ictihat
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2017/122, K. 2017/122
# Norm Kararı
```html
“İtirazın Konusu: l3.10.1983 günlü, 2918
sarılı Karayolları Trafik Kanunu’nun, 8.3.2000 günlü, 4550 sayılı Karayolları
Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesiyle
değiştirilen 31. maddesinin ikinci fıkrasının “Sürücü aynı zamanda araç sahibi
değilse ayrıca, tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenlenir.”
biçimindeki ikinci cümlesinin Anayasa’nın 2 nci ve 38 inci maddelerine aykırılığı
nedeniyle iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
2918
sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendinde belirtilen ticari takside taksimetre kullanamamasından dolayı araç
sahibi hakkında düzenlenen idari para cezasının iptali istemiyle yapılan
başvuruda, başvuruya bakmakta olan Hakimliğimizin itiraz konusu kuralın Anayasa’ya
aykırı olduğu kanısına varması üzerine 2709 sayılı T.C. Anayasasının 152 nci
maddesi uyarınca, iptali için başvurusudur.
II- GEREKÇE
Yukarıda
belirtilen başvuru ile ilgili olarak, Hakimliğimizce yapılan ön inceleme
sonucunda, Hakimliğimizin yetkili olduğu, başvurunun süresi içinde yapıldığı,
başvuru konusu idari yaptırım kararının Sulh Ceza Hakimliğince incelenebilecek
kararlardan olduğu ve başvuranın buna hakkı olduğu anlaşılmakla başvurunun
usulden kabulüne karar verilmiş ancak idari yaptırımın uygulanmasına dayanak
teşkil eden hükmün Anayasaya aykırı olması sebebiyle bu konuda Anayasa
Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.
Yüksek
Mahkemenin kararlarında da belirtildiği üzere; Anayasa’nın 2 nci maddesinde
belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına
saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir
hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve
tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan,
yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk
devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde olduğu gibi idari yaptırımlar
acısından da Anayasa’ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak
koşuluyla hangi eylemlerin kabahat sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın
türü ve ölçüsü, yaptırımın ağırlaştırıcı ve hafifleştirici nedenlerinin
belirlenmesi gibi konularda kanun koyucu takdir yetkisine sahiptir.
Anayasa’nın
38. maddesinin birinci fıkrasında, “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan
kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.”; üçüncü fıkrasında,
“Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” denilerek
suçun ve cezanın kanuniliği esası benimsenmiş; yedinci fıkrasında ise ceza
sorumluluğunun şahsi olduğu belirtilerek herkesin, kendi eyleminden sorumlu
tutulacağı, başkalarının suç oluşturan eylemlerinden dolayı cezalandıramayacağı
kabul edilmiştir.
Ceza
sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel ilkelerindendir. Cezaların
şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı
cezalandırılmamasıdır. Diğer bir anlatımla, bir kimsenin başkasının fiilinden
sorumlu tutulmamasıdır. Bu ilkeye göre asli ve feri failden başka kişilerin bir
suç sebebiyle cezalandırıl malan olanaklı değildir. Anayasa’nın 38 inci
maddesinin yedinci fıkrası ile ilgili gerekçede de, “fıkra, ceza sorumluluğunun
şahsi olduğu; yani failden gayri kişilerin bir suç sebebiyle
cezalandıramayacağı hükmünü getirmektedir. Bu ilke dahi ceza hukukuna yerlermiş
ve ‘kusura dayanan ceza sorumluluğu’ ilkesine dahil, terki mümkün olmayan bir
temel kuralıdır.” denilmektedir.
Anayasa’nın 38 inci maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım
yapılmadığından idari para cezalan da bu maddede öngörülen ilkelere tâbidir.
(Anayasa Mahkemesinin 29.11.2012 tarih, 2012/106 Esas, 2012/190 Karar sayılı
kararı)
Bu bilgiler ışığında itiraz konusu
somut olay incelendiğinde; başvuruda bulunan … adına trafik sicilinde kayıt ve
tescilli olan 67 T 0276 plaka sayılı ticari taksi niteliğindeki araç, şoför
olarak çalışan muterizin aynı zamanda oğlu olan … tarafından kullanıldığı sırada
görevli trafik ekipleri tarafından durdurulmuş, yapılan kontrolde ticari
takside taksimetre kullanmamak kabahati nedeni ile sürücü … hakkında idari para
cezası düzenlenmiştir. Bunun yanında sürücünün aynı zamanda araç sahibi
olmaması nedeniyle araç sahibi olan muteriz … hakkında da iptal başvurusuna
konu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 31. maddesinin 2. fıkrasının 2.
cümlesinde yazılı “Sürücü aynı zamanda araç sahibi değilse ayrıca, tescil
plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenlenir. “hükmü uyarınca idari
para cezası uygulanmıştır.
Taksi otomobillerinde taksimetre
bulundurmamak ve kullanmamak, kullanılabilir durumda bulundurmamak şeklinde
yasada tarif edilen kabahatte, taksimetrenin araçta kullanılabilir durumda
bulunmasına rağmen kullanılmadığı durumlarda ve sürücü aynı zamanda araç sahibi
olmadığında, tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenleneceği
belirtilmekte, araç sahibinin kusurunun bulunup bulunmadığı, sürücüye bu yönde
bir talimatı olup olmadığına bakılmaksızın idare tarafından yaptırım
uygulanmaktadır. Bu durum ise işlemediği bir fiilden dolayı araç sahibine
yaptırım uygulanmasına neden olabilecek niteliktedir. Dolayısıyla, taksi
otomobillerde taksimetre kullanılmaması ve sürücünün araç sahibi olmaması halinde
tescil plakası sahiplerine sadece ruhsat sahibi olmaları nedeniyle yaptırım
uygulanması cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Öte yandan, Anayasa ve ceza
hukukunun temel kuralları uyarınca, kişilere ceza verilebilmesi için hukuka
aykırı eylemin kanunda belirtilmiş olması ve bu eylemin o kişi tarafından
gerçekleştirilmiş olduğunun kanıtlanması gerekmektedir. İtiraz konusu kuralda
araç sahibinin hangi eyleminin suç sayıldığı açık bir şekilde gösterilmediği
gibi araç sahibi olma ile suç arasındaki illiyet bağının ne suretle oluştuğu da
belirtilmemiştir.
Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının 2 nci ve 38 inci maddesine ay kinlik teşkil eden 2918 sayılı
Karayolları Trafik Kanunu 31. maddesinin 3. fıkrasının 2. cümlesinde yazılı ”Sürücü
aynı zamanda araç sahibi değilse ayrıca, tescil plakasına da aynı miktar için
ceza tutanağı düzenlenir.” cümlesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmak
gerektiğine Mahkememizce kanaat getirilmiştir.
III- NETİCE VE TALEP: Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
1- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’nın 2 nci ve 38 inci maddelerine aykırı olduğu görülen 2918 sayılı
Karayolları Trafik Kanunu 31 inci maddesinin ikinci fıkrasının “Sürücü aynı
zamanda araç sahibi değilse ayrıca, tescil plakasına da aynı miktar için ceza
tutanağı düzenlenir.” biçimindeki ikinci cümlesinin iptali için Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının 152 nci, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun’un 40 ıncı maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi’ne BAŞVURULMASINA,
2- Anayasaya
aykırılığın değerlendirilmesi için dosya içeriği ve belgelerin onaylı birer
suretinin dizi listesine bağlanarak ANAYASA MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3- Başvurunun, Anayasa Mahkemesi’nin
bu konuda vereceği karara kadar ve en fazla 5 ay süre ile GERİ BIRAKILMASINA,
4- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’nın 152/3’üncü fıkrasının amir hükmü gereği dosyanın Anayasa
Mahkemesi’ne gelişinden başlamak üzere beş ay içinde karar verilmesinin
beklenmesine, bu süre içinde karar verilmezse başvurunun yürürlükteki Kanun hükümlerine
göre son uçlandın İmasına, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse
bu karara uyulmasına,
5- Kararın başvuruda bulunan ve
karşı tarafa ayrı ayrı tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan
inceleme neticesinde Hakimliğimizce karar verilmekle, Anayasaya aykırılığın
değerlendirilmesi Yüksek Mahkemenizden arz olunur.”
ANAYASA
MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2017/122
Karar Sayısı : 2017/122
Karar Tarihi : 12.7.2017
R.G. Tarih Sayısı: 15.8.2017 – 30155
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Zonguldak Sulh Ceza
Hâkimliği
İTİRAZIN KONUSU: 13.10.1983 tarihli ve
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun, 8.3.2000 tarihli ve 4550 sayılı
Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 31. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci
cümlesinin, Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek
iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Davacı tarafından idarî para cezasının
iptali için açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına
varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu cümleyi de içeren 31. maddesi şöyledir:
“Araçlarda bulundurulması zorunlu gereçler:
Madde 31- (Değişik: 8/3/2000 - 4550/1 md.)
Araçlarda;
a) Özelliklerine ve cinslerine göre yönetmelikte nitelik ve
nicelikleri belirtilen gereçlerin,
b) Kamyon, çekici ve otobüslerde ayrıca takoğraf, taksi
otomobillerinde ise taksimetre,
Bulundurulması ve kullanılır durumda olması zorunludur. Ancak,
2918 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki yıllarda üretilen
araçlarla, resmi taşıt olarak tescil edilmiş ve edilecek olanlar ile şehiriçi
ve belediye mücavir alanı içerisinde yolcu ve yük nakliyatı yapanlarda takoğraf
bulundurma ve kullanma zorunluluğu aranmaz. Takoğraf cihazları mekanik,
elektronik olabileceği gibi elektro mekanik de olabilir.
Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan gereçleri bulundurmayan,
kullanmayan veya kullanılabilir durumda bulundurmayan sürücüler 8.500.000 lira;
(b) bendine göre araçlarında taksimetre, takoğraf bulundurmayan,
kullanmayan veya kullanılabilir durumda bulundurmayan
sürücüler 34.800.000 lira para cezası ile cezalandırılırlar. Sürücü
aynı zamanda araç sahibi değilse ayrıca, tescil plakasına da aynı miktar için
ceza tutanağı düzenlenir. Aynı bentte belirtilen cihazları bozuk imal
edenler veya bozulmasına vasıta olanlar ile bu durumdaki cihazları kullanan
araç sürücüleri ve işletenleri üç aydan altı aya kadar hafif hapis cezası ve
526.700.000 lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar. Ayrıca
(b) bendi hükmüne uygun durumda bulunmayan araçlar trafik zabıtasınca;
eksiklikleri giderilinceye kadar trafikten men edilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,
Burhan ÜSTÜN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep
KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M.
Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf
Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 31.5.2017 tarihinde yapılan ilk inceleme
toplantısında, öncelikle sınırlama sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre, Anayasa
Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuran
mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralı ile sınırlıdır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Kanun’un 31. maddesinin ikinci
fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen, “Sürücü aynı zamanda araç sahibi
değilse ayrıca, tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenlenir.”
hükmünün iptalini talep etmiştir.
4. Bakılmakta olan dava, Kanun’un 31. maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendinde belirtilen, taksi otomobillerinde taksimetrenin
kullanılmaması nedeniyle araç sahibine verilen idari para cezasının iptali
talebine ilişkindir. İtiraz konusu kural ise Kanun’un 31. maddesinin ikinci
fıkrasının birinci cümlesinde belirtilen eylemlerden her birinin gerçekleşmesi
hâlinde uygulanabilecek ortak bir kuraldır. Başvuran Mahkeme’de Kanun’un 31.
maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde belirtilen eylemlerden; kamyon,
çekici ve otobüslerde, takoğraf bulundurmayan, kullanmayan veya kullanılabilir
durumda bulundurmayanlar ile taksi otomobillerinde taksimetre bulundurmayan veya
kullanılabilir durumda bulundurmayanlara ilişkin bir dava ise bulunmamaktadır.
5. Açıklanan nedenlerle, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı
Karayolları Trafik Kanunu’nun, 8.3.2000 tarihli ve 4550 sayılı Kanun’un 1.
maddesiyle değiştirilen 31. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin
esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin aynı fıkranın birinci
cümlesinde yer alan, “Birinci fıkranın… (b) bendine göre araçlarında
taksimetre,… kullanmayan… sürücüler…” ibaresi yönünden yapılmasına,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
6. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Aydın AYGÜN tarafından
hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan
Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
7. Başvuru kararında özetle, taksi otomobillerinde taksimetre
bulundurmamak ve kullanmamak, kullanılabilir durumda bulundurmamak şeklinde
tarif edilen kabahatte, taksimetrenin araçta kullanılabilir durumda bulunmasına
rağmen kullanılmadığı durumlarda ve sürücü aynı zamanda araç sahibi
olmadığında, tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenleneceği
belirtilerek araç sahibinin kusurunun bulunup bulunmadığına ve sürücüye bu
yönde bir talimatı olup olmadığına bakılmaksızın idare tarafından yaptırım
uygulandığı, bu durumun ise işlemediği bir fiilden dolayı araç sahibine
yaptırım uygulanmasına neden olabileceği ve dolayısıyla, cezaların şahsiliği
ilkesine aykırılık oluşturduğu, öte yandan, Anayasa ve ceza hukukunun temel
kuralları uyarınca kişilere ceza verilebilmesi için hukuka aykırı eylemin
kanunda belirtilmiş olması ve bu eylemin o kişi tarafından gerçekleştirilmiş
olduğunun kanıtlanmasının gerektiği, itiraz konusu kuralda araç sahibinin hangi
eyleminin suç sayıldığı açık bir şekilde gösterilmediği gibi araç sahibi olma
ile suç arasındaki illiyet bağının ne suretle oluştuğunun da düzenlenmediği
belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
8. Kanun’un 31. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b)
bentlerinde, araçlarda; özelliklerine ve cinslerine göre
yönetmelikte nitelik ve nicelikleri belirtilen gereçlerin, kamyon, çekici ve
otobüslerde ayrıca takoğraf, taksi otomobillerinde ise taksimetre bulundurulmasının
ve kullanılır durumda olmasının zorunlu olduğu belirtilmektedir. İkinci
fıkranın birinci cümlesinde de birinci fıkranın (a) bendinde sayılan gereçleri
bulundurmayan, kullanmayan veya kullanılabilir durumda bulundurmayan
sürücülerin 8.500.000 lira; (b) bendine göre araçlarında taksimetre, takoğraf
bulundurmayan, kullanmayan veya kullanılabilir durumda bulundurmayan
sürücülerin ise 34.800.000 lira para cezası ile cezalandırılacağı, itiraz
konusu ikinci cümlesinde ise, sürücü aynı zamanda araç sahibi değilse ayrıca
tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenleneceği
öngörülmektedir.
9. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve
işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek
sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun
üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan
devlettir.
10. Kanun koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku
alanında düzenleme yaparken Anayasa’ya bağlı kalmak şartıyla toplumda hangi
eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde
cezai yaptırıma bağlanacağı konusunda anayasal sınırlar içinde takdir yetkisine
sahiptir. Bu yetki, idarî yaptırımlar bakımından da geçerlidir.
11. Anayasa’nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, “Kimse,
işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı
cezalandırılamaz;”; üçüncü fıkrasında da, “ceza ve ceza yerine geçen
güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” denilerek suçun ve cezanın
kanuniliği esası benimsenmiş, yedinci fıkrasında ise ceza sorumluluğunun şahsi
olduğu belirtilerek, herkesin kendi eyleminden sorumlu tutulacağı, başkalarının
suç oluşturan eylemlerinden dolayı cezalandırılamayacağı kabul edilmiştir.
12. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel
kurallarındandır. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir
fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Diğer bir anlatımla, bir kimsenin
başkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır. Bu ilkeye göre asli ve feri fail
olmayan kişilerin bir suç sebebiyle cezalandırılmaları mümkün değildir.
Anayasa’nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım
yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere
tâbidir.
13. İtiraz konusu kuralda, taksi otomobillerinde taksimetre
kullanmayan sürücü, aynı zamanda araç sahibi değilse, ayrıca tescil plakasına
da aynı miktarda ceza tutanağı düzenleneceği belirtilmekte, araç sahibinin kusurunun
bulunup bulunmadığı, taksimetrenin kullanılmaması yönünde sürücüye bir talimat
verip vermediği değerlendirilmeden idare tarafından yaptırım uygulanmaktadır.
Bu ise işlemediği bir fiilden dolayı araç sahibine yaptırım uygulanmasına neden
olabilecek niteliktedir. Dolayısıyla, aracında taksimetre kullanmayan sürücünün
araç sahibi olmaması halinde tescil plakası sahibine sadece ruhsat sahibi
olması nedeniyle yaptırım uygulanması cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık
oluşturmaktadır.
14. Öte yandan, Anayasa uyarınca, kişilere ceza verilebilmesi için
hukuka aykırı eylemin kanunda belirtilmiş olması ve bu eylemin o kişi
tarafından gerçekleştirilmiş olduğunun kanıtlanması gerekmektedir. İtiraz
konusu kuralda araç sahibinin hangi eyleminin suç sayıldığı açık bir şekilde
gösterilmediği gibi araç sahibi olma ile suç arasındaki illiyet bağının ne
suretle oluştuğu da belirtilmemiştir.
15. Açıklanan nedenlerle, 2918 sayılı Kanun’un 31. maddesinin
ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, aynı fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Birinci
fıkranın… (b) bendine göre araçlarında taksimetre,… kullanmayan… sürücüler…”
ibaresi yönünden Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
16. Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Kadir ÖZKAYA bu görüşe
katılmamışlardır.
IV. HÜKÜM
13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun,
8.3.2000 tarihli ve 4550 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 31.
maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin, aynı fıkranın birinci
cümlesinde yer alan “Birinci fıkranın…(b) bendine göre araçlarında
taksimetre, …kullanmayan…sürücüler…” ibaresi yönünden Anayasa’ya aykırı
olduğuna ve İPTALİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Kadir ÖZKAYA’nın karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA, 12.7.2017 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞIOY
GEREKÇESİ
1. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 8.3.2000 tarihli,
4550 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen31. maddesinin ikinci fıkrasının
ikinci cümlesinin “Birinci fıkranın… (b) bendine göre araçlarında
taksimetre, …,kullanmayan sürücüler…” ibaresinin Anayasaya aykırı
olduğuna OYÇOKLUĞUYLA karar verilmiştir. İptal kararı, otomobillerinde
taksimetre kullanmayan sürücüler aynı zamanda araç sahibi değil iseler,
sürücüye verilen idari para cezasının yanı sıra, araç sahibine de bir kusurunun
olup olmadığına bakılmaksızın, aynı miktarda ceza tutanağı düzenleneceğini
öngören kuralın Anayasanın cezaların şahsiliğini düzenleyen 38. maddesine ve 2.
maddesinde yer alan hukuk devletine aykırı olduğu gerekçesine dayanmaktadır.
2. İdari para cezalarında, ceza hukukunun temel ilkelerinin, idari
cezaların mahiyetine uygun düştüğü durumlarda geçerli olacağı kuşkusuzdur. Öte
yandan, idari yaptırım öngörülen her eylemde kusurun varlığının ceza
yargılaması yöntem ve ilkelerine göre (vicahilik, tanık dinletme ve sorgulama, resen
araştırma, bilirkişiye başvurma, keşif, olay yeri inceleme, koruma tedbirleri
v.b.) kovuşturulması mahkemelerin iş yükünü olağanüstü derecede artıracağı
gibi, idari cezalarda esas olan sürat ve etkinlik özelliğini de işlevsiz hale
getirebilecektir.
3. İptal istemine konu olan kural, araç sahibine, şoförün kusurlu
eyleminden dolayı sorumluluk yüklemektedir. Ancak araç sahibi olmanın ve ticari
olarak işletmenin bazı sorumlulukları da içerdiği açıktır. Aracı kullanmak
üzere verilen kişinin trafik kurallarına ve mevzuatına uygun hareket ettiğini
gözetmek ve denetlemek de araç sahibine düşen bir sorumluluk olup, araç
sahibinin bu konuda bir özen yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu nedenle, tescil
plakası sahibine, şoförün kusurlu eyleminden dolayı ayrıca ceza kesilmesi, araç
sahibince aynı durumun bir daha meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin
alınması için bir uyarı niteliğinde olup, haklı nedenlere ve üstün kamu
yararına dayanmaktadır.
4. Anayasa Mahkemesinin idari cezalara ilişkin son kararlarında,
doktrindeki başlıca iki görüşten biri olan kusur nazariyesini benimsediği
anlaşılmaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesinin anayasaya uygunluk denetiminde
öncelikle Anayasaya aykırılığı iddia edilen bir kuralın, kişinin temel hakları
ile üstün kamu yararı arasında adil ve makul bir denge kurup kurmadığına
bakılmalıdır. Bu yönden bakıldığında, kuralda Anayasaya aykırılık bulunduğundan
söz edilemeyeceği görüşündeyiz. Kaldı ki kusurun varlığı her somut olayda kasıt
veya ihmalin varlığı şeklinde değil, genel gözetim ve özen yükümlülüğün gereği
gibi yerine getirilmemesi şeklinde yorumlandığında, araç sahibinin de tam
olarak kusursuz olduğu söylenemez.
5. İdari cezalarda kusur esası mutlak geçerli kabul edildiği ve bu
düşünce anayasallık denetimine esas alındığı takdirde idari yaptırım sistemi
işlemez hale gelebilecektir. Örneğin bir işletmeye, bozuk veya hijyen
kurallarına aykırı gıda satması nedeniyle idari yaptırım uygulandığında ancak
bu market veya restoranın elemanları sorumlu tutulabilecek, böyle bir durumun
bilgisi ve talimatı dışında meydana geldiğini öne süren işletme sahibi ise
sorumlu tutulamayacaktır.
Açıklanan nedenlerle kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığı
kanaatiyle, çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Kadir ÖZKAYA
```