
Ceza Muhakemesi Hukukunda Uzlaştırma Müessesesi: Usul Esasları, Kapsam ve İlam Niteliğindeki Sonuçlar
5271 sayılı CMK m. 253 ve 254 hükümleri uyarınca uzlaştırma, onarıcı adalet ilkesi uyarınca uyuşmazlığın yargı dışı yöntemlerle çözümünü amaçlayan bir müessesedir. Tebligat usulü, şüpheliye ulaşılabilirlik ve edimin ifası gibi somut usul kuralları, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında hak düşürücü sonuçlar doğuran birer geçerlilik şartıdır.
Uzlaştırma Kurumunun Hukuki Niteliği ve Onarıcı Adalet Paradigması
Uzlaştırma, ceza uyuşmazlığının devletin cezalandırma yetkisinden feragat etmesi karşılığında, tarafların rızasıyla ve bir uzlaştırmacı nezaretinde çözümlenmesini ifade eden bir alternatif çözüm yöntemidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 253, 254 ve 255. maddelerinde düzenlenen bu kurum, yalnızca failin cezalandırılmasına değil, mağdurun zararının giderilmesine ve bozulan toplumsal barışın yeniden tesisine odaklanır. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere uzlaştırma, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka, yargılama usulünü düzenlemesi bakımından ise usul hukukuna ilişkindir.
"Uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzlaştırma; bu kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/30863 - Karar No: 2021/25995
Onarıcı Adalet ve Fail-Mağdur İlişkisi
Uzlaştırmanın temel amacı, suçun faili ile mağduru arasındaki ihtilafı, bir üçüncü kişinin (uzlaştırmacı) yardımıyla tarafların özgür iradelerine dayanarak sonlandırmaktır. Bu süreçte devlet, kamu davası açma veya yürütme yetkisini tarafların uzlaşmasına bağlı bir sonuca endeksler. 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler, bu kurumun kapsamını genişleterek onarıcı adaletin uygulama alanını artırmıştır.
Uzlaştırmanın Karma Niteliği
Doktrin ve yargı kararlarında uzlaştırmanın "karma nitelikte" olduğu kabul edilir. Maddi hukuk yönü, suçun cezalandırılabilirliğini ortadan kaldırması veya azaltmasıyla; usul hukuku yönü ise davanın açılmasını engellemesi (soruşturmada) veya davanın düşmesine (kovuşturmada) yol açmasıyla tezahür eder. Bu nitelik, lehe kanun uygulaması bakımından TCK m. 7/2 uyarınca geçmişe yürüme ilkesinin uygulanmasını zorunlu kılar.
CMK m. 253 Uyarınca Uzlaştırma Kapsamındaki Suçların Taksonomisi
Uzlaştırma kapsamındaki suçlar, kanun koyucu tarafından "şikayete bağlı olma" kriteri ve "katalog suçlar" esasına göre belirlenmiştir. CMK m. 253/1 uyarınca, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar (cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar hariç) kural olarak uzlaştırma kapsamındadır. Ancak kanun koyucu, şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın bazı suçları da bu kapsama dahil etmiştir.
TCK Kapsamındaki Katalog Suçlar
CMK m. 253/1-b bendi uyarınca Türk Ceza Kanunu'nda yer alan kasten yaralama (TCK m. 86/1-2), taksirle yaralama (TCK m. 89), tehdit (TCK m. 106/1), konut dokunulmazlığının ihlali (TCK m. 116), hırsızlık (TCK m. 141) ve dolandırıcılık (TCK m. 157) suçları uzlaştırmaya tabidir. 6763 sayılı Kanun ile tehdit, hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarının bu kapsama alınması, adliye pratiğinde iş yükünün azaltılması yönünde kritik bir eşiktir.
Suça Sürüklenen Çocuklar (SSÇ) Bakımından Özel Kapsam
Suça sürüklenen çocuklar yönünden uzlaştırma kapsamı daha geniştir. Mağdurun gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olması şartıyla, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar SSÇ'ler için uzlaştırma kapsamına dahil edilmiştir. Bu düzenleme, suça sürüklenen çocukların adli sistemle olan temasını minimize etmeyi amaçlar.
| Suç Grubu | Şart/Kriter | Kanuni Dayanak |
|---|---|---|
| Şikayete Bağlı Suçlar | Cinsel suçlar hariç tümü | CMK m. 253/1-a |
| Kasten Yaralama | TCK m. 86/3 hariç (1. ve 2. fıkra) | CMK m. 253/1-b-1 |
| Tehdit | TCK m. 106/1 (1. cümle) | CMK m. 253/1-b-3 |
| Hırsızlık ve Dolandırıcılık | TCK m. 141 ve m. 157 | CMK m. 253/1-b-5, 6 |
| SSÇ Suçları | Üst sınırı 3 yılı geçmeyen suçlar | CMK m. 253/1-c |
Uzlaştırma Kapsamı Dışında Kalan Haller ve İstisnalar
Soruşturulması şikayete bağlı olsa dahi, kamu düzeni ve mağdurun korunması ilkeleri gereği bazı suçlar ve durumlar uzlaştırma dışında tutulmuştur. CMK m. 253/3 uyarınca cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez. Bu yasak, mağdurun rızası olsa dahi kamu düzeni mülahazasıyla mutlak niteliktedir.
"Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez." biçimdeyken 09/07/2009 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5918 sayılı Kanun'un sekizinci maddesiyle anılan fıkraya "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz" cümlesi eklenmiştir.
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/30863 - Karar No: 2021/25995
Birlikte İşlenen Suçlar ve Uzlaştırma Engeli
Uygulamada en çok karşılaşılan engellerden biri "bağlantılı suç" durumudur. Uzlaştırma kapsamındaki bir suçun, bu kapsamda olmayan bir başka suçla birlikte (aynı mağdura karşı) işlenmiş olması halinde, her iki suç yönünden de uzlaştırma hükümleri uygulanmaz. Bu kuralın temel rasyosu, yargılama birliğinin bozulmaması ve uzlaştırma kurumunun bir "yargı kaçırma" mekanizmasına dönüşmesinin engellenmesidir. Ancak mağdurların farklı olması durumunda bu engelin uygulanıp uygulanmayacağı, suçun mahiyetine göre değerlendirilmelidir.
Uzlaştırmaya Engel Teşkil Eden Diğer Unsurlar
Tüzel kişilerin mağdur olduğu ancak özel hukuk tüzel kişisi niteliği taşımayan (kamu kurumları gibi) vakalar uzlaştırmaya tabi değildir. Ayrıca mağdurun veya failin belirlenememesi, şüpheliye veya mağdura tüm araştırmalara rağmen ulaşılamaması hallerinde de uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır (CMK m. 253/6).
Soruşturma Aşamasında Uzlaştırma Usulü ve İleri Gelen Sorunlar
Soruşturma aşamasında uzlaştırma işlemleri, Cumhuriyet savcısının denetimindeki Uzlaştırma Bürosu tarafından yürütülür. Savcı, suçun uzlaştırmaya tabi olduğunu ve yeterli şüphe bulunduğunu tespit ederse dosyayı büroya gönderir. Bu aşamada uzlaştırmacı görevlendirilmesi, taraflara teklif yapılması ve müzakerelerin yürütülmesi titiz bir usul takibi gerektirir.
Uzlaştırmacı Görevlendirilmesi ve Süreler
Uzlaştırma bürosu tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, dosya kendisine tevdi edildikten sonra 30 gün içinde işlemleri sonuçlandırmak zorundadır. Bu süre, kanunda öngörülen şartların varlığı halinde her defasında 20 günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatılabilir (CMK m. 253/12). Sürelerin aşılması, uzlaştırma raporunun geçerliliğini etkilemese de uzlaştırmacının disiplin sorumluluğuna ve ücretine sirayet edebilir.
Uzlaştırma Teklifinin Reddi ve Sonuçları
Uzlaştırma teklifi kendisine yapılan taraf, üç gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Teklifin bir tarafça reddedilmesi durumunda, müzakere aşamasına geçilmeden süreç sonlanır. Ancak teklif aşamasında reddedilmesine rağmen, iddianame düzenlenene kadar tarafların haricen anlaşıp savcıya başvurması mümkündür (CMK m. 253/16). Bu durum, kurumun iradilik ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır.
Tebligat Usulü ve "Ulaşılamama" Halinin Hukuki Analizi
Uzlaştırma sürecinin en kritik usul işlemi, teklif formunun taraflara usulüne uygun tebliğ edilmesidir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, uzlaştırma teklifinin mutlaka 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun, "açıklamalı tebligat" (meşruhatlı davetiye) veya istinabe yoluyla yapılması zorunludur.
"Uzlaştırmanın yargı işlemi niteliğinde olduğu nazara alındığında anılan fıkrada sözü edilen açıklamalı tebligat, kazai mercilerce yapılacak tebligatı düzenleyen 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacak olan tebligattır ve normal posta yoluyla bu işlem gerçekleştirilemeyecektir. Açıklamalı tebligat ya da istinabe işlemi ancak uzlaştırmacıya görev veren uzlaştırma bürosu aracılığıyla yerine getirilebilecektir."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/7012 - Karar No: 2021/14950
PTT İadeli Taahhütlü Posta ile Bildirim Geçersizliği
Adliye pratiğinde uzlaştırmacıların masraf ve zaman kaybını önlemek amacıyla teklif formlarını basit posta veya iadeli taahhütlü mektup ile göndermesi, Yargıtay tarafından "yöntemince yapılmayan teklif" olarak nitelendirilmekte ve bozma nedeni sayılmaktadır. Tebligatın hukuki geçerliliği, tarafların kanuni haklarını ve teklifin sonuçlarını tam olarak anladıklarının belgelenmesine bağlıdır.
Adreste Bulunmama ve Yakalama Emri İlişkisi
Şüphelinin adresinde bulunmaması veya yurt dışında olması durumunda uzlaştırma yoluna gidilmez (CMK m. 253/6). Ancak burada "ulaşılamama" kriteri, mutat tüm araştırmaların yapılmış olmasına bağlıdır. Şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmiş olması, tek başına uzlaştırmadan vazgeçilmesi için yeterli görülürse de, yargı pratiğinde bu durumun iddianamenin iadesi veya kabulü üzerindeki etkileri tartışmalıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, firari olan ve hakkında yakalama emri bulunan şüpheli bakımından uzlaştırma işlemlerinin yapılamayacağına, bu durumun iddianamenin iadesine engel teşkil etmediğine hükmetmiştir (2021/30863 E.).
Kovuşturma Aşamasında Uzlaştırma: İstisnai Uygulama ve Şartlar
Kural olarak uzlaştırma, soruşturma aşamasında tüketilmesi gereken bir usul işlemidir. Ancak bazı hallerde, dava açıldıktan sonra da mahkeme tarafından uzlaştırma işlemleri yürütülebilir. Bu durum genellikle suçun vasfının değişmesi veya soruşturma aşamasında uzlaştırma usulünün hiç uygulanmamış olması hallerinde karşımıza çıkar.
Suç Vasfının Değişmesi ve Uzlaştırma Zorunluluğu
İddianamede uzlaştırma kapsamında olmayan bir suçla dava açılmışken, duruşma sırasında suçun uzlaştırmaya tabi bir suça dönüşmesi (örneğin; yağma suçunun hırsızlık ve tehdit suçlarına bölünmesi) halinde mahkeme, CMK m. 254/1 uyarınca dosyayı uzlaştırma bürosuna göndermekle yükümlüdür. Bu aşamada mahkemece uzlaştırma işlemleri bizzat yapılmaz; dosya büroya gönderilir.
"Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/19077 - Karar No: 2017/28179
Kovuşturmada Uzlaşmanın Hukuki Sonuçları
Kovuşturma aşamasında uzlaşma sağlanırsa mahkeme iki farklı karar verebilir: 1. Düşme Kararı: Edimin def’aten (tek seferde) yerine getirilmesi halinde davanın düşmesine karar verilir. 2. HAGB Kararı: Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması veya takside bağlanması halinde, CMK m. 231'deki şartlar aranmaksızın "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verilir. Bu süreçte zamanaşımı işlemez.
Birden Fazla Mağdur veya Fail Halinde Uzlaştırma Stratejisi
Şerikliğin söz konusu olduğu veya suçun birden fazla kişiyi etkilediği durumlarda uzlaştırma süreci karmaşık bir hal alır. CMK m. 253/7 ve m. 255 hükümleri, bu durumdaki rıza inşasını belirli kurallara bağlamıştır.
Mağdur Birliği Şartı
Birden fazla kişinin mağduriyetine yol açan tek bir suç söz konusu olduğunda (örneğin; trafik kazasında birden fazla kişinin yaralanması), uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için mağdurların tamamının uzlaşmayı kabul etmesi şarttır. Mağdurlardan birinin dahi uzlaşmayı reddetmesi, sürecin tüm taraflar için başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açar. Bu kural, ceza adaletinin parçalı sonuçlar doğurmasını önlemeye yöneliktir.
Failler Arasındaki Bağımsızlık İlkesi
Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın, birden fazla failin bulunduğu durumlarda ise uzlaşma her fail için ayrı ayrı değerlendirilir. Bir failin mağdurla uzlaşması, uzlaşmayan diğer faillere sirayet etmez (CMK m. 255). Bu durum, onarıcı adaletin bireysel sorumluluk ve kefaret odaklı yapısının bir sonucudur.
Uzlaştırma Müzakerelerinde Gizlilik ve Delil Yasağı
Uzlaştırma süreci, tarafların kendilerini özgürce ifade edebilmeleri için mutlak bir gizlilik kalkanı ile korunur. Uzlaştırma görüşmeleri sırasında yapılan açıklamalar, sunulan belgeler veya kabul edilen vakıalar, uzlaşmanın sağlanamaması durumunda herhangi bir soruşturma veya kovuşturmada delil olarak kullanılamaz.
Beyan ve İkrarların Hukuki Değeri
Müzakereler sırasında şüphelinin suçu kabul etmesi veya mağdurun zarar miktarını ikrar etmesi, uzlaştırma raporu dışında bir tutanağa bağlanmış olsa dahi yargılamada hükme esas alınamaz. Bu kuralın ihlali, Anayasa m. 38/6 anlamında "hukuka aykırı delil" mahiyetindedir. Gizlilik yükümlülüğü sadece taraflar için değil, uzlaştırmacı ve toplantıya katılan avukatlar için de geçerlidir.
Avukatın Sorumluluğu ve Aydınlatma Yükümlülüğü
Sürece katılan avukatlar, müvekkillerini uzlaştırmanın sonuçları hakkında aydınlatmakla yükümlüdür. Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği uyarınca avukatlar, uzlaşma müzakerelerinde adalet ve hakkaniyete uygun davranmak zorundadır. Görüşmeler sırasında tutulan tutanakların gizliliğini ihlal eden avukatlar hakkında disiplin cezası öngörülmüştür.
Uzlaştırma Raporunun İlam Niteliği ve İnfaz Kabiliyeti
Uzlaştırma sonucunda düzenlenen ve Cumhuriyet savcısı veya hakim tarafından onaylanan rapor, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 38 uyarınca ilam mahiyetini haiz belge sayılır. Bu, uzlaştırmanın yalnızca ceza hukukunu değil, özel hukuk ilişkilerini de kesin olarak sonlandıran bir "finalite" içerdiğini kanıtlar.
"Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır."
Kaynak: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/146 - Karar No: 2023/480
Belgeyi Gör: T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
Tazminat Davası Açma Engeli
Uzlaşma sağlandıktan sonra, aynı fiil nedeniyle mağdurun artık hukuk mahkemelerinde tazminat davası açma hakkı kalmaz. Kanun koyucu, uzlaşmayı "feragat" hükmünde kabul etmiştir. Bu engel, müteselsil sorumlulara da (örneğin; trafik kazasında sigorta şirketine veya araç işletenine) sirayet eder. Uygulama notu olarak; mağdurun zararının tam olarak karşılanmadığı iddiasıyla daha sonra dava açması, uzlaştırma raporunun iptali söz konusu olmadıkça hukuki temelden yoksundur.
Edimin İfası ve Takibi
Uzlaştırma raporunda belirlenen edim (para ödeme, özür dileme, bağış yapma vb.) yerine getirilmezse, mağdur doğrudan icra dairesine giderek raporu ilamlı icra yoluyla takibe koyabilir. Ceza hukukundaki düşme veya HAGB kararı, edimin yerine getirilmemesi durumunda geri alınabilirken; maddi edimin takibi özel hukuk yollarıyla devam eder.
Uzlaştırmacı Ücreti ve Yargılama Giderlerine Etkisi
Uzlaştırma süreci sonunda uzlaştırmacıya ödenecek ücret ve masraflar, devlet tarafından karşılanır. Ancak uzlaşmanın başarısızlıkla sonuçlanması ve sanığın mahkum olması durumunda, bu giderler sanığa yargılama gideri olarak yükletilir.
Ücret Belirleme Kriterleri
Uzlaştırmacı asgari ücret tarifesi uyarınca belirlenen meblağ; taraf sayısı, uyuşmazlığın kapsamı, harcanan emek ve müzakere süresi dikkate alınarak alt ve üst sınırlar arasında takdir edilir. Uzlaştırmacı, yol giderleri gibi zorunlu masrafları da ayrıca talep edebilir.
Uzlaşma Durumunda Giderlerin Paylaştırılması
Taraflar uzlaşırken, uzlaştırma giderlerinin (varsa avukatlık ücreti dahil) kimin üzerinde bırakılacağını serbestçe kararlaştırabilirler. Raporda bu konuda bir hüküm bulunmaması halinde, giderlerin hazine üzerinde bırakılması asıldır. Ancak uzlaşma sağlanmışsa, kural olarak sanığa bir "ceza yargılaması gideri" yükletilemez.
Şüpheli ve Mağdurun Uzlaşma Müzakerelerindeki Hakları
Uzlaştırma süreci, tarafların eşitliği ve iradiliği üzerine kuruludur. Tarafların süreci her aşamada sonlandırma hakları bulunduğu gibi, avukat yardımından faydalanma hakları da bakidir. Uzlaştırmacı, taraflara baskı yapamaz veya belirli bir yönde karar vermeye zorlayamaz.
İradilik ve Eşitlik İlkesi
Taraflar, müzakerelerin nerede ve ne zaman yapılacağı konusunda anlaşma hakkına sahiptir. Uzlaştırmacı, tarafların eğitim ve sosyal durumları arasındaki farkları gözeterek güç dengesini sağlamakla yükümlüdür. Bir tarafın kendisini baskı altında hissettiği bir süreçte alınan rıza, "hür irade" sakatlığı nedeniyle raporun iptali sonucunu doğurabilir.
Editörün Notu: Uygulama Pratiğinde Kritik Uyarılar
Uzlaştırma bürosuna gönderilen dosyalarda, uzlaştırmacının tarafları telefonla araması bilgilendirme mahiyetinde olup resmi teklif yerine geçmez. Israrla vurgulanmalıdır ki; tebligatın usulsüzlüğü, kesinleşmiş mahkumiyet kararlarının dahi iade-i muhakeme yoluyla bozulmasına sebebiyet verebilmektedir. Profesyonel hukukçuların, uzlaştırma raporundaki edimin "belirlilik" ilkesine uygun olup olmadığını (tutar, tarih, ifa yeri) kontrol etmeleri, ileride yaşanacak icra sorunlarını önleyecektir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Uzlaştırma teklifini kabul ettikten sonra müzakere aşamasında vazgeçebilir miyim? Evet, uzlaştırma süreci "iradilik" ilkesine dayanır. Taraflar, uzlaştırma raporu imzalanana kadar herhangi bir aşamada uzlaşmaktan vazgeçebilirler. Bu vazgeçme herhangi bir yaptırıma tabi değildir ve yargılamada aleyhe delil olarak kullanılamaz.
2. Mağdur öldüyse uzlaştırma süreci nasıl işler? Mağdurun ölümü halinde uzlaştırma teklifi, kanuni mirasçılarına yapılır. Mirasçıların tamamının (mağdur birliği ilkesi gereği) uzlaşmayı kabul etmesi gerekir. Ancak suçun şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hakka ilişkin olması durumunda (hakaret gibi), şikayet hakkı mirasçılara geçmiyorsa uzlaştırma mümkün olmayabilir.
3. Uzlaştırma kapsamında bir suç, kapsam dışı bir suçla "fikri içtima" halinde ise ne olur? CMK m. 253/3'ün son cümlesi uyarınca, uzlaştırma kapsamındaki bir suçun kapsam dışı bir suçla birlikte işlenmesi durumunda uzlaştırma hükümleri uygulanmaz. Bu durum hem gerçek içtima hem de kural olarak fikri içtima hallerini kapsar; zira yargılamanın bölünmezliği esastır.
4. Sanık edimini yerine getirmezse mağdur ne yapabilir? Sanığın edimini yerine getirmemesi durumunda iki yol mevcuttur: Ceza mahkemesi yönünden; eğer HAGB kararı verilmişse mahkeme hükmü açıklar. Özel hukuk yönünden ise; onaylı uzlaştırma raporu ilam niteliğinde olduğundan, mağdur sanık aleyhine ilamlı icra takibi başlatabilir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253, 254, 255.
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 10.
- Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği m. 4, 7, 8.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E: 2021/30863, K: 2021/25995.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E: 2015/88, K: 2018/688.
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E: 2023/146, K: 2023/480.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E: 2018/7012, K: 2021/14950.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E: 2020/19891, K: 2021/525.
Yasal Uyarı: Bu makale, yayınlandığı tarihteki güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, hukuki danışmanlık mahiyetinde değildir. Her somut olayın kendine özgü koşulları bulunması nedeniyle, hak kaybına uğramamak adına bir hukuk profesyonelinden destek alınması tavsiye edilir. Metinde yer alan vaka ve kararlar, kişisel verilerin korunması amacıyla anonimleştirilmiştir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.