacı vekili tarafından sunulan rapora itiraz dilekçesinde davacının bu yönde herhangi bir itirazı ve davacı vekilinin TRH-2010 tablosuna göre hesaplama yapılması yönünde herhangi bir talebi de olmadığını buna rağmen TRH 2010 tablosu esas alınarak hesap yapılmasının hatalı olduğunu, yapılan ödemelerin zarardan mahsup edilmediğini, davacıya müvekkili tarafından yapılan ödemelerin davacının tedavi giderlerinin karşılanması amacıyla yapıldığının açık olduğunu, davacının asgari ücretle çalıştığını, kök bilirkişi raporunda davacının asgari ücrete itirazı ve talebi olmadığı halde asgari ücretin 1.28 katı ücret üzerinden hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceğini, usuli kazanılmış haklar gözetilmeden karar verildiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
A) Davalı vekilinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre temyize konu manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden ;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
2.6100 sayılı HMK'nun 266.maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı kanunun 281/1. maddesine göre "taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır.
Bilindiği üzere HMK'nun 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan usul ekonomisi ilkesine göre de hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10 (21) -94 E- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)"
Dosya kapsamından, 13.08.2018 tarihli kök hesap raporunda bakiye ömür süresinin belirlenmesinde PMF 1931 yaşam tablosunun esas alındığı, davacı vekilinin 27.8.2018 tarihinde tebliğ edilen bilirkişi raporuna TRH 2010 tablosunun uygulanması yönünde itirazı bulunmadığı, hükme esas alınan 25.07.2022 tarihli hesap raporunda bakiye ömür süresinin TRH 2010 tablosuna göre belirlendiği, davalı vekilinin anılan raporun dikkate alınmasının davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olduğunu ileri sürerek itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, kaza tarihi itibariyle davalı işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen ve davalı işverence ücret bordrolarında da aynı şekilde gösterilen davacının prime esas kazancının brüt 2.389,49 TL olduğu görülmektedir.
Davacı vekili 13.08.2018 tarihli hesap raporuna esas alınan asgari ücrete ve PMF 1931 yaşam tablosuna dayalı hesaplamaya itiraz etmemiş ise de, esasen hükme dayanak kılınan 22.07.2022 tarihli hesap raporunda asgari ücretin 1.28 katı olarak alınan ücretin Kurum kayıtları ile de sabit bulunması ve bir kimsenin kendi açtığı dava ile dava açmadan önceki durumundan daha kötü kılınmaması temel hukuk ilkelerinden olmakla davacı vekili tarafından kök hesap raporunda asgari ücretin esas alınmasına itiraz edilmemesinin davacı aleyhine sonuç doğurması kabul edilemez.
Yukarıdaki açıklamalara göre Mahkemece, 03.08.2018 tarihli hesap raporunda bakiye ömür süresinin PMF 1931 tablosuna göre belirlenmesine davacı vekilinin itiraz etmemesi nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek, hükme esas alınan 22.07.2022 tarihli hesap raporundaki diğer veriler aynen korunmak suretiyle, bu hesap raporuna PMF 1931 tablosuna göre tespit edilmiş olan bakiye ömür süresi uygulanmalı ve davacının maddi tazminat alacağı yöntemince hesaplanmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır .
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Davalı avukatı yararına takdir edilen 28.000,000 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.