ictihat
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2016/178, K. 2016/171
# Norm Kararı
```html
“…
31/1/2012 tarihli ve 6273 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesiyle “Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı” şekilde
değiştirilen ve daha sonra 15/7/2016 tarihli ve 6273 sayılı Kanunun 63 üncü
maddesiyle değiştirilen 5941 sayılı Kanunun (Değişik 15/07/2016-6728/63 md) 5
inci maddesi ile: “Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz
süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır” işlemi yapılmasına
sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili
olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek
adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, çekin üzerinde
yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek
3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden
hesaplanacak faiz ile takip ve yargılama gideri toplamından az olamaz. Mahkeme
ayrıca çek düzenleme ve çek açma yasağına, bu yasağın onanması halinde devamına
hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak
çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek
açma yasağı çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek
keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi
durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket
yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve
çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından
09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353. maddesinin 1.
fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde
görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347. 349, 350. 351,352 ve 353 üncü
maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu
davalar çekin tahsili için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı
banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikayetçinin yerleşim
yeri mahkemesinde görülür” denilmektedir.
Yukarıda zikredilen kanun
maddesine göre çekle ilgili olarak karşılıksız işlemin yapılmasına sebebiyet
veren kişi hakkında 1500 güne kadar adli para cezasına hükmolunacağı ve buna
ilişkin yargılamanın da icra mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmıştır.
İcra mahkemesinin temel olarak
hukuk mahkemesi olarak yapılandırılarak sınırlı ve şekli yargılama yetkisi
olduğu, icra ceza suçlarının ise ancak hapis tazyiki mahiyetinde olup belge
üzerinden yargılama yapıldığı kaldı ki söz konusu icra ceza suçlarının tekerrür
ve sabıkaya esas olmayacağı, dolayısıyla karşılıksız çeke ilişkin verilen adli
para cezasının yargılama usulünün icra mahkemesinde görülmesinin kişilerin
anayasada vücut bulan savunma hakkını açıkça zedeler mahiyette olduğu,
karşılıksız çeke ilişkin verilen adli para cezasının hürriyeti bağlayıcı ceza
ile birlikte va da müstakil olarak Türk Ceza Kanununda düzenlendiği, yine Türk
Ceza Kanununa göre doğrudan verilen adli para cezalarının ertelenemeyip ve her
gün karşılığı 100,00TL üzerinden hapis cezasına çevrildiği, bu hususun genel
hükümlere tabi genel mahkemeler tarafından yargılamasının yapılmasının
kişilerin teminatı için anayasal bir güvence olduğu, kaldı ki İcra ve İflas
Kanunun 347-349-350-351 352 ve 353. maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne
ilişkin hükümlerin de bu suçlara uygulanacağı göz önüne alındığında, İcra ve İflas
Kanununun 353 inci maddeye ilişkin itiraz başlıklı hükümde kanun yolu olarak
istinaf ve temyiz usulünün uygulanmayıp aynı seviyedeki diğer icra mahkemesine
itirazın öngörülmüş olması verilen hükme karşı erteleyeceği ve aktarıcı kanun
yollarının da açılmamış olması açıkça savunma hakkını da ortadan kaldırır
mahiyettedir.
Anayasa’nın 36 ve 37. maddelerinde
tanımlanan hak arama hürriyeti ve kanuni hakim güvencesi prensipleri bakımından:
şekli yargılama hukuku içerisinde sınırlı inceleme yaparak belgeye dayalı karar
veren icra mahkemesince, maddi gerçekliği kuşkudan ari bir şekilde tespit
edecek ceza mahkemesinin bu faaliyeti sonucu vicdani kanaatinin hasıl olması
halinde verilebilecek normatif değerlendirmeye vasıl olunabilmesi, yargılama
prosedürünün doğasındaki sınırlılık ve farklılık dolayısıyla mümkün olamayacağı
için cezai tehdit altındaki sanık indinde etkili hak arama özgürlüğünü
kısıtlayıcı mahiyet taşıdığı sonuç ve kanısına binaen Anayasa’nın 36. ve 37. maddelerine
aykırı yasal düzenleme olan ilgili kanun maddesindeki çek düzenleme ve çek
hesabı açma yasağına yönelik suçlardan dolayı açılan davaların icra
mahkemesinde görülmesi ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve
353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanarak
icra mahkemelerinde görülmesine ilişkin hususunun iptali talebi hasıl olmuştur.
NETİCE-İ TALEP: Yukarıda
arz ve izah edilen sebepler dairesince ve diğer amiller re sen dikkate alınarak
mahkemenizce, ilgili kanun maddesinde geçen ve Anayasaya aykırı olan çek
düzenleme ve çek hesabı açma yasağına yönelik suçlardan dolayı açılan davaların
icra mahkemesinde görülmesi ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349. 350. 351, 352
ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler
uygulanarak icra mahkemelerinde görülmesine ilişkin hususunun iptal edilmesini
saygıyla talep ve dava ederiz.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı :
2016/178
Karar Sayısı : 2016/171
Karar Tarihi : 2.11.2016
R.G.Tarih-Sayısı : Tebliğ
edildi
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Büyükçekmece 2. İcra
Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 14.12.2009 tarihli ve
5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesinin,15.7.2016 tarihli ve 6728 sayılı
Kanun’un 63. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı fıkrasının yedinci
cümlesinin, Anayasa’nın 36. ve 37. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek
iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Karşılıksız çek keşide etmek suçu
iddiasıyla açılan ceza davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya
aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralı da içeren 5. maddesinin (1) numaralı
fıkrası şöyledir:
“MADDE 5- (1)(Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Üzerinde
yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında,
çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi
hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne
kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek
bedelinin karşılıksız kalan miktarı, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme
tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna
göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip
ve yargılama gideri toplamından az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek
hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı
açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme
tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına
karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi
gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız
çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı
ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır.
Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı
kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı
İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu
suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas
Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama
usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya
ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da
hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yer mahkemesinde görülür.”
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk
inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, Raportör Cengiz ERTEN
tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükmü okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun'un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi”
başlıklı 40. maddesinde, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak
başvurularda izlenecek yöntem belirtilmiştir. Maddenin (1) numaralı fıkrasında,
bir davaya bakmakta olan mahkemenin, bu davada uygulanacak bir kanun veya kanun
hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi hâlinde veya
taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına
varması durumunda, bu fıkrada sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak
Anayasa Mahkemesine göndereceği kurala bağlanmış; fıkranın (a) bendinde “İptali
istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan
gerekçeli başvuru kararının aslı”, Mahkemeye gönderilecek belgeler
arasında sayılmıştır. Maddenin (4) numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde
dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının, Anayasa
Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği
hükme bağlanmıştır.
3. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (2)
numaralı fıkrasında, gerekçeli başvuru kararının aslının Mahkemeye
sunulması gerektiği ifade edilmiştir. İçtüzüğün 49. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (b) bendinde de, Anayasa Mahkemesince yapılan ilk
incelemede, başvuruda eksikliklerin bulunduğunun tespit edilmesi halinde itiraz
yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar
verileceği; (2) numaralı fıkrasında ise anılan (b) bendi uyarınca verilen
kararın, itiraz yoluna başvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden
başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
4. Yapılan incelemede itiraz yoluna başvuran Mahkeme
tarafından, itiraz konusu kuralın Anayasanın hangi maddelerine aykırı
olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslının gönderilmediği
belirlenmiştir.
5. Açıklanan nedenlerle, 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan itiraz
başvurusunun, aynı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince
yöntemine uygun olmadığından esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.
III- HÜKÜM
14.12.2009 tarihli ve 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesinin,
15.7.2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanun’un 63. maddesiyle değiştirilen (1)
numaralı fıkrasının yedinci cümlesinin iptaline karar verilmesi talebiyle
yapılan itiraz başvurusunun, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası
gereğince yöntemine uygun olmadığından, esas incelemeye geçilmeksizin REDDİNE,
2.11.2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin
GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ
```