ictihat

11. Ceza Dairesi 2021/298 E. , 2023/10529 K.

# 11. Ceza Dairesi 2021/298 E. , 2023/10529 K. 11. Ceza Dairesi 2021/298 E. , 2023/10529 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/142 E. 2015/1103 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Büyükçekmece 10.Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.12.2015 tarihli ve 2015/142 Esas, 2015/1103 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 üncü ve 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hapis cezalarının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar müdafii tarafından; sanıklar hakkında eksik inceleme ile mahkumiyet hükümleri kurulduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki ilişkiden kaynaklandığı belirtilerek hükümler temyiz edilmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanıklardan ... ve ...'in ...Tekstil isimli firmanın yetkilileri olduğu, katılanın da asgari ücretle bu iş yerinde çalıştığı, katılanın 2011 yılında sanıklardan 3500 TL avans aldığı karşılığında da sanıklara açık senet verdiği, aldığı avansın da aynı zamanda katılanın maaşından her ay kesildiği, 2011 yılının sonlarında işine son verildiği, katılanın ihbar ve kıdem tazminatı için dava açtığı, davanın katılanın lehine sonuçlandığı bu husumetten dolayı sanıkların 3500 TL için açığa imza atılarak almış oldukları senedi 30.000 TL olarak düzenleyip alacaklısını da sanık ... olarak yazarak senedi düzenledikleri ve sanık ...'ın da suça konu senetle katılan aleyhine icra takibi yaptığı, bu suretle sanıkların üzerine atılı suçu işledikleri iddiası ile kamu davası açılmıştır. 2. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde sanıkların üzerine atılı suçu işlediği kanaatiyle temyize konu mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. Suça konu bonodaki imzanın katılanın kabulü üzere katılana ait olduğu anlaşıldığından; sanığın eyleminin uzlaştırma ve basit yargılama usulü kapsamında kalan 5237 sayılı Kanun'un 209 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturacağı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 24.03.1989 tarihli ve 1988/1-1989/2 sayılı ilamında açıklandığı üzere, belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun yazılı delille ispatı zorunlu olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun cevaz verdiği haller dışında iddianın yazılı delille ispatının gerekeceği nazara alınarak, katılana suça konu bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğuna dair yazılı delili olup olmadığı sorularak sonucuna göre, sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yargılamaya devamla suç vasfında hataya düşülerek resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması, 2. a. Davaya konu bono aslının dosyada delil olarak saklanması yerine müsaderesine karar verilmesi, b.Gerekçeli karar başlığındaki suç tarihinin "15.11.2013" olarak gösterilmesi yerine 30.09.2012 şeklinde gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Büyükçekmece 10.Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.12.2015 tarihli ve 2015/142 Esas, 2015/1103 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Dairemizce verilen 19/12/2023 tarihli ve yukarıda sayıları bildirilen bozma ilamına aşağıda belirttiğim gerekçelerle katılmıyorum. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU: Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık sanıklara atılı eylemin TCK'nin 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek suçu mu yoksa aynı yasanın 209/1. maddesinde düzenlenen açığa atılı imzanın kötüye kullanılması suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir. OLAY: Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 10/02/2015 tarih, 2015/1193-1188 sayılı iddianamesiyle "şüphelilerden ... ve ... in ...Tekstil isimli firmanın yetkilisi ve sorumluları oldukları müştekininde asgari ücretle bu iş yerinde çalıştığı müştekinin 2011 yılında şüphelilerden 3500 Tl avans aldığı maaşından her ay kesildiği karşılığındada şüphelilere açık senet verdiği 2011 yılının sonlarında işine son verildiği, müştekinin ihbar ve kıdem tazminatı için dava açtığı davanın lehine sonuçlandığı bu husumetten dolayı şüphelilerin 3500 Tl için açığa almış oldukları senedi 30.000 Tl olarak düzenleyip alacaklısınıda Turgut Yılmaz yaptıkları Turgut Yılmazında suça konu senetle icra takibi yaptığı" belirtilerek TCK'nin 209/2. Maddesi yollamasıyla aynı yasanın 204/1. Maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. HUKUKİ SÜREÇ: Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/12/2015 tarih, 2015/142 Es., 2015/1103 Kr., sayı ile ..." katılan mağdurun sanıklan...ve ...'in yanında çalışırken yaptırdığı evinin cam bedeli olarak kendilerinden avans istediği kendisine 3500 TL avansın verildiği, buna karşılık katılan mağdurun anlatımında belirtildiği şekilde cam bedeli olarak şirkette fatura kesildiği ; ayrıca mağdurun aldığı avans nedeniyle her ay maaşından kesinti yapıldığı; bu tarihten sonraki süreçte hizmet ilişkisinin sona erdiği bu nedenle katılan mağdur tarafından tazminat davası açıldığı , bilirkişi raporunda haklı çıktığı takdirde 13.000 TL alacağı olduğuna ilişkin görüş bildirildiğini gören sanıklar...ve ...'in tamamen bomboş olarak imzalattıkları senedi katılan mağdur ile hiç bir hizmet ilişkisi ya da mağdurun konumu gereği bir ticari ilişkisi de olamayacak olan arkadaşları sanık ...'u hamil (lehtar) göstererek senedi icraya koydukları Turkut'un senedi dolduran kişi olmamasına rağmen tüm bu olaylardan haberdar olduğu dolayısıyla her üçünün de birlikte hareket ettikleri; gerek ticari bilgileri ve gerekse ... makul ve mantıklı kişiler olarak böyle bir olayın suç olduğunu bilmemelerinin mümkün olmadığı ; bu şekilde katılan mağdurun tazminat almasının önlemek ve dolayısıyla haksız menfaat temin etmek amacıyla tüm şekil şartları gerçekleşmiş olan ve bu nedenle de TCK 204 madde kapsamında resmi senet kabul edilen senedi 30/07/2012 tanzim tarihi yazarak ve 30.000 TL de bedel koyarak tahsil yoluna da gittikleri ve böylece resmi bir belgeyi sahte olarak düzenledikleri ve şekil şartlarının tam olması nedeniyle doğru kabul edilip icra dairesince işleme konduğu için sahte belgenin kullanıldığı sabit olduğu dolayısıyla sanıkların birlikte hareket etmek suretiyle TCK 209/2 yollamasıyla TCK 204/1 maddesindeki atılı suçu işledikleri sabit olduğu..." belirlenerek her sanık hakkında ayrı ayrı mahkumiyet kararları verildiği anlaşılmaktadır. YASAL DÜZENLEME: Resmî belgede sahtecilik suçunu düzenleyen TCK'nin 204/1. maddesine göre; "Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçları ise TCK'nin 209/1 ve 2 maddelerinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. TCK 209. - [1] Belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kâğıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikâyet üzerine, üç ... bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. [2] İmzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kâğıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukukî sonuç doğuracak şekilde dolduran kişi, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır. GEREKÇE: 1-Açığa atılan imzanını kötüye kullanılmasını düzenleyen TCK'nin 209/1. maddesiyle, belirli bir tarzda doldurulup kullanılması için verilmiş imzalı veya tamamen boş bir kağıdın, teslim edenin isteğine ve veriliş nedenine aykırı olarak dolduran kişi ve kişiler cezalandırılmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için öncelikle bir kişinin diğerine belirli bir tarzda doldurmak üzere imzalı ve fakat boş bir kağıt vermesi ve imzanın da veren kişiye ait olması temel koşuldur. Suçun tamamlanması için verilen imzalı boş kağıdın, tevdi ve teslim nedeninden farklı bir şekilde doldurulması gereklidir. Buna karşılık TCK'nin 209/2. maddesinde ise, imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukukî sonuç doğuracak şekilde dolduran kişinin, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılması öngörülmüştür. Bu durumda, imzalı boş kağıt sanık veya sanıklara teslim veya tevdi edilmemiştir. Teslim edilmiş olmakla birlikte teslim alanın onu iade yükümlülüğüne rağmen elinde bulundurması hali de hukuka aykırı bulundurmadır. Bu gibi senetlerin anlaşmaya aykırı doldurulması halinde TCK'nin 204/1. maddesi uyarınca sanıkların cezalandırılması elzemdir. 2- Somut olaya bakıldığında, suçtan zarar gören mağdur katılan, sanıklardan ... ve ...'in eski çalışanlarıdır. Çalıştığı süre içerisinde işverenleri olan bu iki sanıktan borç almış, buna karşılık da imzalı bir senet vermiştir. Borcu ise maaşından kesilmek suretiyle tahsil edilmiştir. Daha sonra ki dönemde ise; mağdur katılan iş yerinden ayrılmış, ihbar ve kıdem tazminatı için işverenleri aleyhine ihbar ve kıdem tazminatını almak üzere dava açmış ve bu dava lehine sonuçlanmıştır. İşveren olan sanıklar, ... ve ..., esasen verdikleri avansı maaştan keserek tahsil ettikleri için bu senedi hukuka aykırı olarak elde bulunduran kişilerdir. Çünkü hukuka aykırı olarak elde bulundurulma hali imzalı ancak diğer kısımları boş olan bir kağıt, imza sahibinden veya onun iradesiyle veya diğer bir kimseden alınsa dahi sonradan o kağıdın elde bulundurulmasını sağlayan hukuki neden ortadan kalktığı ve iadesi istenildiği halde geri verilmemesi gibi hallerde söz konusu olabilir. Hatta iade şartları oluştuğu halde, unutulduğu için iadesi istenilmeyen bir kağıdın ele geçirilip kullanılması halinde dahi hukuka aykırı elde bulundurma söz konusudur. (Y.11. C.D. 04/02/2019 tarih, 2017/962 Es., 2019/1014 Kr.) Kaldı ki; sanık ... ise; mağdur katılanla hiçbir borç ve alacak ilişkisine sahip değildir. Yargılamaya konu senedi mağdur katılandan rızasıyla teslim alan bir kişi dahi değildir. Senede alacaklı olarak isminin yazıldığı anda (kendisinin veya başkasının yazması sonuca etkili değildir.) sanık ... bu senedi hukuka aykırı ele geçiren kişi durumuna gelmektedir. (YCGK. 01/05/2001 tarih, 2001/6-70 Es., 2001/77 Kr.) Ayrıca sanıklar ... ve Levent'in kıdem ve ihbar tazminatına mahkum olmalarından sonra daha önce aldıkları ancak, iade etmedikleri senedi daha sonra ...'ı lehtar göstererek düzenlemeleri de dikkat çekicidir. Bu açıklamalar ışığında, boş senedi hukuka aykırı elinde bulunduran sanıklardan ... ve Levent'in eylemlerine sanık ... da herhangi bir alacak ilişkisi olmadığı ve senet de kendisine verilmediği halde lehtar olarak adının yazılmasıyla diğer iki sanığın eylemlerine eklenmekte yani, TCK'nin 37/1. maddesi kapsamında doğrudan fail haline gelmektedir. Sonuç olarak, yerel mahkemenin TCK'nin 209/2. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 204/1. maddesiyle sanıkların cezalandırılmasına dair gerekçesi ve uygulaması isabetlidir. Bu açıklamalar ışığında, sayın çoğunluğun eylemin TCK'nin 209/1. maddesine uyduğu ve ispatı için de yazılı delil aranması gerektiğine dair bozma görüşüne katılmıyorum.19/12/2023