ictihat

11. Ceza Dairesi 2016/10014 E. , 2018/4793 K.

# 11. Ceza Dairesi 2016/10014 E. , 2018/4793 K. 11. Ceza Dairesi 2016/10014 E. , 2018/4793 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, Resmi belgenin düzenlemesinde yalan beyan HÜKÜM : Sanıkların her iki suçtan mahkumiyetine 1- Sanıklar hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıkların temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebebin bulunmadığı takdir kılınmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2- Sanıklar hakkında "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıkların temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; TCK'nın 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması; TCK'nun 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir. TCK'nın 206. maddesindeki "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak" suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırmak ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır. Somut olayda; suç tarihinde sanıkların bulunduğu aracın Niğde ilinden çalındığı "Plaka Tanıma Sisteminden" yapılan uyarı ile anlaşılması üzerine, görevlilerce aracın durdurulduğu sanık ...'nın ... adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesini, sanık ...'ün de ... adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği, anlaşıldığından; sanıkların işlediği suç nedeniyle kendileri hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmaları eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 268/1. maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı; sanık ...’un mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce gerçek kimliğini söylemesi nedeniyle, hakkında TCK’nın 269. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, suçun niteliği yanlış belirlenerek resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması, Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı itibariyla kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 21.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.