ictihat
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/5047 E. , 2024/375 K.
# Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/5047 E. , 2024/375 K.
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/5047 E. , 2024/375 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/5047
Karar No : 2024/375
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …'ya vesayeten …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 03/08/2016 tarih ve 29790 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca sözleşmeli öğretmen adaylarına yönelik 15/12/2021 tarihinde yapılan sözlü sınava katılan davacının, 55 puanla başarısız sayılmasına ilişkin işleme yaptığı itirazın reddine dair 17/01/2022 tarihli işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 448. maddesinde, vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vasinin, vesayet altındaki kişiyi bütün hukukî işlemlerinde temsil edeceği; 462. maddesinin sekizinci fıkrasında ise, vasinin dava açabilmesi için vesayet makamının izni gerektiğinin kurala bağlandığı; dava dosyasının incelenmesinden, cezaevinde bulunan davacı tarafından bizzat işbu davanın açıldığı; öte yandan, … Adliye ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:… esasına kayıtlı dosyada, davacıya vasi tayin edildiğinin anlaşılması üzerine, 05/04/2022 tarihli ara kararıyla davacının vasisinden; davacı tarafından açılan işbu davaya vasi olarak icazet verilip verilmediği, icazet verilmekte ise vesayet makamı olan yetkili sulh hukuk mahkemesinden gerekli izin alınmak suretiyle dosyaya sunulmasının istenildiği; ara kararın 19/04/2022 tarihinde tebliğ edildiği ancak vasi tarafından davanın takip edilip edilmeyeceğine ilişkin herhangi bir cevap verilmediği, 15/06/2022 tarihli ara kararı ile ilk ara kararının yinelendiği ve ara karar gereğinin yerine getirilmemesi halinde davanın ehliyet yönünden reddine karar verileceği ihtarında bulunulduğu; ancak ara kararın 17/06/2022 tarihinde vasiye, 21/06/2022 tarihinde de bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığı ile davacıya tebliğ edilmesine rağmen vasi tarafından işbu davanın takip edilip edilmeyeceğine ilişkin herhangi bir cevap verilmediği; bu durumda, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile ara kararların neticesinin birlikte değerlendirilmesinden; vesayet altında bulunan kişi adına dava açmaya ancak vasisinin yetkili olduğu ve ayrıca vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinden de izin alınması gerektiği açık olup, vasi tarafından icazet verilmeden ve vesayet makamı tarafından da verilmiş izin olmaksızın bizzat davacı tarafından açılan işbu davada, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesince usule aykırı işlemler ve tebligatlar yapıldığı; mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği ve bu durumun Anayasa'ya ve uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil ettiği belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
03/08/2016 tarih ve 29790 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca sözleşmeli öğretmen adaylarına yönelik 15/12/2021 tarihinde yapılan sözlü sınava cezaevinden online olarak katılan davacının; 55 puanla başarısız sayılmasına dair işleme yaptığı itirazın 13/01/2022 tarihli işlemle reddi üzerine, 28/03/2022 tarihinde kayda giren dava dilekçesiyle bizzat davacı tarafından bakılan dava açılmıştır.
Öte yandan, … Adliye ... Sulh Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 407. maddesi uyarınca davacının hapis hali sona erinceye kadar kısıtlanmasına ve davacıya vasi tayin edilmesine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde; herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılama hakkına sahip olduğu hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinde, "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Taraf ehliyeti" başlıklı 50. maddesinde, "Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir." kuralı; "Dava ehliyeti" başlıklı 51. maddesinde, "Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir." kuralı; "Davada kanuni temsil" başlıklı 52. maddesinde, "Medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir." kuralı; "Temsil veya izin belgelerinin verilmesi" başlıklı 54. maddesinin birinci fıkrasında, "Kanuni temsilciler, davanın açılıp yürütülmesinin belli bir makamın iznine bağlı olduğu hâllerde izin belgelerini, ... dava veya cevap dilekçesiyle mahkemeye vermek zorundadırlar; aksi takdirde dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamazlar. Şu kadar ki, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mahkeme, kanuni temsilcilerin ..., yukarıda belirtilen eksikliği gidermeleri şartıyla dava açmalarına yahut davayla ilgili işlem yapmalarına izin verebilir." kuralı; ikinci fıkrasında, "İzin belgesinin alınması için mahkemeye müracaat edilmesi gerekiyorsa ilgiliye, müracaatı için kesin süre verilir. Bu süre içinde mahkemeye başvurulması hâlinde bu konuda karar verilinceye kadar beklenir." kuralı; üçüncü fıkrasında da, "Süresi içinde belgelerin ibraz edilmemesi veya mahkemeye başvurulmaması hâlinde, dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır." kuralı yer almıştır.
Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 14. maddesinde, kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığı; 407. maddesinde, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her erginin kısıtlanacağı; 413. maddesinde, vesayet makamının (sulh hukuk mahkemesinin), bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atayacağı; 403. maddesinde, vasinin, vesayet altındaki kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî işlemlerde onu temsil etmekle yükümlü olduğu; 448. maddesinde, vasinin, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerde temsil edeceği; 450 maddesinde, vesayet altındaki kişi görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahipse, vasinin, önemli işlerde karar vermeden önce olanak ölçüsünde, onun görüşünü almakla yükümlü olduğu; 451. maddesinde, ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişinin, vasinin açık veya örtülü izni veya sonraki onamasıyla yükümlülük altına girebileceği veya bir haktan vazgeçebileceği; 462. maddesinin sekizinci fıkrasında, acele hâllerde geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, vasinin dava açabilmesi için vesayet makamının izni gerektiği; 397. maddesinin ikinci fıkrasında, vesayet makamının, sulh hukuk mahkemesi olduğu; 465. maddesinde de, kanunen gerektiği hâlde vasinin yetkili vesayet dairelerinin iznini almadan yapmış olduğu işlemlerin, vesayet altındaki kişinin vasinin izni olmaksızın yaptığı işlem hükmünde olduğu; 471. maddesinde de, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayetin, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı kurala bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 4721 sayılı Kanun'un 407. ve 471. maddelerinin somut norm denetimi yoluyla iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine, 23/06/2023 tarih ve 32230
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 22/03/2023 tarih ve E:2022/105, K:2023/54 sayılı kararıyla, söz konusu maddelerin iptaline karar verilmiş olup; anılan kararın 31. ve 32. paragraflarında; "Kural ile özgürlüğü bağlayıcı bir ceza nedeniyle hükümlünün, özellikle şahsi ve mal varlığıyla ilgili bazı hukuki işlemleri yapamayacağından kendisine kanun gereğince mutlak olarak vasi atanmasıyla korunması amaçlanmaktadır. Ancak bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan kişilerin ayırt etme gücünü haiz ve herhangi bir vasi atanmaksızın kendi işlemlerini yürütebilecek durumda oldukları açıktır. Dolayısıyla hükümlü, kendi işlemlerini görebilecek durumda olup olmadığı değerlendirilmeksizin kendisine vasi atanmasıyla kural olarak vasinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremeyecek, özellikle mal varlığıyla ilgili kimi işlemlerde vesayet ve denetim makamlarının izni gerekecek, kişiye sıkı sıkıya bağlı nişanlanma ve evlenme gibi işlemler için dahi öncelikle vasinin rızası aranacak, kefalet, vakıf kurmak, önemli bağışlarda bulunmak için vasinin onayı olsa da herhangi bir işlem yapamayacaktır... Bu bağlamda kuralla hükümlünün gerçekten korunmasını gerektiren durumların bulunup bulunmadığının araştırılıp ancak böyle bir durumun varlığı hâlinde vesayet kararı verilmesi hususunda mahkemeye takdir hakkı tanınmamakta ya da ihtiyaçları dikkate alınarak hükümlünün ergin ve ayırt etme gücünün bulunması nedeniyle vesayete göre kişinin ehliyetini daha az sınırlayan ve daha dar koruma sağlayan yasal danışmanlık ve kayyımlık atamasına imkân sağlanmamaktadır. Dolayısıyla kuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmadığını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kuralla hükümlüye zorunlu olarak vasi atanmasının hükümlünün korunması amacı bakımından gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır..." gerekçesine yer verilerek, 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 407. ve 471. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlandıktan 9 ay sonra (23/03/2024 tarihinde) yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olanların kısıtlanacağı ve bu kişilere vesayet makamı (sulh hukuk mahkemesi) tarafından vasi tayin edileceği; kısıtlının, görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahip ise vasinin, önemli işlerde karar vermeden önce olanak ölçüsünde, kısıtlının görüşünü alma yükümlülüğünün olduğu; vasinin, vesayet altındaki kısıtlıyı bütün hukuki işlemlerde temsil etme yetkisinin bulunduğu, ancak vasinin dava açabilmesi için vesayet makamından (sulh hukuk mahkemesinden) izin almasının zorunlu olduğu; söz konusu izin alınmaksızın dava açılması halinde ise, mahkeme tarafından, söz konusu eksikliğin giderilmesi için vasiye, vesayet makamına başvurması için süre verileceği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyası ile UYAP kayıtlarının incelenmesinden, … Adliye ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 17/02/2022 tarihli kararıyla, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 407. maddesi uyarınca davacının hapis hali sona erinceye kadar kısıtlanmasına ve davacıya vasi tayin edilmesine karar verildiği; davacının 28/03/2022 tarihinde kayda giren dilekçeyle, işbu davayı bizzat açtığı; İdare Mahkemesinin 05/04/2022 ve 15/06/2022 tarihli ara kararlarıyla davacının vasisinden, "işbu davaya icazet verilip verilmediği, izin verilmekte ise vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinden gerekli iznin alınarak dosyaya sunulması" istenildiği halde, vasi tarafından söz konusu ara kararlarına herhangi bir cevap verilmediği; bunun üzerine İdare Mahkemesince, vasi tarafından icazet verilmeden ve vesayet makamı tarafından da verilmiş bir izin olmaksızın bizzat davacı tarafından açılan işbu davada, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, 26/07/2022 tarihinde davanın ehliyet yönünden reddine karar verildiği; bu karar sonrasında, vasi tarafından, 15/09/2022 tarihli vekâletname ile dosyaya vekil tayin edildiği ve avukat tarafından verilen dilekçe ile de istinaf yoluna başvurulduğu; bu defa, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin 28/02/2023 tarihli ara kararı ile davacının vasisinden, "kısıtlı davacının istinaf yoluna başvurmasına icazetinin bulunup bulunmadığı (izin verip vermediği) hususunun sorulmasına, icazet (izin) veriyorsa buna ilişkin dilekçenin dosyaya sunulmasının" istenildiği; vasi tarafından 23/03/2023 tarihli dilekçeyle, istinaf dilekçesine icazet verildiğinin beyan edildiği; daha sonra, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarihli temyize konu kararıyla da, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin 28/02/2023 tarihli ara kararı ile davacının vasisinden, "kısıtlı davacının istinaf yoluna başvurmasına icazetinin bulunup bulunmadığı (izin verip vermediği) hususunun sorulmasına, icazet (izin) veriyorsa buna ilişkin dilekçenin dosyaya sunulması" istenildiği halde, "davaya devam etmek için vesayet makamından (sulh hukuk mahkemesinden) gerekli iznin alınması" gerektiği hususunun vasiye ve/veya vasinin vekiline bildirilmediği görülmektedir.
Bu durumda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun kısıtlılara vasi atanmasını öngörmesindeki esas amacın, kısıtlanan kimsenin hukuksal muameleleri yaparken hukuksal yararlarının korunmasının sağlanması olduğu; kısıtlı olan davacının iradesinin dava açma yönünde olduğu; vasi tarafından da vekil tayin edilmek ve istinaf dilekçesine icazet verilmek suretiyle, açılan işbu davaya onay verildiği dikkate alındığında; Anayasa'nın 36. maddesinde öngörülen hak arama hürriyetinin ve mahkemeye erişim hakkının kullanımının sağlanması bakımından, 4721 sayılı Kanun'un 462. maddesinin sekinci fıkrası uyarınca, vasinin kısıtlı adına dava açabilmesi için sulh hukuk mahkemesinden gerekli iznin alınabilmesi amacıyla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 54. maddesi kapsamında vasiye ve/veya vasinin vekiline süre verilmesi gerekirken, söz konusu usul işletilmeksizin verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında usul kurullarına uygunluk görülmemiştir.
Öte yandan, 23/06/2023 tarih ve 32230 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 22/03/2023 tarih ve E:2022/105, K:2023/54 sayılı kararıyla, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 407. ve 471. maddelerinin iptaline ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlandıktan 9 ay sonra (23/03/2024 tarihinde) yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup; davacının vesayet altına alınmasına dayanak alınan söz konusu düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği ve bu kararın da 23/03/2024 tarihinde yürürlüğe gireceği dikkate alındığında; Bölge İdare Mahkemesince, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi doğrultusunda yeni bir yasal düzenlemenin yürürlüğe konulup konulmadığı ve iptal kararı sonrasında sulh hukuk mahkemesi tarafından davacının vesayet statüsünde bir değişiklik yapılıp yapılmadığı hususları araştırılmak suretiyle, oluşan yeni hukuki duruma göre davacının kısıtlılık halinin devam edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği de açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 06/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.