ictihat
11. Ceza Dairesi 2024/1960 E. , 2024/6891 K.
# 11. Ceza Dairesi 2024/1960 E. , 2024/6891 K.
11. Ceza Dairesi 2024/1960 E. , 2024/6891 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/945 E., 2023/922 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik ( Değişen vasfı ile Özel Belgede Sahtecilik)
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli 5. Ceza Mahkemesinin, 26.04.2012 tarihli ve 2011/513 Esas, 2012/453 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesinin, 03.12.2015 tarihli ve 2015/4885 Esas, 2015/5849 Karar sayılı kararı ile "Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu da gözetilerek, öncelikle çek yaprağının tümden sahte oluşturulup oluşturulmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılıp, belgenin aslının getirtilerek duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, suça konu belge dosya içerisinde bulundurulmadan ve ne surette aldatıcılık özelliği taşıdığı konusunda bir tespit de yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabul ve uygulamaya göre;
a-Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup, 14.12.1992 tarih ve 1/5 sayılı içtihadı Birleştirme Kararı'nda da açıklandığı üzere; kambiyo senetlerinde bulunması zorunlu olan keşide yerinin bir duraksamaya meydan vermeyecek biçimde açık ve anlaşılır olması gerekmektedir. Dosyada bulunan fotokopiden suça konu çekte suç tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 692. (6102 sayılı Kanunun 780.) maddesinde öngörülen ve bulunması zorunlu unsurlardan olan ''keşide yerinin'' bulunmaması, ayrıca keşide edenin ismi yanında da herhangi bir yer yazılmamış olması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve suç vasfının tayini amacıyla, suça konu çek aslı duruşmaya getirtilerek, keşide yerinin yazılı olup olmadığı araştırılıp, keşide yerinin yazılmamış olduğunun tespiti durumunda sanığın eyleminin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyete karar verilmesi,
b- T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK.nun 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk,
c-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.12.2009 gün, 2009/9-99 esas 2009/304 karar sayılı ilamı ile Dairemizin yerleşmiş kararlarında açıklandığı üzere, yasa metninin tekrarından ibaret açıklamalar gerekçe sayılamayacağı gibi, gösterilen gerekçelerde çelişkiye ve zafiyete de düşülmemesi gerekir. Sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK'nun 62. maddesi uyarınca "kovuşturma sırasında duruşma tutanaklarına yansıyan tutumu göz önüne alınarak" gerekçesiyle takdiri indirim uygulanırken, ertelememe ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmama gerekçesi olarak, "suçu işledikten sonra yargılama sürecinde tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat hasıl olmadığından ertelenmesine yer olmadığına" ve "kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda bir kanaate varılmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına", denilmek suretiyle çelişkiye düşülmesi, suç tarihi itibariyle adli sicil kaydında görülen ilamın silinme koşulları oluştuğundan sabıkası bulunmayan, hakkında takdiri indirim uygulanıp, olumsuz herhangi bir hali tutanaklara yansımayan, cezası alt sınırdan tayin edilen sanık hakkında, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden ve gösterilen gerekçelerle çelişki oluşturacak biçimde, yasa metninin tekrarı niteliğinde soyut ifadelerle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi," gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine, Kocaeli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2016 tarihli ve 2016/11 Esas, 2016/325 Karar sayılı ilamıyla sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş. Bu karar 10.05.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
4. Denetim süresi içinde kasıtlı suç işlendiğinin ihbarı üzerine açıklanması geri bırakılan hüküm yeniden ele alınarak Kocaeli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.12.2023 tarihli ve 2023/945 Esas, 2023/922 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 207 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; beraat talebine ve suç işlemediğine, kararı temyiz ettiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 10.05.2016 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 30.03.2018 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
2. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 67 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve durma süresi de dikkate alındığında bozma öncesi kararları ilk mahkumiyet kararından incelemeye konu mahkumiyet kararına kadar 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olması nedeniyle mahkemece sanık hakkında açılan kamu davası yönünden düşme hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.05.2024 tarihinde karar verildi.
Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.