ictihat
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2010/52, K. 2011/113
# Norm Kararı
```html
"...
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
İtirazın gerekçesindeki ilgili bölümler şöyledir:
'Sanık anne hakkında her ne kadar suçu bildirmeme suçundan kamu
davası açılmış ise de, üzerine atılı suçun öz kızı mağdura, öz oğulları olan
sanıklar tarafından işlenen fiilleri bildirmemesinden ibaret olduğu
anlaşılmıştır.
Türkiye Cumhuriyet Anayasasının 38/5. maddesinde 'Hiç kimse
kendisini ve
kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda
delil
göstermeye zorlanamaz.' şeklinde hüküm bulunduğu ve 5237 Sayılı TCK'nın 278.
maddesinde ise 'işlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi...'
şeklinde bir
düzenleme bulunduğu görülerek; TCK'nın 278. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının 38/5. maddesine aykırı olarak yakın akrabalık durumu ile ilgili
bir düzenleme
bulunmadığı anlaşıldığından; 5237 Sayılı TCK'nın 278. maddesinin, Türkiye
Cumhuriyeti
Anayasasının 38/5. maddesine aykırı olduğu ve bu nedenle somut norm denetimi
açısından
Anayasa Mahkemesine müracaat edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.'"
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2010/52
Karar Sayısı : 2011/113
Karar Günü : 30.6.2011
R.G. Tarih-Sayı :
15.10.2011-28085
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Genç Asliye Ceza
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004 günlü, 5237
sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 278. maddesinin Anayasa'nın 38. maddesine
aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Mağdur çocuğun cinsel istismarı iddiasıyla kardeş sanıklar
hakkında açılan kamu davasında, bir kısım sanıklarla birlikte mağdurun da
annesi olan kişi hakkında 'suçu bildirmeme' iddiasıyla açılan davada,
Cumhuriyet savcısının itiraz konusu kuralın Anayasaya aykırı olduğu iddiasını
ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 'Suçu
bildirmeme' başlıklı 278. maddesi şöyledir:
'Madde 278- (1) İşlenmekte olan bir suçu
yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(2) İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin
sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen
kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Mağdurun onbeş yaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya
ruhsal bakımdan özürlü olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak
durumda bulunan kimse olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza,
yarı oranında artırılır.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 38. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ,
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN,
Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ, Engin
YILDIRIM ve Nuri NECİPOĞLU'nun katılımlarıyla 8.6.2010 gününde yapılan ilk
inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz
konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile
diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz
konusu kuralda düzenlenen suç tipinde yakın akrabalık durumunun hiçbir şekilde
dikkate alınmadığı gerekçesiyle Anayasanın 38. maddesinin beşinci fıkrasına
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu
kuralda, işlenmekte olan bir suçla, işlenmiş olmakla birlikte sebebiyet
verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkili
makamlara bildirmeyenlerin cezalandırılacakları belirtilmiştir.
Hukuk devletinde yasakoyucu, ceza siyasetinin gereği olarak
Anayasa'nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla,
cezalandırmada güdülen amacı da gözeterek hangi eylemlerin suç sayılacağına,
bunlara verilecek cezanın türü, miktarı, artırım ve indirim nedenleri ve
oranları ile suçun takibine ve yargılama usulüne ilişkin koşullar öngörebilir.
Anayasanın 38. maddesinde suç ve cezalara ilişkin temel ilkelere
yer verilmiştir. Bunlardan biri de maddenin beşinci fıkrasında 'Hiç
kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda
bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.' biçiminde ifade
edilmiştir. Aynı zamanda evrensel bir ceza hukuku ilkesi olan bu anayasal hüküm
karşısında yasa koyucu, kişinin kendisini ve yasada gösterilecek belli
derecedeki yakınlarını suçlayıcı bir beyanda bulunmaya zorlayan bir düzenleme
yapamaz.
İtiraz konusu kuralda, işlenmekte olan veya işlenmiş olmakla
birlikte sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan
bir suçu yetkililere bildirmeyenlerin maddede öngörüldüğü biçimde
cezalandırılacakları belirtilirken, gerek maddede, gerekse bu maddeye atıf
yapacak biçimde başka bir yerde, bu suçun fail veya failleriyle anılan suçu
bildirmeyen kişi arasındaki yakın akrabalık durumu cezasızlık açısından ayrık
tutulmamıştır.
Açıklanan nedenle kural Anayasa'nın 38. maddesine aykırıdır.
İptali gerekir.
VI- SONUÇ
1- 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 278.
maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- 5237 sayılı Kanun'un 278. maddesinin iptal edilmesi
nedeniyle, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin
(3) numaralı fıkrası gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE
YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, Serruh KALELİ
ile Mehmet ERTEN'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
30.6.2011 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim
KILIÇ
Başkanvekili
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
Fettah
OTO
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Zehra
Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan
ALTAN
Üye
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye
Celal
Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal
TERCAN
KARŞIOY
TCK'nun 278. maddesinin, 'işlenmekte olan bir suçu yetkili
makamlara bildirmeyen kişi bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.'
diyen birinci fıkrası ile nitelikli hallerini gösteren iki ve üçüncü fıkraları,
Anayasa'nın 38. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
TCK 278. maddesinin, suça ilişkin yargılamada yakın akrabalık
durumunu suç kapsamından çıkarmaması, tanık durumunda kalan kişiyi yakınlarını
bile suçlama beyanına itmesi zorunluluğu Anayasa'nın 38. maddesi ile
bağdaştırılamamıştır.
Mahkememiz, bu açık aykırılık kararı sonucu yasa koyucuya iptal
edilen hüküm yerine bir düzenleme yapması için süre vermiştir.
Normun Anayasa hukukuna açık aykırılığının bu madde kapsamında
yargılananlar yönünden yeni düzenleme yapılana kadar yürürlükte kalmasına
olanak veren kararda hukuka uyarlılık yoktur.
Yasa koyucunun verilen süre içerisinde de düzenleme yapmama hali
de düşünüldüğünde iptal edilen hüküm ile subut bulan olaylar yönünden ceza
hukukunda suçu ihbar etmeyenler için hukuki boşluk doğduğunun söylenemeyeceği,
fiiller icra edilmiş, suç oluşmuş ise zaten taraflarının var olacağı ve suça
ilişkin soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin ihbarsız da işleyebileceği ve
suçu işleyenin cezasız kalmayacağı, ancak halen devam eden davalar yönünden
suçu ihbar etmemekle tanık durumundan sanık durumuna düşmüş kişi yönünden
Anayasa'ya aykırı olduğu belirlenen bir hükme dayanarak yeni düzenleme yapılana
dek ceza tayin edilmek durumunda kalınmasına olanak veren KARAR'da 'iptale
rağmen kararın yürürlüğe girmesine kadar süre verilmesi gerektiği' gerekçesine
muhalif kalınmıştır.
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
KARŞIOY GEREKÇESİ
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 'Suçu bildirmeme' başlıklı
278. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarında tanımlanan ve hapis cezası
içeren suçlar, Anayasa'nın 38. maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen 'Hiç
kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda
bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz' kuralında yer
alan ''kanunda gösterilen yakınlar yönünden'' bir ayırım yapmadan
bunları da kapsar biçimde düzenlenmesi nedeniyle Anayasa'nın anılan madde ve
fıkrasına aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
İptal edildiği için de (1) ve (2) numaralı fıkralarda tanımlanan 'suçu
bildirmeme' eylemleri, Anayasa'nın 38. maddesinin beşinci fıkrasında
belirtilen ''kanunda gösterilen yakınlar yönünden'' suç olmaktan
çıkmıştır.
Suç olmaktan çıkarılan eylemlere ilişkin düzenlemelerin hukuksal
boşluk doğurmasının ve kamu yararını ihlal edici nitelikte görülmesinin söz
konusu olmayacağı açık olduğu halde ''kanunda gösterilen yakınlar
yönünden'' bir ayırım yapılmaksızın, iptal kararının yürürlüğünün altı
ay sonraya bırakılarak, söz konusu eylemlerin bunlar yönünden suç olarak
sürdürülmesine karar verilmesi, Anayasal denetimin amacına ve buna bağlı olarak
da hukuk devletine aykırıdır.
Bu nedenle iptal edilen kuralların, kanunda gösterilen yakınlar yönünden
Resmi
Gazete'de yayımlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına
karar verilmesi gerekir.
Yukarda belirtilen gerekçeyle iptal edilen kuralların
yürürlüklerinin uzatılmasına ilişkin kararın bu bölümüne katılmıyorum.
Üye
Mehmet
ERTEN
```