ictihat
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2023/5, K. 2023/45
# Norm Kararı
```html
“1. 23.01.2017 tarihli 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe giren 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname'nin 29/2. maddesinde "Disiplin cezasını gerektiren
fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası
verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralı, 29/4.
maddesinde de "Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir
bir şekil noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme
tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili
disiplin kurulu veya disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren ceza verme
yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden değerlendirme yapar." kuralı yer
almaktayken, 08.03.2018 tarihli 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de 7068
sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
Kabul Edilmesine Dair Kanun yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve 7068 sayılı
Kanunun 29/2. maddesinde "Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği
tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza
verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralı, 29/4. maddesinde de
"Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil
noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal
edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya
disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren ceza verme yetki ve sorumluluğu
kapsamında yeniden değerlendirme yapar." kuralı yer almış olup, 7068
sayılı Kanunun bu kuralları halen yürürlüktedir.
2. 7068 sayılı Kanun'un 34/1. maddesinde "Bu Kanunda hüküm
bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanunun disipline ilişkin hükümleri
uygulanır." kuralı yer almaktadır.
3. 7068 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde "(1) Bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve
3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre
resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu
Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) (Değişik:18/10/2018-7148/45 md.) 2/1/2017 tarihli ve 682
sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin
soruşturmaları ile ilgili olarak;
a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin
kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır.
b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu
disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı
olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri
veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin
cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur.
(4) Sahil güvenlik ve jandarma teşkilatlarında görev yapan Milli
Savunma Bakanlığı personelinin disiplin işlemleri, görevleri süresince bu Kanun
hükümlerine göre yürütülür." düzenlemesine yer verilmiştir.
4. 23.07.1965 tarihli 12056 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe giren ve disiplin hukukumuza ilişkin temel kuralları ortaya koyan 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127/2. maddesinde "Disiplin cezasını
gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde
disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına
uğrar." kuralı yer almakta olup, 657 sayılı Kanun'un herhangi bir yerinde
"Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil
noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal
edilmesi durumunda ne olacağına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer
verilmemiştir.
5. Dosyanın incelenmesinden görüleceği üzere, davacının
01.03.2018 tarihinde işlediği iddia edilen disiplin suçu ile ilgili olarak önce
27.06.2019 tarihli 2019/346 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin
Kurulu işlemi tesis edilmiş, bu işlemin Van 2. İdare Mahkemesi'nin 19.11.2020
tarihli E:2020/255, K:2020/3086 sayılı kararıyla usul yönünden iptal edilmesi
üzerine, bu iptal kararına da atıf yapılarak işbu dava konusu 18.06.2021
tarihli 2021/158 karar no'lu İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu işlemi
tesis edilmiştir.
6. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden görüleceği üzere,
gerek disiplin hukukumuzun temel Kanunu olan 657 sayılı Kanun'da, gerek 682
sayılı KHK'da gerekse 7068 sayılı Kanun'da bir fiile ne kadar süre içerisinde
ceza verilebileceğine ilişkin ceza zamanaşımı süreleri düzenlenmiş olup, her üç
mevzuatta da bu süre fiil tarihinden itibaren iki yıl olarak belirlenmiştir.
7. Fakat, 682 sayılı KHK'nın ve 7068 sayılı Kanun'un 29/4.
maddelerinde "Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir
bir şekil noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme
tarafından iptal edilmesi durumunda ne olacağı özel olarak düzenleme altına
alınmış ise de, bu düzenlemelerde bu durumda hangi süreler içerisinde yeniden
ceza verilebileceği, ceza zamanaşımı süresinin ne kadar uzayacağı gibi hususlar
düzenlenmemiş; bir fiile ilk defa ceza verilebilmesi için iki yıllık zamanaşımı
süresi ön görüldüğü halde, yeniden verilecek cezalarda herhangi bir zamanaşımı
süresi ön görülmemiştir.
8. Dolayısıyla, somut olayda, davacıya isnat edilin fiilin
tarihinin 01.03.2018 olduğu hususunun dikkate alınması halinde 682 sayılı
KHK'nın ve 7068 sayılı Kanun'un 29/2. maddelerinde belirtilen 2 yıllık
zamanaşımı süresinin işbu dava konusu işlem tarihi olan 18.06.2021 itibariyle
geçmiş olduğu, ancak, dava konusu işlemin öncesinde tesis edilen işlemin Van 2.
İdare Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararıyla usul yönünden iptal edilmesi
sebebiyle ve 682 sayılı KHK ile 7068 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan 29/4.
maddeleri hükmü gereğince işbu davada ceza zamanaşımının geçtiği gerekçesiyle
bir karar verilemeyeceği anlaşılmaktadır.
9. Ancak, gerek fiil tarihinde yürürlükte bulunan 682 sayılı
KHK'nın 29/4. maddesinin gerekse sonrasında yürürlüğe giren ve halen yürürlükte
bulunan 7068 sayılı Kanun'un 29/4. maddesinin 2709 sayılı Anayasamızın 2.
maddesinde düzenlenen "Hukuk Devleti" ilkesine aykırı olduğu açıktır.
Zira, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden
biri "belirlilik ve hukuki güvenlik" ilkeleridir. Buna göre, yasal
düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve
kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması,
keyfi uygulamalara karşı koruyucu birtakım güvenceler içermesi gereklidir.
Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup; birey, belirli bir
kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya
sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu,
kanundan öğrenebilme imkanına sahip olmalıdır. Hukuki güvenlik, kuralların
öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven
duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici
yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır. (Anayasa Mahkemesinin 22.05.2013
tarih ve E.2013/39, K.2013/65 saylı kararı).
10. Zamanaşımı hak düşürücü sürelerdendir ve bir hususta
zamanaşımı düzenlenmiş ise zamanaşımının ne zaman başlayıp ne zaman biteceği,
hangi halde hangi süreyle durup ne zaman işlemeye başlayıp ne zaman biteceği
gibi zamansal sınırların ilgili mevzuatta belirgin olması gerekmektedir.
Halbuki 682 sayılı KHK'nın ve 7068 sayılı Kanun'un 29/2. maddelerinde
zamanaşımı süreleri düzenlenmiş ve bu süreler 2 yıl ile sınırlanmış olmasına
rağmen, bu süreler 682 sayılı KHK'nın ve 7068 sayılı Kanun'un 29/4.
maddelerinde herhangi bir sınır olmaksızın ortadan kaldırılmış durumdadır ve
bunun da Anayasaya aykırı olduğu hususu kuşku götürmez bir gerçektir.
11. Nitekim, son yıllarda disiplin hukukumuzda benzer
düzenlemeler yapılmaya başlanmış olup, buna örnek olarak gösterilebilecek olan
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/C maddesinde yeniden verilecek
cezaların hangi süreler içerisinde verilebileceği hususu belirlenmiştir.
12. Bu itibarla, işbu istinaf başvurusu hakkında bir karar
verilmeden önce, yeniden verilecek cezanın hangi süreler içerisinde
verilebileceğini düzenlememesi, bu şekilde ilgilisinin hukuki durumunu uzun
süreler belirsiz ve hukuki güvenceden yoksun hale getirmesi sebebiyle hukuk
devleti ilkesine aykırı olan 682 sayılı KHK'nın ve 7068 sayılı Kanun'un 29.
maddelerinin 4. fıkralarının iptali istemiyle itiraz yoluyla Anayasa
Mahkemesine başvurulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
13. Burada şu hususlara da değinilmesinde fayda görülmektedir.
Şöyle ki:
14. 7068 sayılı Kanun'un 34/1. maddesinde 657 sayılı Kanun'a
yapılan atıf sebebiyle "isnat konusu fiil için önceden tesis edilen bir
işlem hakkında işleyen yargısal sürecin bulunduğu, bu süreç sonucunda makul bir
süre içinde yeniden işlem tesis edilebileceğini söylemek mümkün değildir. Zira,
gerek 7068 sayılı Kanun gerekse 657 sayılı Kanun "makul süre" gibi
bir düzenleme içermemektedir. Kaldı ki, makul süre kavramı kişiden kişiye değişir.
Kimine göre makul olan süre kimine göre makul olmayabilir.
15. Diğer yandan, 657 sayılı Kanun'un "Aynı olaydan dolayı
memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin
kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya
olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz."
şeklindeki 131. maddesininde, Kanun Koyucunun 127. maddede öngördüğü iki yıllık
sürenin nihai süre olduğu yönündeki iradesinin bir tezahürü olduğu açıktır.
Zira, bu maddenin getiriliş amacının, ceza hukuku anlamındaki zamanaşımı
süreleri daha uzun olduğu halde disiplin ceza zamanaşımı süresinin her halde 2
yıl ile sınırlı tutulması olduğu tabiidir.
16. Ayrıca, olayda idarenin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 28. maddesi kapsamında yargı kararının gereğini yerine getirdiğini,
dolayısıyla işbu dava konusu işlemin yukarıda aktarılan yargı kararının
gereğinin yerine getirilmesinden ibaret olduğunu, bu sebeple de 682 sayılı
KHK'nın ve 7068 sayılı Kanun'un işbu itiraza konu kurallarının Anayasa'ya
aykırı olmadığını söylemek de hukuken olanaksızdır.
17. Çünkü, Anayasa'nın 125. maddesinde, "(7) İdare, kendi
eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." düzenlemesi yer
almış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari Dava Türleri ve
İdari Yargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a)
bendinde de iptal davalarının tanımı yapılırken, idari işlemlerin "yetki,
şekil, sebep, konu ve maksat" yönlerinden hukuka aykırı olduklarından
dolayı açılabileceği belirtilerek, idari yargı mercilerince gerçekleştirilecek
hukuki denetimin sınırları belirlenmiş; anılan maddenin 2. fıkrasında ise,
"İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun
denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar,
yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen
şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem
ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı
kararı veremezler." hükümlerine yer verilmiş olup, bu mevzuat
hükümlerinden görüleceği üzere idari yargı mercilerinde görülen iptal davaları
olay ya da kişi yargılamasına ilişkin değil, "işlem" adı verilen
belgelerin yargılamasına ilişkindir ve verilecek iptal kararları
"işlem" adı verilen bu belgeleri hukuk dünyasından siler. Diğer
yandan, idari yargı mercileri ile idare arasında organik bir hiyerarşi, organik
bir astlık-üstlük ilişkisi yoktur. Dolayısıyla, idari yargı mercileri iptal
davalarında verecekleri kararlarla idareye emir ve talimat veremezler. İdari
yargı mercilerinin verdikleri iptal kararları idareye emir-talimat veren
hukuksal kabiliyete sahip belgeler değil, sadece dava dosyasında dava edilen
idari işlemin hukuka aykırılığını ortaya koyan ve bu çerçevede idari işlemi
iptal eden belgelerdir.
18. Ayrıca belirtilmelidir ki, idare kendi işlemi hakkında
"iptal", "geri alma", "düzeltme" veya
"kaldırma" gibi yeni idari işlemler tesis edebilirken, yargı
mercileri idari işlemler hakkında "geri alma", "düzeltme"
veya "kaldırma" gibi bir karar veremezler. İdari yargı mercilerinin
idari işlemler hakkında verebilecekleri tek karar "iptaldir. Bu da yargı
mercilerince verilen kararların dava dilekçesinde iptali istenen, tarihi-sayısı
belli olan, somut olaydaki idari işlemin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı
olduğunu göstermektedir.
19. Kaldı ki, 2577 sayılı Kanunun "Danıştay, bölge idare
mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına
ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye
veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye
tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." şeklindeki 28. maddesi hükmünün
maddenin diğer hükümleriyle birlikte bir bütün olarak ele alınması halinde, bu
maddenin idarenin aleyhine sonuçlanan davalara ilişkin mahkeme ilamlarının
icrasıyla ilgi olduğu, usulden iptal edilen idari işlemlerin yerine usule uygun
yeni işlem tesis edilmesi gerektiğiyle ilgili olmadığı açıktır.
20. Diğer yandan, bir idari yargı merciince verilen
"iptal" kararının gereğinin yerine getirilmesi veya getirilmemesi
mümkün değildir. Yani bir idari işlemin iptaline dair idari yargı mercii
kararının gereğini yerine getirmek için idarenin yargı merciinin iptal ettiği
idari işlemin iptaline dair yeni bir işlem tesis etmesi gerekmez. Bu hukuk
tekniği anlamında da imkansızdır. Zira, idari yargı mercilerince verilen
"iptal" kararları hukuk aleminde kendiliğinden sonuç doğururlar ve
verildikleri tarih itibariyle idari işlemi hukuk aleminden kendiliğinden
ortadan kaldırırlar. Bu sonucun ortaya çıkması için idarece ayrıca işlem tesis
edilemez. Dolayısıyla, usul yönünden verilen iptal kararlarının gerekçesi
doğrultusunda idarece yeniden işlem tesis edilmesi halinde, bu yeni işlemin
2577 sayılı Kanunun 28. maddesi gereğince olduğu söylenemez.
21. İptal davalarında herhangi bir gerekçeyle idari işlemin
iptal edilmesi halinde 2577 sayılı Kanunun 28. maddesinin uygulanması demek
idarece iptal gerekçesine uygun yeni işlem tesis etmek değil, iptal edilen
işlemin hukuk alemindeki sonuçlarını gidermektir. Örneğin, iptal edilen işlemle
verilen disiplin cezasını ilgilinin sicil kaydından silmek, işlem göreve son
veren bir işlem idiyse ilgilisini göreve döndürmek için bir işlem tesis etmek v.b.'dir.
22. Kaldı ki, bir iptal davasının esastan reddine karar
verilsede, idarenin ilgilisi aleyhine sonuç doğuran ve kazanılmış hak teşkil
etmeyen idari işlemlerini çeşitli hukuksal sebeplerle her zaman iptal
edebileceği, geri alabileceği, düzeltebileceği veya kaldırabileceği; bunun
hukuken mümkün olduğu tabiidir. Dolayısıyla, davanın reddine dair bir karar
nasıl bir emir-talimat değil ise, iptal davasına konu olan bir idari işlem
hakkında verilen usul yönünden iptal kararının da bir emir-talimat olmadığı
tabiidir.
23. Diğer yandan; bir iptal davasında idari işlemin usulden
iptal edilmesi halinde ve bu iptal kararı sonrasında idarece ilgilisi hakkında
olumsuz sonuç doğuran yeni bir idari işlem tesis edilmesi halinde, yargı
merciince verilen iptal kararındaki usule aykırılıkların yeni tesis edilecek
işlemde bulunmaması gerektiği hususu da hukuk devleti ilkesinin doğal bir
sonucudur. Dolayısıyla, bir iptal davasında idari işlemin usulden iptal
edilmesi halinde ve bu iptal kararı sonrasında idarece ilgilisi hakkında olumsuz
sonuç doğuran yeni bir idari işlem tesis edilecekse, yargı merciince verilen
iptal kararında gerekçe olarak gösterilen usul aykırılıklarının giderilmesi
suretiyle işlem tesis edilmesi gerekmektedir. Ancak, sonradan yeni bir işlem
tesis edilmesi halinde, iptal edilen önceki işlemin yeniden vücut bulmayacağı,
önceki işlemin hukuk aleminde doğurduğu hukuksal sonuçlar ile sonraki işlemin
hukuk aleminde doğurduğu hukuksal sonuçların kendi içindi ele alınması
gerektiği de tabiidir. Örneğin, bir ilgiliye kınama disiplin cezası verilmesine
ilişkin A tarihli B sayılı bir işlemin bir idari yargı merciince verilen
kararla usul yönünden iptal edilmesi sonrasında bu usul sakatlığı giderilip
sonradan tesis edilecek C tarihli Ç sayılı yeni bir işlemle disiplin cezası verilmesi
halinde, disiplin cezasının sicilden silinmesine ilişkin süreler A tarihli B
sayılı işlem dikkate alınarak değil C tarihli Ç sayılı işlem dikkate alınarak
belirlenecektir. Yine örneğin, bir ilgiliye meslekten çıkarma disiplin cezası
verilmesine ilişkin D tarihli E sayılı bir işlemin bir idari yargı merciince
verilen kararla usul yönünden iptal edilmesi sonrasında mevzuatta bir
değişiklik olması ve cezaya dayanak alınan fiilin ceza gerektirir fiiller
arasından çıkarılması ya da cezası hafifletilmesi halinde bu usul sakatlığı
giderilerek dahi ilgiliye meslekten çıkarma disiplin cezası verilmesi mümkün
olmayacaktır. Bu örneklerin çoğaltılması da mümkündür.
IV- KARAR
Açıklanan nedenlerle, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmaları
sebebiyle 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname'nin 29. maddesinin "Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya
düzeltilebilir bir şekil noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının
mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki
yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren ceza
verme yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden değerlendirme yapar."
şeklindeki 4. fıkrasının ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 29. maddesinin
"Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil
noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal
edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya
disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren ceza verme yetki ve sorumluluğu
kapsamında yeniden değerlendirme yapar." şeklindeki 4. fıkrasının iptali
istemiyle Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi'ne
başvurulmasına; dava dosyasının ve dosyada bulunan tüm belgelerin onaylı
suretlerinin işbu karar aslı ile birlikte Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesine;
işbu karar aslı ile dosya suretinin Anayasa Mahkemesince esasa alındığı
tarihten itibaren beş ay beklenilmesine, beş ay içinde netice gelmezse mevcut
mevzuata göre dosyanın karara bağlanmasına; işbu kararın onaylı birer örneğinin
bilgi amacıyla taraflara da tebliğine, 02.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar
verildi.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/5
Karar Sayısı : 2023/45
Karar Tarihi : 9/3/2023
R.G.Tarih-Sayı :
20/6/2023-32227
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: A. 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin
Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 29. maddesinin (4) numaralı
fıkrasının,
B. 31/1/2018
tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 29. maddesinin (4) numaralı
fıkrasının,
Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek
iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Daha önce verilen disiplin cezasının yargı kararı ile iptali üzerine
yeniden tesis edilen disiplin cezasının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı
olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ
İSTENEN KANUN HÜKMÜ İLE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME KURALI
A. Kanun’un itiraz
konusu kuralın da yer aldığı 29. maddesi şöyledir:
“Zamanaşımı
MADDE 29- (1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler
hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği
tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli
durdurma cezalarında bir ay içinde,
b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan
çıkarma cezasında altı ay içinde,
disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin
cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği
tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza
verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
(3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği,
kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun
işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
(4) Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya
düzeltilebilir bir şekil noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının
mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki
yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren ceza
verme yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden değerlendirme yapar.”
B. Kanun Hükmünde
Kararname’nin (KHK) itiraz konusu kuralın da yer aldığı 29. maddesi şöyledir:
“Zamanaşımı
MADDE 29- (1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler
hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği
tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli
durdurma cezalarında bir ay içinde,
b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma
cezasında altı ay içinde,
disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin
cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği
tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme
yetkisi zamanaşımına uğrar.
(3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği,
kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun
işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
(4) Fiilin
hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil noksanlığı
bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi
durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya disiplin
amiri, kararın tebliğinden itibaren ceza verme yetki ve sorumluluğu kapsamında
yeniden değerlendirme yapar.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA,
Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf
Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan
FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 5/1/2023 tarihinde
yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle olağanüstü hâl (OHAL) KHK’larının
yargısal denetimi meselesi görüşülmüştür.
2. OHAL
süresince
Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun OHAL’in gerekli
kıldığı konularda KHK çıkarabileceğini hükme bağlayan ve OHAL KHK’larının
hukuksal rejimini düzenleyen Anayasa’nın 121. maddesi 21/1/2017 tarihli ve 6771
sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un
9/7/2018 tarihinde yürürlüğe giren 16. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış,
böylece OHAL KHK’sı çıkarılabilme imkânına anayasal olarak son verilmiştir.
3. Buna
karşılık 6771 sayılı Kanun’la Anayasa’ya eklenen geçici 21. maddenin (F)
fıkrasının birinci cümlesinde “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte
yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler, tüzükler, Başbakanlık ve
Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler ile diğer düzenleyici işlemler
yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürür” denilmek suretiyle
Anayasa’nın 121. maddesinin yürürlükten kaldırılma tarihine kadar çıkarılan ve
yürürlükte bulunan KHK’ların geçerliliğinin devam edeceği hükme bağlanmıştır.
4. 6771 sayılı Kanun’la
Anayasa’ya eklenen geçici 21. maddenin
(F) fıkrasının ikinci cümlesinde “Yürürlükte
bulunan kanun hükmünde kararnameler hakkında 152 nci ve 153 üncü maddelerin
uygulanmasına devam olunur” hükmüne yer verildiği, bu suretle
anayasa koyucunun yürürlükte bulunan KHK’ların ve bu kapsamda OHAL KHK’larının
yargısal denetimine ilişkin ve anılan değişiklik öncesinde geçerli olan hukuki
rejimin aynen muhafaza edilmesini öngördüğü anlaşılmıştır.
5. Anayasa’nın 148.
maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde “…
olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde
kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla,
Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz” hükmü
yer almaktayken 6771 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle anılan cümlede yer
alan “kanun hükmünde kararnamelerin” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı
kararnamelerinin” şeklinde değiştirilmiştir.
6. Anayasa Mahkemesi OHAL KHK’larının yargı denetimine tabi olup olmadığı
hususuna ilişkin olarak 2016 yılında belirlediği içtihadında söz konusu
KHK’ların Anayasa’nın 148. maddesinin birinci
fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “… olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve
savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas
bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz”
hükmü karşısında yargısal denetiminin yapılmasının mümkün olmadığına karar
vermiştir (AYM, E.2016/166,
K.2016/159 12/10/2016; E.2016/167, K.2016/160, 12/10/2016; E.2016/171,
K.2016/164, 2/11/2016; E.2016/172, K.2016/165, 2/11/2016). Kararın gerekçesinde OHAL KHK’larının Anayasa
Mahkemesi tarafından denetlenebilmesi için bu yöndeki bir anayasal yetkinin
açıkça tanınması gerektiği, Anayasa’nın 148. maddesinin lafzı, Anayasa
koyucunun amacı ve ilgili yasama belgeleri gözönünde bulundurulduğunda
olağanüstü dönem KHK’larının herhangi bir ad altında yargısal denetime tabi
tutulamayacağının açık olduğu, anılan hükme rağmen yapılacak yargısal denetimin
Anayasa’nın bağlayıcılığını ve üstünlüğünü düzenleyen Anayasa’nın 11. maddesiyle
ve Anayasa’nın kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisini hiçbir kimse
veya organın kullanamayacağına ilişkin 6. maddesiyle bağdaşmayacağı
belirtilmiştir.
7. İptali talep edilen
KHK kuralının yer aldığı 682 sayılı KHK,
Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından 2/1/2017
tarihinde çıkarılmış, 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanarak aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) onayına
sunulmuştur. Bu itibarla söz konusu KHK, Anayasa’nın mülga 121. maddesine dayanılarak
olağanüstü hâlin geçerli olduğu dönem içinde çıkarılmış olan bir OHAL
KHK’sıdır.
8. İtiraz konusu KHK
kuralı yönünden belirtilen içtihattan ayrılmayı gerektiren bir durum
bulunmamaktadır. Bu itibarla Anayasa’nın mülga 121. maddesi uyarınca çıkarılan
itiraz konusu KHK hükmünün esasına geçilerek yargısal denetiminin yapılması
mümkün olmadığından bu kurala yönelik iptal
talebinin yetkisizlik nedeniyle reddi gerekir.
9. Açıklanan
nedenlerle;
A. 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin
Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 29. maddesinin (4) numaralı
fıkrasına ilişkin itiraz başvurusunun yetkisizlik
nedeniyle REDDİNE,
B. 31/1/2018
tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 29. maddesinin (4) numaralı
fıkrasının esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
10. Başvuru kararı ve ekleri,
Raportör Murat ÖZDEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali
istenen kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralı ve bunun gerekçesi ile diğer
yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
11. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet
gerekleri ile sınırlandırılmış; bu sınırların dışına çıkanların ise disiplin
cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür (AYM,
E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, § 42).
12. Ceza hukukunda
olduğu gibi disiplin hukukunda da idarenin cezalandırma yetkisinin kullanılması
belirli sürelerle sınırlandırılmıştır. İlgili kanunda öngörülen sürelerin
geçmesiyle ilgililer hakkında disiplin soruşturması açılması ya da disiplin
cezası verilmesi imkânı ortadan kalkmaktadır. Bu bakımdan disiplin hukukunda
zamanaşımı, belirli bir süre geçtikten sonra disiplin cezası verilmesinde kamu
yararı bulunmadığı ve kamu görevlilerinin süresiz olarak ceza tehdidiyle karşı
karşıya kalmaması için getirilen hukuki bir güvencedir (AYM, E.2017/33,
K.2019/20, 10/4/2019, § 43).
13. Disiplin hukukunda
soruşturma zamanaşımı ve ceza zamanaşımı olmak üzere iki tür zamanaşımı söz
konusudur. Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hâllerin işlendiğinin
öğrenildiği tarihten itibaren kanunda belirtilen sürenin geçmesi nedeniyle
disiplin soruşturması açılmasını engelleyen zamanaşımına soruşturma zamanaşımı,
fiilin işlendiği tarihten itibaren kanuni süresi içinde soruşturma açılmakla
birlikte ceza verilebilmesi için kanunda öngörülen sürenin geçirilmesiyle
disiplin cezası verilmesini engelleyen zamanaşımına ise ceza zamanaşımı
denilmektedir. Kamu düzenine ilişkin olan bu sürelerin idari makamlar ve yargı
mercileri tarafından resen gözetilmesi zorunludur (AYM, E.2017/33, K.2019/20,
10/4/2019, § 44).
14. 7068 sayılı
Kanun’un 1. maddesinde bu Kanun’un Emniyet Genel
Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline
ilişkin disiplinsizlik hâllerini, disiplin cezalarını, disiplin amirlerini ve
kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlediği
belirtilmiştir.
15. Anılan Kanun’un “Zamanaşımı”
başlıklı 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasında disiplin
cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde
disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına
uğrayacağı belirtilmiş, itiraz konusu (4) numaralı fıkrasında ise fiilin hatalı
olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil noksanlığı bulunduğu
gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda
kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulunun veya disiplin amirinin
kararın tebliğinden itibaren ceza verme yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden
değerlendirme yapacağı hüküm altına alınmıştır.
16. Bu itibarla
kuralla, mahkemenin iptal kararının gerekçesinde yer alan hukuka aykırılıkların
giderilmesi suretiyle yeniden disiplin cezası uygulanabilmesi herhangi bir ceza
zamanaşımına tabi kılınmamıştır.
B. İtirazın Gerekçesi
17. Başvuru kararında
özetle; kuralla, fiilin hatalı olarak vasıflandırılması veya şekil eksikliği
gerekçesine dayalı iptal kararı üzerine söz konusu eksikliklerin giderilmesi
suretiyle yeniden disiplin cezası verilmesinin mümkün kılındığı ancak bu
cezanın hangi süre içinde verilebileceği hususunun düzenlenmediği, idarenin
yeniden bir disiplin cezası tesis etmesi yargı kararının yerine getirilmesi
olarak değerlendirilemeyeceğinden bu cezanın zamanaşımına tabi olmadığının
kabul edilemeyeceği zira iptal kararı üzerine idarenin asıl yükümlülüğünün yeni
bir işlem tesis etmek değil iptal edilen idari işlemin hukuki sonuçlarını
geçmişe yönelik olarak ortadan kaldırmak olduğu, zamanaşımının hak düşürücü
sürelerden olması sebebiyle buna dair yasal düzenlemelerde zamanaşımının ne
zaman başlayıp ne zaman biteceğinin açık ve net bir şekilde düzenlenmesi
gerektiği, kuralla belli durumlarda zamanaşımı sürelerinin bir sınır olmaksızın
ortadan kaldırıldığı, bu itibarla kuralın hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı
belirtilerek Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
18. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve
işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini
bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir (AYM, E.2017/33,
K.2019/20, 10/4/2019, § 48).
19. Hukuk
devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi
uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir
duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,
uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına
karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler
hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk
normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde
devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven
duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41,
K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154).
20. İdari yargı
mercilerince verilen iptal kararları, davaya konu işlemin hukuk âleminde hiç
tesis edilmemiş olması sonucunu doğurur ve aynı koşullar devam ettiği sürece bu
konuda yeniden işlem tesis edilemez. Disiplin cezasının, eylemin sübut
bulmadığı ya da zamanaşımı süresi geçtikten sonra tesis edildiği gibi
gerekçelerle iptal edilmesi üzerine aynı konuda yeniden bir disiplin cezası
verilmesi mümkün değildir. Ancak bazı iptal kararlarının gerekçesi idarece aynı
konuda yeni bir işlem tesisini mümkün ya da gerekli kılabilir. Örneğin iptal
davasına konu bir disiplin cezasının dayanağı olarak ileri sürülen eylemin
niteliği gereği daha hafif bir cezayı gerektirdiği gerekçesiyle verilen bir
iptal kararı üzerine idari makamlar anılan gerekçe doğrultusunda daha hafif
olan cezanın verilmesi yoluna gidebilecektir. Yine dava konusu işlemin yetki ve
şekil unsurları yönünden, bir başka deyişle usul hükümleri yönünden hukuka
aykırılığının tespitine bağlı olarak verilen iptal kararları üzerine idare tarafından
iptale neden olan hukuka aykırılıklar giderildikten sonra aynı konuda yeniden
işlem tesis edilmesinin önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır (AYM,
E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, § 52).
21. Dava konusu kural
ile bir disiplin cezasının mahkeme kararıyla iptal edilmesi durumunda buna dair
kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri
tarafından kararın tebliğinden itibaren ceza verme yetki ve sorumluluğu
kapsamında yeniden değerlendirme yapılacağı ifade edilirken bu tür iptal kararlarının
kastedildiği anlaşılmıştır.
22. 7068 sayılı
Kanun’da disiplin ceza zamanaşımı süresi iki yıl olarak düzenlenmiştir.
Kanun’da söz konusu zamanaşımı süresinin mahkemenin iptal kararı gerekçesi
doğrultusunda tesis edilecek yeni disiplin işlemlerini kapsadığına ilişkin bir
hüküm bulunmamaktadır.
23. Bir disiplin
soruşturmasının başlatılması, elde edilen bulgular ve yapılan değerlendirmeler
sonucunda fiile uygun disiplin cezasının verilmesi, bu cezaya karşı dava
açılması üzerine mahkemece yeni bir ceza verilmesini mümkün kılacak bir
gerekçeyle cezanın iptaline hükmedilmesi ve idare tarafından bu karara uygun
şekilde yeniden disiplin cezası tesis edilmesi şeklinde özetlenebilecek bir
sürecin nihai olarak ne kadar sürede tamamlanacağı 7068 sayılı Kanun’da düzenlenmemiştir.
24. İdari düzenin
korunması ve kamu hizmetinin düzgün işlemesi amacıyla getirilen disiplin
cezaları ile genel toplum düzenini koruyan ceza hukuku alanındaki cezalar
arasında cezanın amacı, veriliş usulü ve sonuçları yönünden farklılıklar bulunmaktadır.
Anılan farklılıklar zamanaşımının işleyişinde de kendini göstermektedir. Bu
anlamda disiplin hukuku bakımından disiplin cezası verme zamanaşımı, cezayı
gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarih itibarıyla başlayan ve cezanın
verilmesine kadar geçen sürece ilişkindir. Anılan cezaya karşı hak arama
hürriyeti kapsamında idari ve yargısal mercilere başvurulması ve akabinde
cezanın iptal edilmesi üzerine iptal kararı doğrultusunda idarenin yeni bir
disiplin cezası tesis etmesine ilişkin sürecin ise ayrı bir aşama olması
nedeniyle disiplin ceza zamanaşımından bağımsız olarak değerlendirilmesi
gerekir (AYM, E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, § 56).
25. Öte yandan iptal
kararının gerekleri doğrultusunda idarenin yeni bir disiplin cezası tesis
ederken hiçbir süreyle sınırlı tutulmaması da kabul edilemeyeceğinden idarenin
yeni cezayı makul bir sürede tesis etmesi gerekir (AYM, E.2017/33, K.2019/20,
10/4/2019, § 57).
26. Bu itibarla
Kanun’da belirtilen ceza zamanaşımı süresi iptal kararından önce verilen ilk
disiplin cezası için geçerli olup iptal kararı uyarınca yeni bir disiplin
cezası tesis edileceği durumlarda idarenin vakit geçirmeden harekete geçmesi ve
makul bir süre içinde yargı kararını uygulaması gerekmektedir (AYM, E.2017/33,
K.2019/20, 10/4/2019, § 58).
27. Kural ile
mahkemenin iptal kararı sonrasında idarece yeniden işlem tesis edilebilmesi
yönünde düzenleme yapılmış ancak bu işlemin hangi sürede tamamlanması
gerektiğine ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. Başka bir ifadeyle kural kamu
görevlilerinin disiplinsizliğinin cezasız kalmaması için yeniden işlem tesis
edilmesini sağlarken, bu kişilerin süresiz olarak ceza tehdidiyle karşı karşıya
kalmasına yol açabilecektir.
28. Bu itibarla kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarını
önleyecek nitelikte tedbirler içermeyen, hukuki
öngörülebilirlik ve belirlilik ilkeleriyle bağdaşmayan kural hukuk devleti
ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
29. Açıklanan
nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
30. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da
bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte
yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe
gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede
yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 30/3/2011
tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak
Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde
Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe
gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği
belirtilmektedir.
31. 31/1/2018 tarihli
ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Kabul edilmesine Dair Kanun’un 29. maddesinin (4) numaralı
fıkrasının iptal
edilmesi nedeniyle
doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü
fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66.
maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal
hükmünün kararın Resmî Gazete’de
yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
V. HÜKÜM
31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin
Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un
29. maddesinin (4) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal
hükmünün, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216
sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un
66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE
YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE 9/3/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
```