ictihat
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2016/51, K. 2016/179
# Norm Kararı
```html
“Mahkememizin
2015/464 Esas sayılı dosyasında sanığın 7258 sayılı Yasanın 5/2 TCK’nun 53, 54.
maddeleri ile cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır,
yargılama sonunda sanık hakkında 7258 sayılı Yasanın 5/1-b maddesinin
uygulanması söz konusudur.
7258
sayılı yasanın itiraz konusu kuralı içeren 5/1-b maddesi şu şekildedir:
Yurt
dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek
bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak
Türkiye’den oynanmasına imkan sağlayan kişiler 4 yıldan 6 yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.
Anayasa’nın
2. maddesinde ‘Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet
anlayışı içinde insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı,
başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir
hukuk devletidir.’ Düzenlemesi yer almaktadır.
Anayasa’nın
10. maddesinde ‘Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç,
din, mezhep vb sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşittir.’
düzenlemesi bulunmaktadır. Yine 10. maddenin son fıkrasında ‘Devlet organları
ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun
olarak hareket etmek zorundadırlar’ düzenlemesi getirilmiştir.
İtiraza
konu olan ve iptali istenen yasa maddesindeki yaptırımın alt sınırının 4 yıl
hapis
cezası olarak belirlenmesi, hukuk devletinde bulunması gereken adalet ve
hakkaniyet
ilkeleri
ile, suç ve cezaların orantılılığı ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.
5237
sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Kumar Oynanması için Yer ve İmkan Sağlama
başlıklı
228/1 maddesi ‘Kumar Oynanması için Yer ve İmkan sağlayan kişi 1 yıla kadar
hapis
ve
adli para cezası ile cezalandırılır’ düzenlemesini içermektedir. Aynı
maddelerin 2. fıkrasında ‘Çocukların kumar oynaması için yer ve imkan sağlaması
halinde verilecek ceza katı oranında artırılır’ düzenlemesi bulunmaktadır. Yine
aynı maddenin 4. kanununun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve
kar ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır’ denmiştir.
Görüldüğü
gibi 5237 Türk Ceza Kanunu’nun 228/1 maddesinde düzenlenen eylemin yaptırımının
alt sınırı aynı yasanın 49/1 maddesindeki ‘Süreli hapis cezası, kanunda aksi
belirtilmeyen hallerde bir aydan az yirmi yıldan fazla olamaz’ düzenlemesi
karşısında bir ay hapis cezasıdır. Çocukların kumar oynaması için yer ve imkan
sağlanması halinde ise cezanın bir kat artırılması söz konusu olacaktır. Bu
durumda ise fiilin cezasının alt sınırı iki ay hapis cezası olmaktadır. Bu
cezaların miktarı gözetildiğinde Türk Ceza Kanunu’nun 228/1 ve 2. fıkralarında
yazılı eylemlerin failleri bakımından Türk Ceza Kanunu’nun 50 ve 51 ve Ceza
Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin uygulanması şartları oluştuğu takdirde
her zaman söz konusu olabilecektir.
Niteliği
itibariyle benzer eylem içeren 7258 sayılı Yasanın 5/1 -b maddesinde yazılı
suçun cezasının alt sınırı ise dört yıl hapis cezası olarak belirlenmiştir.
Böyle bir eylemin faili hakkında cezanın miktarı nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun
50 ve 51 ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin uygulanması da söz
konusu olamayacaktır.
Türk
Ceza Kanunu’nun Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama başlıklı 228.
maddesi
genel ahlaka karşı suçlar içerisinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde bu
suça
ilişkin
düzenlemede kumarın sosyal bakımdan ortaya koyduğu büyük tehlike ve doğurması
olası faciaların göz önüne alındığı, çocukların kumar oynaması için yer ve
imkan sağlamasının bu suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hali olarak
tanımlandığı, maddenin son fıkrasında ise kumarın tanımlandığı, buna göre bir
oyunun kumar sağlanması için iki koşul aranacak olduğu, bunlardan birincisinin
oyunun kazanç kastı ile icra edilmesi, İkincisinin ise kar ve zararın talihe
bağlı olması olduğu bildirilmiştir. Gerek madde gerekçesi
gerekse
maddenin yer aldığı bölüm nazara alındığında madde düzenlemesinin tüm toplumu
korumaya yönelik amaç taşıdığı görülmektedir. Bu suça nazaran çok daha dar bir
çerçevesi bulunan koruma amacı yönünden de daha dar bir kitleye hitap edecek
olan 7258 sayılı Yasanın 5/1-b maddesindeki yaptırım Türk Ceza Kanunu’nun 228.
maddesinin 1. ve 2. fıkralarındaki yaptırımlara nazaran çok ağır olarak
değerlendirilmiştir.
Anayasa’nın
2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan
haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda
adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı
durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa’nın ve hukukun üstün kurallarıyla kendini
bağlı sayan yargı denetimine açık olan devlettir. Ceza ve ceza yerine geçen
güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, ceza hukukunun temel ilkeleri ile
Anayasa’nın konuya ilişkin kurallarına aykırı olmamak kaydıyla ülkenin sosyal,
kültürel yapısı, ahlaki değerleri ve ekonomik hayatın gereksinimleri göz önüne
alınarak saptanacak ceza politikasına göre belirlenecektir. Kanun Koyucu
cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı,
bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin
ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edileceği konularında takdir
yetkisine sahip olmakla birlikte bu yetkisini kullanırken suç ve ceza
arasındaki adil dengenin korunmasını da dikkate almak zorundadır. Suç ve ceza
arasında adalete uygun bir oranın bulunup bulunmadığının saptanmasında o suçun
toplumda yarattığı etkinin suçtan zarar görenin ve suçun işlenmesi ile zarar
verilenin özelliklerinin de dikkate alınması gerekir.
Kanun
Koyusu düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük
ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere
3 alt bölümden oluşmaktadır. Elverişlilik başvurulan önlemin ulaşılmak istenen
amaç için elverişli
olmasını,
gereklilik başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli
olmasını orantılılık ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında
olması gereken ölçüyü ifade eder. Bu kurala uyulmaması nedeniyle kanun koyucu
tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da ölçülülük
ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur. Suç ve suçluyla
mücadele ve cezanın ıslah amacı ile ceza hukukunun temel ilkeleri
gözetildiğinde suç tipine göre fiil ile öngörülen yaptırım arasında makul ve
hakkaniyete uygun bir denge bulunmalı ve kanun koyucunun belirlediği yaptırım
cezalandırmada güdülen amaçla ölçülü olmalıdır. İptali istenen yasa maddesinin
amacının yasadışı bahis oynanması ile mücadele olduğu açık olmakla birlikte
eylemin yaptırımının alt
sınırının
4 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin fiil ile öngörülen yaptırım arasında
bulunması gereken makul ve hakkaniyete uygun dengeyi bozduğu, bu haliyle suç ve
yaptırımı arasında adil bir denge bulunmadığı değerlendirilmektedir.
Bu
itibarla dava konusu olayda uygulanması gereken 7258 sayılı Yasanın 5/1-b
maddesinde yazılı ‘4 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’
ibarelerinin Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu kanaatine
varılarak buna ilişkin itiraz başvurusunda bulunulması zarureti doğmuştur.
NETİCE
VE TALEP: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Uygulamaya konu 7258
sayılı
Yasanın 5/1-b maddesini ‘4 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.’ İbarelerinin Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olması
nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle Küçükçekmece 13.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/464
esas
sayılı dosyası yazımız ekinde sunulmuştur.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2016/51
Karar Sayısı : 2016/179
Karar Tarihi : 23.11.2016
R.G. Tarih-Sayısı :
13.12.2016-29917
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Küçükçekmece
13. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 29.4.1959
tarihli ve 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans
Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un, 12.7.2013 tarihli ve 6495 sayılı
Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilen 5. maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendinde yer alan “…dört yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla
cezalandırılır.” ibaresinin, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine
aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Şüphelinin yasal yetkisi olmaksızın yurtdışı spor müsabakalarına
ilişkin bahis oynatmak suçuyla cezalandırılması talebiyle açılan kamu
davasında, itiraz konusu ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan
Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un, itiraz konusu kuralın da yer aldığı 5. maddesi şöyledir:
“Kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın;
a) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis
veya şans oyunlarını oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar üç
yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıyla
cezalandırılır.
b) Yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit
ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair
suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişiler, dört
yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
c) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis
ya da şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık eden kişiler, üç
yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla
cezalandırılır.
ç) Kişileri reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına
dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya
teşvik edenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para
cezasıyla cezalandırılır.
d) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis
veya şans oyunlarını oynayanlar mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından
beş bin liradan yirmi bin liraya kadar idari para cezası ile cezalandırılır.
Bu madde kapsamına giren suçlarla bağlantılı olarak, spor
müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarının
oynanmasına tahsis edilen veya oynanmasında kullanılan ya da suçun konusunu
oluşturan eşya ile bu oyunların oynanması için ortaya konulan veya oynanması
suretiyle elde edilen her türlü mal varlığı değeri, 26/9/2004 tarihli ve 5237
sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümlerine göre
müsadere edilir.
Bu madde kapsamına giren suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara
özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Bu madde kapsamına giren suçlarla ilgili olarak, 4/5/2007 tarihli
ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu
Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun erişimin
engellenmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
Bu madde kapsamına giren suçların işlendiği işyerleri mahallin en
büyük mülki idare amiri tarafından ihtarda bulunmaksızın üç ay süreyle
mühürlenerek kapatılır. İş yeri açma ve çalışma ruhsatına sahip işyerlerinin
ruhsatları mahallin en büyük mülki idare amirinin bildirimi üzerine ruhsat
vermeye yetkili idare tarafından beş iş günü içinde iptal edilir.”
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Burhan
ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Alparslan ALTAN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer
TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ’in
katılımlarıyla 26.5.2016 tarihinde yapılan ilk inceleme
toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE
karar verilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafından
hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan
Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
A- İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 228.
maddesinde, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçu düzenlenerek bu
suçun cezasının bir yıla kadar hapis ve adli para cezası olarak belirlendiği,
maddenin ikinci fıkrasında çocukların kumar oynaması için yer ve imkân
sağlaması halinde verilecek cezanın bir katı oranında artırılacağının
öngörüldüğü, söz konusu cezanın alt sınırının genel hükümlere göre bir ay hapis
cezası, çocukların kumar oynaması için yer ve imkân sağlanması halinde ise
cezanın alt sınırının iki ay hapis cezası olduğu, bu bağlamda aynı
Kanun’un kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar hakkında 50.
maddesi, hapis cezasının ertelenmesine ilişkin 51. maddesi ile 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin
231. maddesinin uygulanabildiği, buna karşılık 228. maddedeki suça niteliği
itibarıyla benzer bir eylem olan “yasal yetkisi olmaksızın yurtdışı spor
müsabakalarına ilişkin bahis oynatma” suçunun cezasının itiraz konusu
kuralla dört yıl hapis cezası olarak belirlendiği, genel ahlaka karşı suçlar
içinde düzenlenen ve tüm toplumu korumaya yönelik olan TCK’nın 228. maddesine göre
daha ağır bir yaptırım öngören itiraz konusu kuralın ölçülü olmadığı ve fiil
ile öngörülen yaptırım arasında makul ve hakkaniyete uygun bir denge
bulunmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. İtiraz konusu kuralın yer aldığı 7258 sayılı Kanun’un 5.
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, yurt dışında oynatılan spor
müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans
oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den
oynanmasına imkân sağlayan kişilerin dört yıldan altı yıla kadar hapis
cezasıyla cezalandırılacağı öngörülmektedir. Bentte yer alan “…dört
yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır…” ibaresi, itiraz
konusu kuralı oluşturmaktadır.
5. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve
işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün
kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
6. Cezalara ve güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, Anayasa’ya
aykırı olmamak üzere ülkenin sosyal, kültürel yapısını, ahlaki değerlerini ve
ekonomik hayatın gereksinimlerini göz önüne alan suç politikasına göre
belirlenir. Kanun koyucu, izlediği suç politikası gereği bazı filleri ceza
hukuku alanından çıkarabileceği gibi korudukları hukuki yararları ve neden
olduğu sonuçları esas alarak birtakım suçları farklı yaptırımlara da tâbi
kılabilir. Kanun koyucunun bu konudaki tercih ve takdirinin yerindeliğinin
incelenmesi, anayasal denetimin kapsamı dışında kalmaktadır.
7. Bununla birlikte, kanun koyucu, düzenlemeler yaparken
hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle de bağlıdır. Bu
ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık”
olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, getirilen
kuralın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik”,
getirilen kuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, “orantılılık”
ise getirilen kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü
ifade etmektedir. Bir kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak istenen amaç
arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması
zorunludur.
8. Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen “kanun önünde eşitlik
ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile
eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı
durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını
sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,
aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun
karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her
yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki
özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve
uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal
durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi
zedelenmez.
9. 7258 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre yurtiçinde ve
yurtdışında spor müsabakaları üzerine sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarını oynatmak üzere, Gençlik ve Spor
Bakanlığına bağlı, tüzel kişiliği haiz Spor Toto Teşkilat
Başkanlığı kurulmuştur. 10.7.1953 tarihli ve 6132 sayılı At Yarışları Hakkında
Kanun, 4.4.1988 tarihli ve 320 sayılı Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri ile bu
kuruluşlara verilen müşterek bahis ile şans oyunları oynatma hak ve yetkileri
saklı tutulmuştur. Kanun’un 2. maddesine göre ise yurt içinde ve yurt dışında
yapılan her türlü spor müsabakası üzerine yurt içinde ve yurt dışında spora
dayalı bahis ve şans oyunları düzenlemek, denetim ve gözetimi altında
düzenletmek, bunlara ilişkin her türlü izni vermek ve sözleşmeyi yapmak, spora
dayalı bahis ve şans oyunlarına yönelik mevzuata aykırı iş ve eylemlerin
önlenmesi için gerekli denetimleri yapmak, faaliyetlerde bulunmak ve tedbirleri
almak Spor Toto Teşkilat Başkanlığının görevleri arasında belirtilmiştir.
10. Bu yetki ve görevler kapsamında Spor Toto Teşkilat
Başkanlığı, sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarını adına kayıtlı bir
işyerinde oynatmak üzere bayilik ruhsatı vererek gerçek veya tüzel kişileri
sabit bayi olarak belirleyebileceği gibi sanal ortam alt yapısı üzerinden sabit
ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarını oynatmak üzere bayilik ruhsatı vererek
tüzel kişileri de sanal ortam bayii olarak belirleyebilmektedir. Bu şekilde
belirlenen bayiler ise 7258 sayılı Kanun ile Spor
Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunları Uygulama
Yönetmeliğinin belirlediği yükümlülükler çerçevesinde, elde
ettikleri hasılattan Spor Toto Teşkilat Başkanlığı Yönetim Kurulu tarafından
belirlenen oranda pay almak suretiyle söz konusu oyunları
oynatmaktadırlar.
11. İlgili mevzuat çerçevesinde Spor Toto Teşkilat Başkanlığının net
hasılatı ile her ne ad altında olursa olsun elde ettikleri diğer gelirler
toplamından; her türlü yatırım ve işletme giderleri düşüldükten sonra kalan
tutarı, Maliye Bakanlığı merkez muhasebe birimi hesabına yatırılarak
genel bütçeye gelir kaydedilir. Yıllık kamu payı tahmini dikkate alınmak
suretiyle Savunma Sanayii Destekleme Fonu, Tanıtma Fonu, Olimpiyat Oyunları
Hazırlık ve Düzenleme Kurulu ile Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna
aktarılmak üzere Bakanlık bütçesine ödenek konulur; Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumunun yılı bütçesine ödenek ayrılırken bu paylar dikkate alınır.
12. İtiraz konusu kuralla, yurt dışında oynatılan spor
müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans
oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den
oynanmasına imkân sağlayan kişilerin dört yıldan altı yıla kadar hapis
cezasıyla cezalandırılacağı öngörülmektedir. Bu suça benzer bir düzenleme 5237
sayılı Kanun’un “Genel Ahlaka Karşı Suçlar”bölümündeki 228. maddede, kumar
oynanması için yer ve imkân sağlayan kişilerin bir yıla kadar hapis ve
adlî para cezası ile cezalandırılacağı şeklinde yer almaktadır. Her ne
kadar söz konusu suçlar benzer şekilde düzenlenmiş olsalar da korudukları
hukuki menfaatler birbirinden ayrılmaktadır.
13. 5237 sayılı Kanun’da yer alan suçla korunan hukuki menfaat,
genel ahlakın korunması, toplumun ve çocukların kumarın sosyal bakımdan ortaya
koyduğu büyük tehlikeden ve doğurması olası facialardan korunmasıdır. Buna
karşılık itiraz konusu kuralda yer alan suçla korunan hukuki menfaat, yukarıda
ifade edilen menfaatlerin yanında devletin verdiği izin ve yetkiyle bahis
ve şans oyunları düzenleyen gerçek ve tüzel kişiler ile bu kişilerin
gelirlerinden pay alan kamu kurum ve kuruluşlarının mali çıkarlarıdır. 7258
sayılı Kanun’a göre bahis ve şans oyunlarının devletin denetim ve gözetiminde
yapılması suretiyle elde edilen gelirlerden sporla ilgili kurum ve
kuruluşlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına aktarılan pay Türk
ekonomisi ve sporu için önemli bir gelir kaynağı oluşturmaktadır. Bu bağlamda,
internet ve sair suretle erişim sağlayarak yasadışı şekilde bu tür bahis ve
şans oyunlarının oynatılması halinde söz konusu kurum ve kuruluşların bu katkı
paylarından mahrum kaldığı, ayrıca bu şekilde yasadışı bahis ve şans
oyunları oynatılmasına imkân sağlanmasının bir çeşit kara para aklama vesilesi
olduğu da anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun kuralla, suçun
niteliğini, işleniş şeklini, mağdurda oluşan zararı ve korunan hukuki menfaati
gözeterek, bu fiilleri 5237 sayılı Kanun’un kapsamı dışında düzenlediği ve daha
ağır bir yaptırım tercih ettiği anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun bu tercihi,
suç olarak tanımlanan fiillerin hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımlarına tâbi
tutulacağının belirlenmesindeki takdir yetkisinin kapsamındadır.
14. Öte yandan, internetin ulusal ve uluslararası alanda bilgi
paylaşımını ve iletişimi son derece hızlandırdığı günümüzde bu alanın kötüye
kullanılması suretiyle çeşitli suçların işlenmesi de kolaylaşmıştır. İnternet
ve sair suretle erişim sağlanarak oynanan bahis ve şans oyunlarının teknik
yönden tümüyle kontrolündeki ve engellenmesindeki güçlükler ile kuralın
ihlalinin ortaya çıkaracağı mali kayıplar da dikkate alındığında kuralın
ihlaline getirilecek yaptırımın caydırıcı olmasının önemi açıktır. Kuralın
gerekçesinde de belirtildiği üzere düzenlenen cezai hükümlerin yaptırımlar
bakımından yetersiz kalması nedeniyle söz konusu maddede değişiklik yapılmak
suretiyle kanun koyucu bu suçlara verilecek cezaların ağırlaştırılmasını amaçlamıştır. Ayrıca
bu tür bahis ve şans oyunlarının devletin denetim ve kontrolünde oynatılmasının
bir amacının da vatandaştaki eğilim ve talebin yasal yollardan ve kontrollü bir
şekilde karşılanarak vatandaşların istismarlarla karşı karşıya kalmasının
önlenmesi, sosyal ve ekonomik bakımdan ortaya çıkabilecek
tehlikeler karşısında korunması ve özellikle onsekiz yaşından
küçüklerin bu tür bahis oyunlarından uzak tutulması olduğu açıktır. Bu
bağlamda itiraz konusu kuraldaki
cezanın, internet ve sair suretle erişim sağlanarak yasadışı şekilde bahis ve
şans oyunu oynanması suçunun etkili bir cezayla karşılanması açısından gerekli,
bu fiillerin işlenmesini ve yaygınlaşmasını önlemeye elverişli ve orantılı bir
yaptırım olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle itiraz
konusu kuralda bu yönden de hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön
bulunmamaktadır.
15. Başvuran Mahkeme tarafından, itiraz konusu kuralın 5237 sayılı
Kanun’un 228. maddesindeki eylemlere benzer olduğu, aynı değerlere yönelen ve
birbiriyle aralarında yakın bağ bulunan bu suçlar arasında ayrım yapılarak
adaletsizliğe ve failler arasında eşitsizliğe neden olunduğu ileri sürülmüşse
de farklı hukuki menfaatleri koruyan söz konusu suçları işleyenlerin aynı
hukuksal konumda oldukları söylenemeyeceğinden bu suçları işleyenler arasında
eşitlik karşılaştırması yapılamaz. Kaldı ki kural olarak suç ve ceza arasında
adalete uygun bir oranın bulunup bulunmadığının saptanmasında, benzer bir suç
için öngörülen ceza ile yapılacak kıyaslamanın değil, o suçun yarattığı etkinin
ve sonuçlarının dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle bir suç için
öngörülen cezanın başka bir suç için öngörülen cezayla karşılaştırılması
suretiyle yapılan değerlendirme, anayasal denetime esas oluşturmaz.
16. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine
aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
IV- HÜKÜM
29.4.1959 tarihli ve 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor
Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un,
12.7.2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilen 5.
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “…dört
yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.” ibaresinin,
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 23.11.2016 tarihinde
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin
GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ
```