ictihat

3. Ceza Dairesi 2024/23130 E. , 2025/15849 K.

# 3. Ceza Dairesi 2024/23130 E. , 2025/15849 K. 3. Ceza Dairesi 2024/23130 E. , 2025/15849 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/411 Değişik iş SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmak İNCELEME KONUSU KARAR: Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi kararına karşı yapılan itirazın reddine KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN:Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat kararının kanun yolları incelemesinden geçmeden kesinleşmesinden sonra sanık tarafından kullanıldığı değerlendirilen ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının tespit edilmesi üzerine Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu, Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.05.2023 tarihli ve 2017/159 - 2018/262 sayılı ek kararı ile talebin reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı itiraz edilmesi üzerine merci Gaziantep 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.06.2023 tarihli ve 2023/411 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 31.10.2024 tarihli ve 94660652-105-27-24247-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2024 tarihli ve 2024/114247 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Silâhlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda beraatine dair Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2018 tarihli ve 2017/159 esas, 2018/262 sayılı kararının 20.04.2018 tarihinde kesinleşmesini müteakip, Cumhuriyet başsavcılığınca yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.05.2023 tarihli ve 2017/159 esas, 2018/262 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Gaziantep 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.06.2023 tarihli ve 2023/411 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın Bank Asya'da 55 adet hesabının var olması ve sanığa ait bilgisayarda yapılan incelemede "M. Fethullah Hocaefendi - Medine'nin Gülü (Irmak Tv Mevlid Kandili Özel 2014)" gibi ses dosyalarının bulunması olgusunun, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin içtihatları dikkate alındığında, tek başına, silâhlı terör örgütü üyeliğine delil teşkil etmeyip, sanığın örgütün nihai amacını bilerek örgütle organik bağ kurduğuna, iradesini örgütün hiyerarşik gücünün emrine teslim ettiğine, örgüt adına süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemlerde bulunduğuna, örgütün haberleşme programı olan bylocku kullandığına sonuç olarak örgüt mensubu olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı nitelikte delil elde edilemediğinden bahisle sanığın beraatine ilişkin verilen kararın 20.04.2018 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın, 06.11.2018 tarihinde ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği, bunun üzerine sanık hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden yürütülen soruşturmada alınan savunması ve sanığın sevk edildiği Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.06.2022 tarihli ve 2022/714 sayılı sorgu sırasındaki beyanında bylock yüklediğini ikrar ettiği anlaşılmakla, sanığın bylock kullanıcısı olduğuna ilişkin tespit ve ByLock yüklediğine ilişkin ikrar içeren beyanları ile toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca yargılanmanın yenilenmesi talebinin sanığın FETÖ/PDY silâhlı terör örgütüne örgütsel olarak bağlı olduğu subutuna etki edecek nitelikte olabileceği, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Hukuki Süreç 1. Sanığın 04.04.1972 Gaziantep doğumlu olduğu, en son Suruç Cumhuriyet savcısı olarak görev yaparken kamu görevinden ihraç edildiği, Bankasya hesap hareketlerinin bulunması, örgütle iltisaklı derneklere üye olması, dijital kayıtlarında örgüt liderine ait ses dosyasının ve örgütle iltisaklı sitelere erişim kaydının bulunduğunun tespit edilmesi üzerine Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 15.07.2017 tarihli ve 2017/11571 soruşturma - 2017/12498 esas sayılı iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. Yapılan yargılama neticesinde Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2018 tarihli 2017/159 esas - 2018/262 karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı kabul edilerek 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatına karar verilmiş, söz konusu karar 20.04.2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleşmiştir. 3. Kararın kesinleşmesinden sonra Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğünün 06.11.2018 tarihli ve 5024605 sayılı yazısıyla sanık tarafından kullanıldığı değerlendirilen 209871 ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı dosyaya gönderilmiştir. 4. Sanığın ByLock programını kullandığının tespit edilmesi üzerine yeniden soruşturma işlemlerine başlanılmış; sanık, kolluk ve Cumhuriyet başsavcılığında alınan ifadelerinde hakim savcı adaylığı döneminde ByLock programını yüklediğini ancak örgütsel bir amacının olmadığını, çapkınlık yaparsam kullanırım düşüncesiyle programı yüklediğini ancak hiç kullanmadığını, örgüt üyesi olmadığını beyan etmiş; yürütülen soruşturma sonucunda Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 16.06.2022 tarihli ve 2018/94575 soruşturma 2022/22462 esas sayılı iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması istemiyle yeni bir kamu davası açılmıştır. 5. Sanık, kovuşturma aşamasındaki sorgusu sırasında da hazırlık aşamasındaki beyanlarına benzer şekilde üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, ByLock programını örgütsel amaçla yüklemediğini, programın whatsapp gibi bir program olduğunu, kadın arkadaşıyla gizli şekilde görüşebilmek amacıyla programı yüklediğini, daha sonra ihtiyaç kalmayınca sildiğini beyan etmiş, yapılan yargılama sonunda Gaziantep 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli 2022/185 esas - 2022/292 sayılı kararı ile sanık hakkında aynı suçtan verilmiş ve kesinleşmiş beraat hükmü bulunduğu gerekçesiyle yeni açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/7 maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, sanığın beyanları açısından yargılamanın yenilenmesi yolunun değerlendirilmesi için Cumhuriyet başsavcılığına ihbarda bulunulmuş ve söz konusu karar 11.11.2022 tarihinde istinaf edilmeden kesinleşmiştir. 6. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2023 tarihli ve 2022/131403 sayılı yazısı ile sanığın, hakkındaki beraat kararı kesinleştikten sonra suçla ilgili olarak hakim huzurunda ikrarda bulunması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 314/1-c maddesi kapsamında sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi talebiyle Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/159 esas sayılı dosyası üzerinden talepte bulunulduğu, mahkemenin dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde vermiş olduğu 08.05.2023 tarihli ve 2017/159 esas - 2018/262 sayılı ek kararı ile sanığın söz konusu beyanının suçu kabul eden bir beyan olmadığı, bu nedenle 5271 sayılı CMK'nın 314/1-c maddesi kapsamında kabul edilebilecek bir ikrarının mevcut olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. 7. Söz konusu ek kararın sanık müdafii ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğ edildiği, verilen ek karar karşı ilgili başsavcılık tarafından yasal süresi içerisinde itiraz başvurusunda bulunulduğu, itirazı inceleyen merci Gaziantep 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.06.2023 tarihli ve 2023/411 Değişik İş sayılı kararı ile Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ek karara karşı yapılan itirazın yerinde olmadığı, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. 8. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından talepte bulunulması üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 31.10.2024 tarihli ve 94660652-105-27-24247-2023-Kyb sayılı evrakı ile merci kararına karşı kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2024 tarihli ve 2024/114247 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmiştir. C. İlgili Hukuk Konu ile ilgili yasal düzenlemeler 5237 sayılı TCK'nın 314/2 maddesi ve 5271 sayılı CMK'nın 314/1-c ve devamı maddeleridir. D. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlığın kapsamı; hakkında beraat kararı verilen ve bu karar kesinleşen sanığın, sonradan ByLock kaydının bulunduğunun tespit edilmesi üzerine başlatılan soruşturmada ve daha sonra yapılan yargılamada, ByLock programını örgütsel bir amaç gütmeden yüklediğini beyan etmiş olmasının, 5271 sayılı CMK'nın 314/1-c ve devamı maddeleri uyarınca sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedeni oluşturup oluşturmayacağına ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi kararına karşı yapılan itirazın reddine dair merci kararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25.02.2020 tarihli ve 2019/64 esas - 2020/132 sayılı kararında; yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi kararına karşı yapılan itirazın reddine dair merci kararlarının kanun yararına bozma yasa yoluna konu olabileceği belirtilmiştir. (Dr. İhsan Baştürk, Ceza Muhakemesi Hukukunda Kanun Yararına Bozma, On İki Levha Yayınları, Ekim 2022, sayfa 145) Uyuşmalığın çözümü için öncelikle yargılamanın yenilenmesi kanun yolunun irdelenmesi gerekmektedir. Yargılamanın yenilenmesi, ceza muhakemesi sistematiğinde olağanüstü kanun yollarından birisi olarak düzenlenmiştir. Kesinleşmiş bir hükmün maddi temellerini sarsabilecek mahiyette yeni sebeplerin ortaya çıkması durumunda kesin hükmü ortadan kaldırmak için başvurulan bir çaredir. Yargılamanın yenilenmesi önemli bir yanlışlık olması durumunda mümkündür. (Dr. İhsan Baştürk, Ceza Muhakemesi Hukukunda Kanun Yararına Bozma, On İki Levha Yayınları, Ekim 2022, sayfa 75; Önder, Ayhan: “Muhakemenin İadesinde Reform”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt 38, Sayı 1-4, 1973, s. 59-114.; CENTEL, .../..., Hamide: Ceza Muhakemesi Hukuku, 19. Baskı, Beta Yayıncılık, İstanbul 2020 ) Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre kimi hükümler kesin olarak verilmekte iken kimi hükümler ise verildikten sonra kanun yollarına başvurulmaması veya başvurunun reddedilmesi üzerine kesinleşmektedir. Kesin hükmün otoritesi kural olmakla birlikte kanun koyucu bazı adli hataların giderilmesi ve adaletin tesisi amacıyla Kanun'da istisnai olarak olağanüstü kanun yollarına yer vermiştir. 5271 sayılı CMK'nın 311 ila 323 maddeleri arasında yer alan yargılamanın yenilenmesi kurumu da bu olağanüstü kanun yollarından biridir. Kanun'da tek tek gösterilen ve birer istisna olmaları nedeniyle sayıları kıyas yoluyla arttırılamayan bu nedenlerin bir kısmı hükümlü lehine, bir kısmı ise hükümlü veya eski sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesine dayanak oluşturmaktadır. (Özyüksel, Ö. (2021). Beraat Sonrası İkrar (CMK m. 314/1-c). İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 12(1), 17-32. https://doi.org/10.21492/inuhfd.819573) Yargılamanın yenilenmesi için hükümde önemli bir adli hatanın yapılması gerekir. Bu hata, hükümlünün lehine olabileceği gibi aleyhine de olabilir. Bu nedenle hükümlünün lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulabileceği gibi hükümlünün aleyhine de yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebilir. Yargılamanın yenilenmesi yoluna ancak kanunda "sınırlı olarak" sayılan hallerde başvurulabilir. (Artuç, ...; Açıklamalı Ceza Muhakamesi Kanunu, Adalet Yayınevi, Ankara 2017, sayfa 1029) Sanık veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesine ilişkin 5271 sayılı CMK'nın 314. maddesi şu şekildedir; "Madde 314 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı hallerde sanık veya hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür: a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Hükme katılmış olan Hakimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkumiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise. c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hakim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa." Yargılamanın yenilenmesi kanun yolu, ne bis in idem ilkesinin ihlal etmemektedir. (AİHS Ek 7. Protokol m.4/2; CENTEL, .../..., Hamide: Ceza Muhakemesi Hukuku, 19. Baskı, Beta Yayıncılık, İstanbul 2020, sayfa 960. ) Sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesini düzenleyen 5271 sayılı CMK'nın 314. Maddesinin hükümet tasarısı gerekçesinde; tasarının, sanığın veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenlerini 1412 sayılı CMUK'a göre daha da sınırlandırmış olduğu ve daha sıkı şekil şartlarına bağladığı belirtilmiştir. Uyuşmazlığın kapsamı ve yasal düzenleme bu şekilde ortaya konulduktan sonra, ceza muhakemesinde ikrar kavramının nasıl tanımlandığının Yargıtay kararları ve doktrindeki görüşler çerçevesinde irdelenmesi ve ulaşılacak sonuç bağlamında uyuşmazlığa konu olayda sanık tarafından beyan ve kabul edilen hususların, 5271 sayılı CMK'nın 314/1-c maddesinde aranan sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi sebebi oluşturacak nitelikte bir ikrar olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. İkrar kelimesi Türk Dil Kurumu sözlüğünde; saklamayıp doğruca söyleme, açıkça söyleme, bildirme, kabul etme olarak tanımlanmıştır. 5237 sayılı TCK'nın 6. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 2. maddesinde tanımlar başlığı altında yer verilen düzenlemelerde ve 5271 sayılı CMK'nın 314. maddesinin gerekçesinde ikrar kavramının bir tanımı yapılmamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.12.2022 tarihli ve 2022/1-388 esas - 2022/824 karar ile 16.02.2016 tarihli ve 2014/81 esas - 2016/66 sayılı kararlarında ikrar; sanığın isnat bakımından önemli görülen olayları beyanıyla kabul etmesi şeklinde tanımlanmış, eylem hakkında en çok bilgisi bulunanın beyanı olması, soruşturmayı esaslı surette kolaylaştırması, ... iradeyle verilip gerçeğe de uygun olduğunun saptanması hâlinde yargıcın vicdani kanaatinin oluşumunda olumlu katkısının bulunması itibarıyla önemli bir sübut vasıtası olduğu kabul edilmiştir. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve 2018/3792 esas - 2021/2659 sayılı kararının karşı oy gerekçesinde ikrar; aleyhe hukuksal sonuç doğuran bir olayı doğrulayan sanığın kabullenmesi şeklinde ifade edilmiştir. Ceza muhakemesi doktrinine bakıldığında, ikrar kavramının muhtelif şekillerde tanımlandığı ve çoğunluk görüşünün üzerinde ittifak ettiği net bir ikrar tanımının bulunmadığı anlaşılmıştır. İncelenen görüşlerden bir kısmı aşağıda gösterilmiştir. Prof. Dr. Erol ... tarafından ceza muhakemesi kavramı olarak ikrar; hadisenin, cereyan tarzının esas itibariyle bir çok girinti ve çıkıntılarını içine alan olayların fail tarafından gerçekleştirildiğinin kabul edilmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı makalede Alman doktrininde ikrarın, genel olarak bir mahkumiyet için önemli olabilecek vakıaların kabul edilmesi şeklinde tanımlandığı; İtalyan doktrininde ise sanığın isnadı teyit etmesi; isnat ile ilgili konular hakkında sanığın ihtiyarı ile yaptığı beyanlar; sanığın kendisinin suçluluğu hakkındaki şahadeti; suçun, onu işleyen tarafından açıklanması şeklinde birden fazla tanımının yapıldığı belirtilmiştir. (..., Erol: “Ceza Muhakemesi Hukukunda İkrar”, İÜHFM, 31(1-4), 1965, s.109-129.) (Dipnot Özyüksel, Ö. (2021). Beraat Sonrası İkrar (CMK m. 314/1-c). İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 12(1), 17-32. https://doi.org/10.21492/inuhfd.819573) Prof. Dr. Fatih Birtek tarafından ikrar kavramı; şüpheli veya sanığın, kendisine isnat olunan maddi vakıayı/olguyu ve bu vakıadan ... ceza sorumluluğunu üstlenmesi olarak tanımlanmış; ikrarın kapsamının şüpheli veya sanık tarafından daraltılması ya da şüpheli veya sanığın suçunu ikrar etmekle birlikte başka maddi vakılara da öne sürmesinin tevilli ikrar olduğu belirtilmiş; tam bir ikrarın varlığı için, suçun unsurlarını gösteren bilgilerin yanında, ikrarı destekleyecek başka delillerin de ortaya konması gerektiği ifade edilmiştir. (BİRTEK, Fatih: Ceza Muhakemesinde Delil ve İspat, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2017, Sayfa 91,98, 99, 102.) Dr. Yasin Çevik tarafından ceza muhakemesinde ikrar; sanığın üzerine yüklenen suçu kısmen veya tamamen kabul etmesi şeklinde tanımlanmış; ispata konu vakıanın kabul edilmesi ancak bu vakıaya ilişkin olarak geniş anlamda bir mazeret sunulmasının tevil yoluyla ikrar olduğu belirtilmiş; ikrarın psikolojisi araştırılmadan hükme esas alınmasının ise yanlış hüküm kurulmasına yol açabileceği ifade edilmiştir. (ÇEVİK, Yasin: Ceza Muhakemesinde İspat, 1. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara Haziran 2024, Sayfa 148.-153) ... Gedik ve Mahir Topaloğlu tarafından ikrar kavramı; şüpheli veya sanığın kendisine yüklenen eylemi tamamen veya kısmen, bizzat veya başkalarıyla birlikte işlediğini ifade etmesi olarak tanımlanmıştır. (GEDİK, ...; Topaloğlu Mahir; Ceza Muhakemesinde İspat ve Şüphenin Sanık Lehine Yorumlanması, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2015, Sayfa 45.) Dr. ... Talas tarafından ikrar; sanığın dava konusu fiilin faili olduğunu açıklaması olarak ifade edilmiş; ikrarın faili ve suçun tipik eylem unsurunu kapsamasının yeterli olduğu belirtilmiştir.(TALAS, ...: Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda Yargılamanın Yenilenmesi, Lale Organizasyon Yayınları, Nisan 2012, Sayfa 141.) Dr. ... Akbulut tarafından ikrar kavramı; sanığın dava konusu fiilin faili olduğunu açıklaması olarak tanımlanmıştır.(AKBULUT, ...; Ceza Muhakemesi hukukunda Yargılamanın Yenilenmesi, Legal Yayıncılık, 2018, sayfa 21) Doç. Dr. Güçlü Akyürek tarafından ikrar; bir Yargıtay Ceza Genel Kurul kararında "sanığın isnat bakımından önemli görülen olayları beyanıyla kabul etmesi" biçiminde açıklanmış olmakla birlikte, daha somut olarak, sanığın yargılama konusu olayı ve bu olaya fail ya da suç ortağı olarak katılımını kabullenmesi anlamına gelmektedir şeklinde ifade edilmiştir.(AKYÜREK, Güçlü: Yargılamanın Yenilenmesi, 3. Bası, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2018, sayfa 133) Av. Burçin Küçükkasap Özkan tarafından ikrar; şüpheli ya da sanık tarafından, kendisi için isnat edilen fiilin kısmen, tamamen veya suç teşkil eden eylem/leri yalnız ya da birden fazla kişi ile yaptığını beyan etmesi olarak tanımlanmış; 5271 sayılı CMK'nın 314/1-c maddesi kapsamında zikredilen ikrardan anlaşılması gerekenin ise, bizzat beraat eden kişi tarafından doğrudan ya da dolaylı olarak verilen beraat kararının gerçeğe uygun olmadığı konusunda yapılan her türlü açıklama olduğu ifade edilmiştir. Yine ceza muhakemesi hukukunda ikrar; Yargıtay Ceza Genel Kurul kararında açıklandığı üzere, sanığın isnat bakımından, önemli görülen olayları, kendi beyanıyla kabul etmesi, bir diğer ifadeyle sanığın yargılama konusu fiili gerçekleştirdiğini kabul etmesi olarak belirtilmiştir. İkrarın, yargılamanın yenilenmesi sebebi oluşturabilmesi için suçun tipiklik unsurunu kapsamasının yeterli olduğu da ayrıca ifade edilmiştir.(KÜÇÜKKASAP ÖZKAN, Burçin: Ceza Muhakemesi Hukukunda Yargılamanın Yenilenmesi, Platon Yayınevi, Ağustos 2020, sayfa 136-138; Dipnot ..., ... Ruhan/ŞENTÜRK, Candide: Ceza Muhakemesinde Kanun Yolları, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2018, sayfa 310) Burada Bylock iletişim sistemini kullanmanın, örgüt üyeliğinin bir delili olması meselesine de değinilmesi gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağı belirtilmiştir. Bütün bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesini düzenleyen 5271 sayılı CMK'nın 314/1-c maddesinin kanun koyucu tarafından sınırlayıcı bir biçimde tanzim edildiği, sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi halinde mahkumiyet kararı verilebilmesinin mümkün olması nedeniyle söz konusu maddenin aleyhe bozma yasağı kapsamı dışında kalması ve istisnai bir norm olması nedeniyle maddede belirtilen koşulların yorum yoluyla genişletilmesinin, kıyas yasağının ve hukuki güvenlik ilkesinin ihlali anlamına gelebileceği; Kanun koyucu tarafından söz konusu maddenin düzenlenme amacının, hakkında beraat kararı verildikten ve bu karar kesinleştikten sonra, gerçekte davaya konu suçu işlediğini kabul eden sanığın cezasız bırakılmasının, ceza adaletini ve yargıya olan güveni sarsacağı düşüncesi olduğu; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında ikrarın, isnat bakımından önemli görülen olayların sanık tarafından kabul edilmesi şeklinde genel bir tanımı yapılmakta ise de; bu tanımın yapıldığı dosyalardaki uyuşmazlığın, spesifik olarak sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi hakkında uyuşmazlıklarla ilgili olmadıkları, 5271 sayılı CMK'nın 314/1-c maddesinde bahsedilen ikrarın nasıl anlaşılması gerektiğine ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından verilmiş herhangi bir karar bulunmadığı; Doktrindeki ikrar tanımının Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ikrar tanımından farklı olduğu, doktrindeki çoğunluk görüşüne göre ikrarın, sanığın davaya konu fiilin faili olduğunu kabul etmesi, failin suçunu kısmen veya tamamen kabul etmesi, sanığın beraat kararının gerçeğe uygun olmadığını beyan etmesi şeklinde tanımlarının yapıldığı; ayrıca ikrarın suçun tipik eylem unsurunu kapsaması gerektiğinin belirtildiği; Uyuşmazlığa konu olayda; sanığın suçunu kısmen veya tamamen kabul eder şekilde etkin pişmanlık kapsamında bir beyanda bulunmadığı, aksine aşamalardaki tüm ifadelerinde örgüt üyesi olmadığını ve üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini ve ByLock programını örgütsel bir amaçla yüklemediğini ifade ettiği; ByLock mesaj içerikleri bulunmadığı için sanığın hangi saikle söz konusu programı yüklediğinin denetlenemediği ve örgütsel gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığına dair şüphe oluştuğu; Tüm bu nedenlerle; sanığın, örgütsel bir amacı olmadan, bir kadınla gizli yazışma yapmak gayesiyle ByLock programını yüklediği şeklindeki kabulünün, kanunu koyucu tarafından sıkı şekil şartlarına bağlanmış ve sınırlandırıcı şekilde düzenlenmiş olan 5271 sayılı CMK'nın 314/1-c maddesi anlamında sanığın suçu işlediğini ikrar etmesi olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı anlaşıldığından, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ek kararda ve bu ek karara karşı yapılan itirazın reddine dair merci kararında isabetsizlik görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. II.KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, merciine gönderilemek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.